CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Manşetlerin altında yatanı okumak

Eklenme Tarihi 29 Ağustos 2010
Yükseköğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifinin 11 Şubat 2008 tarihinde Meclis'ten geçmesinden sonra, gazeteler bunu manşetlere farklı yansıttı. Hürriyet Gazetesi'nin "411 El Kaosa Kalktı" manşetine büyük tepki olmuştu. Aradan aylar geçmesine karşın Başbakan Erdoğan Hürriyet'in o manşetini hiç unutamadığını açıkladı. Erdoğan, "Adın Hürriyet, attığın bu başlık ne?" diye sordu.
Gerçekten, manşetleri değil manşetlerin altında yatanı okumak lazım. Bu manşetin altında ne yatıyordu? Hürriyet'in atılan o manşetinin ne manaya geldiğini, O manşetlerin altında yatan manayı, altında yatan niyeti okumak manşetin kendisinden daha önemlidir.
TBMM 550 milletvekilinden oluşur. Milletin vekili sıfatı ile oy kullanılır. Millet adına hareket eden kaosa el kaldırmaz, kaos yaratmaz. Milletin hayrına el kaldırır, oyunu kullanır.
411 oyla kabul edilen anayasa değişikliğini Anayasa mahkemesi esasa girerek iptal etti. İyi mi oldu? Mahkeme'nin böyle bir yetkisi var mı? "Özgürlük", "Demokrasi" ve "Eşitlik" diyen ellere, kaos suçlaması yapmak, statükoyu korumaktır, halka karşı olmaktır.
Günümüzde de bazı gazete manşetlerinin altında yatanı okumak, dönen ve döndürülmek istenen tezgâhları görmek, geleceğimize yönelik kararları daha emin şekilde vermemizi sağlayacaktır.


'STATÜKO İTTİFAKI" 13 EYÜL'DE NE YAPACAK?
Başbakan başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Yasin Doğan müstear ismiyle son yazdığı yazıda, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, güneydoğu gezisini mercek altına yatırıyor. Yazı, "CHP lideri, popülist ifadelerle siyasetsizlik sorununu aşmaya çalışıyor.
CHP'nin içinde yer aldığı statüko ittifakının ise bu çıkışlar karşısında ne kadar ayakta kalacağı merak uyandırıyor''
cümlesi ile son buluyor. 12 Eylül referandumunun ruhuna bir kez daha bakalım. Değişimden yana olan, demokratik ve özgürlüklerin daha da gelişmesini isteyenlerin (evet),mevcut durumu korumak, açılımları ne pahasına olursa olsun engellemek isteyen bazı çevrelerin (hayır)cı kampta toplanması sürpriz değil.
Eğer bu anayasa düzenlemesi halkın onayını alırsa, yargı vesayeti ve bürokratik vesayet ciddi şekilde kırılacak. Hayır'cı çevreler, gelişmeyi durdurma kampanyalarıyla statükocu ve vesayetçi eğilimi yansıtmaktadırlar, yaptıkları demokrasiyi koruyormuş gibi görünüp statükoya hizmet etme şeklindedir. Statükoyu korumak için muhalefet arasında yaşanan bir uzlaşma 13 Eylül sabahı bakalım nasıl çözülecek, hep birlikte göreceğiz?

ERGENEKON'UN GLOBAL AYAĞI
Emniyet istihbarat eski başkanı Bülent Orakoğlu'nun, "Ergenekon'un global ayağı" isimli bir kitabı yakında yayınlanacak. İddianameler ve itiraflar, Ergenekon örgütünün dış ayakları olduğunu gösteriyor.
Bu ayaklar içinde kimler görünüyor? Dünya mason örgütü, İsrail, Mossad, Amerikan neo-con, Alman gizli servis, Fansız gizli servisi, Rusya avrasya'cıları, yahudi sermayeli Alman medyası ile ilişkisi olan bir medya grubu bulunuyor.
Derin devlet, 1980 sonrası Ergenekon örgütünü oluşturdu ve giderek güç kazandı. Kendisini yasal devletin gizli sahibi gördü, Türkiye'ye giren kara parayı ve mafyayı denetim altına aldı, savaş ortamını körükleyerek bütün karanlık örgütlerin ve legal yapıların orkestra şefliğine soyundu. Darbe ortamları hazırlayarak askeri darbeler yaptı.
Siyasi partileri iktidarsız yaptı.
Yaşayabilmenin yegâne ortamı olan kaosu daima derinleştirdi.
Güneydoğu sorunu ve etnik PKK terörü, Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu ve Orta Doğu ve Asya sorunlarının yarattığı korkudan dolayı bu yapı devleti değişik hareketlerin içinde tuttu.
Çalışmaları yalnız ülke sınırlarının içi değildir. Yurt içinde ve yurt dışında birçok yapıyı o yönlendirmektedir.