E. Oramiral Salim Dervişoğlu, Birleşmiş Milletler kararı çıktıktan sonra, tüm gelişmelerin bu şapka altıda değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti, "BM'den böyle kararlar kolay çıkmaz. En küçük ayrıntı bile tartışılır. O karar metnine bakmadan olaylar değerlendirilmemeli, operasyon biçimi hakkında yorum yapılmamalı. ABD, Rusya ve Çin delegasyonu bu kararı elden geçirdi. Dünyanın patronları bunlar" dedi.
BM kararı alındıktan sonra, gözlerin NATO'ya çevrildiğini belirten E. Oramiral Dervişoğlu, olası gelişmeleri yorumladı: "Türkiye NATO'nun önemli aktörüdür. BM kararı çıkmış.
NATO bu karara göre davranacak.
Farklı bir şey yapamaz. NATO'nun devreye girmesine Türkiye engel olmaz. Neden, BM kararı alındığı için. Türkiye NATO'nun operasyonel işlerine karışmaz.
Afganistan'da olduğu gibi.
Türkiye, Libya olayında, deniz gücünde yer alır, operasyonun ileri aşamalarında insani ve barış gücü faaliyetlerinde yer alır. Türkiye'nin NATO masasında oturması, operasyonel çalışmalara müdahale etme, tartışma konusunda önemli bir pozisyondur. Olası bir ateşkeste aracı olma imkânı olacaktır. NATO bu harekâtın karargâh işini, koordinasyon işini yapacak. Operasyon BM kararına göre yapılıyor.'' (Not bilgi: International Security Assistance Force ya da ISAF, Afganistan Savaşı sonrasında, NATO önderliğinde Afganistan'da kurulmuş; amacı güvenliği sağlamak ve insani yardımlarda bulunmak olan örgüttür. ISAF gücünün 26'sı NATO üyesi, 10 tanesi NATO partneri ve 5 tanesi NATO üyesi ve partner olmayan ülkelerdir. ISAF ilk iş olarak Kabil'deki güvenliği sağladı, ardından Taliban ve El Kaide bölgelerine ve hizipçi savaş liderlerine karşı operasyonlara girmiştir. Türkiye'nin ISAF'ta askeri bulunmaktadır. Türkiye'nin görevi Kâbil'i ve Vardak'ı korumaktır.
Türkiye şu ana kadar neredeyse hiç çatışmaya girmemiştir.)
UÇUŞA YASAK BÖLGE
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu, "Ben bombardımandan hoşlanmam.
Libya'nın masum halkına bomba atılmasından çok rahatsızım, ama asker olarak bir pozisyona dikkat çekmeliyim" dedi, analizini sürdürdü: "BM kararı çıkmış. Uçuşa yasak bölge ilan edilmiş. ABD, Rusya, Çin başta herkes bilir ki, bunun sağlanması için savunma güvenliğinin sağlanması lazım.
Libya'nın hava gücü devre dışı bırakılıyor. Kaddafi'in Bingazi'ye saldıran güçlerine müdahale ediliyor. Oyunun kuralı bu.'' E.Oramiral Salim Dervişoğlu, NATO'nun Libya'ya asker çıkaramayacağını, kara harekâtına gerek olmadığını vurguladı, gelişmeleri yorumladı: "Buraya nereden gelindi.
Ortadoğu'da demokrasiye geçme heyecanı var. Mısır ve Tunus geçiş döneminde. Libya'da bu olmadı.
Bir, siyasi ve hukuki alt yapı yok, toplumda siyasi lider ve ekip yok.
İki, Kaddafi'nin gözü kararmış.
Kaddafi muhalefete silahla saldırıya geçince, yani kendi halkına silahla saldırınca bu olaylar gelişti. Oturup anlaşsa, çözüm bulsa iş buraya varmazdı. BM kendi kendine, Libya'ya operasyon kararı almamıştır. NATO'nun daha ileriye gitmesi söz konusu olamaz.
Muhalefet kendine çeki düzen verir, Libya içi dinamikler bu işi halleder.''
LİBYA BÖLÜNEMEZ
"Kara harekâtı olmazsa, Libya muhalefeti Kaddafi'yi devre dışı bırakamazsa, Libya bölünür" laflarının ortaya çıktığına, ABD Savunma Bakanı Gates'in bu yolda konuşmalar yaptığına işaret eden E.Oramiral Dervişoğlu, "Bu çok tehlikeli bir durumdur''dedi, şöyle konuştu: "BM kararı Libya'nın bölünmesine engeldir.
Böyle bir bölünmeye kimse razı olamaz.
Olmamalı. Türkiye'nin bu noktada etkili bir diplomasi yürütmesi şansı vardır. Bölünme riski, Irak ve Afganistan'da olanları akla getirir.
Libya'da böyle bir durumun meydana gelmemesi için, elbette Kaddafi'yi devre dışı bırakacak yeni gelişmeler olabilir. Ama bu asla kara harekâtı ile olmaz. Bunun yollarını, uluslarararası toplum bulur.''
BARIŞ GÜCÜ
Libya'da çok riskli gelişmeler olduğu takdirde, Kaddafi güçleri ve muhalif güçlerin kanlı çatışmaya girmeleri halinde, barış gücünün devreye girmesinin mümkün olacağını söyleyen E. Oramiral Dervişoğlu, "Türkiye bu noktada etkili bir aktör olacaktır. Başta Türkiye olmak üzere, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır'ın Müslüman askerlerinden oluşan bir barış gücüne doğru gidiş olur'' dedi.
SOMALİ ÖRNEĞİ
1969'da askeri ve polis gücünün Siyad Barre başkanlığında müştereken yaptığı darbe sonucu meclis dağıtıldı. 1991'de Ziyad Barre devrildi ve yönetime Ali Mehdi Muhammed geçici olarak el koydu. General Ali Mehdi kuvvetleriyle General Aydid kuvvetleri arasında süren şiddetli çarpışmalar ve açlık yüzünden BM silah ambargosu uygulamaya başladı. Güvenlik Konseyi'nde alınan kararla havadan yiyecek yardımı yapılmaya başlandı.
Ayrıca yardım görevlilerini korumak için 500 kişilik bir barış gücünün gönderilmesi kararlaştırıldı. 3 Aralık 1992'de Birleşmiş Milletler "Umut Operasyonu" adıyla Somali'ye asker gönderdi. Birleşmiş Milletler barış gücü askerleri arasında bir