CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Kılıçdaroğlu çıldırıyor

Eklenme Tarihi 05 Nisan 2017

* AB Bakanı Ömer Çelik'le Adana'da bir araya geldik.

Halk oylamasında sona yaklaşırken, 'Evet'ler yükseldikçe dışarıdaki Türkiye'ye takoz koyanlar ile içerideki 'HAYIR'SIZ KONSORSİYUM'UN lokomotifi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıldırıyor.
Hem dışardaki derin odaklar hem de Kılıçdaroğlu'nun ortak bir özelliği var. Her ikisi de korku ve sulandırma siyasetine soyunmuş durumdalar.
16 Nisan'dan 'Hayır' sonucu çıkarmak için, korku ve gerilim yaymak için psikolojik savaş teknikleri kullanıyorlar.
Hakikatle uzaktan yakından alakası olmayan çarpıtma sözlerle propaganda yaparlarken, aniden baktık, GERİLİMLİ KAOS STRATEJİSİNE geçtiler. Ne zaman 'Evet'ler 'Hayır'lara fark yapmaya başladı. Kılıçdaroğlu, KONTROLLÜ SAKİN ADAM profilinden hemen uzaklaştı. Kontrollü gerilim stratejisine geçti. 250 vatan evladımıza ihanet etti. Demek ki, batıdaki Türkiye düşmanları doğrudan devreye girdi.
Yetmedi. Stratejik beyinler, 16 Nisan sonrası, aziz milletin büyük Türkiye gemisini hareket ettireceğini anlayarak, kontrollü kaos düğmesine bastılar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, aziz milletimizde umutsuzluk oluşturmak, yılgınlık yaratmak taktikleriniz tutmadı. "Korkunun ecele faydası yok." Yolculuğunuza az kaldı.
Kılıçdaroğlu'nun çok güvendiği Adana ve Mersin'deydim. Yaptığım temaslarda gördüm ki Kılıçdaroğlu büyük darbelerden birisini Osmaniye-Adana-Mersin'den yiyecek. Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik'le konuştum. Bir toplantıda yaptığı harika konuşmayı dinledim. Sonra halkımızın arasına girdim. Ömer Çelik, 16 Nisan'ın anlam ve önemini anlatıyor:
"Tarihte iki kere 'hasta adam' muamelesi gördük. Bunlardan ilki 1800'lü yıllarda Osmanlı Devleti için yapıldı. O 'hasta adam' olma durumundan genç ve taze cumhuriyeti, yepyeni bir devleti hak edilmiş ve bedeli ödenmiş bir Kurtuluş Savaşı'nın neticesinde kurarak çıktık, zinde bir kuvvet olarak yeniden dünya sahnesinde yerimizi aldık. Maalesef 90'lı yıllarda ve 2000'li yılların başında da benzer bir söylem Türkiye için söz konusuydu. Tayyip Erdoğan liderliğinde 2002'de kurduğumuz vizyonla 'hasta adam' etiketinden Türkiye çıkarılmıştır.
Türkiye'de inşa ettiğimiz istikrar, ortaya koyduğumuz vizyon, demokrasinin güçlenmesi, vatandaş iradesinin hükümete ve devlet hayatına yansıması, buna bağlı olarak ekonominin büyümesi, Türkiye'nin dış dünyadaki sesinin güçlenmesi şeklindeki vizyonla çıktık. 16 Nisan, bu tarihi yürüyüşe hız kazandıracaktır.
Dünya, 2. Dünya Savaşı'ndan bugüne kadar hiç rastlamadığımız tartışmalarla karşı karşıyadır. Dünyada adı konulmamış bir eksen kayması yaşanmaktadır. İlk defa transatlantik ilişkilerde, ABD ile Avrupa, ilk defa Çin ve ABD arasında birtakım çatışma durumlarından bahsedilmektedir.
Bu sebeple, Türkiye'nin bütün bu çalkantı içerisinde, tehlikeli sular içerisinde Türkiye gemisinin iyi bir şekilde yönetilmesi ve yürütülmesi, aziz milletimizin varlığının korunması hepimizin birinci önceliği olmak durumundadır. 16 Nisan'daki 'Evet'ler budur. Siyasi krizlerin ortasında yerimizde sayamayız. Daha da hızlanmak ve olumsuz hava koşullarının daha ötesine ulaşmak durumundayız. 16 Nisan sistem değişikliği işte budur."

SONUÇ: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz gecesi milletiyle birlikte tankın, savaş uçağının üstüne yürümüştür. Cumhurbaşkanımızın güçlenmesi, devletin/milletin güçlenmesidir.
Bu nedenle 16 NİSAN BÜYÜK TÜRKİYE HAREKATININ HAYATİ BİR EŞİĞİDİR .