CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Kıbrıs'ta gizli savaşlar

Eklenme Tarihi 23 Ekim 2012
Gözler ve kulaklar, yazılar, yorumlar, Ortadoğu ve Suriye'ye çevrili. Bugün gündemin alt sıralarına düşse, Suriye'nin gölgesinde kalsa bile Kıbrıs, 5 ay sonra dünya gündemine yeniden girecek, önemli temaslara ve taktiklere sahne olacak.
Kıbrıs'ın Türk ve Rum tarafında heyecanlı ve tartışmalı seçim atmosferi yaşanıyor. Derviş Eroğlu, 2010 yılında seçildiği için beş yıl Cumhurbaşkanlığı'nda bir sıkıntı yok.
KKTC'de, iktidardaki Ulusal Birlik Partisi'nin (Pazar günkü) kurultayı, hareketli ve heyecanlı bir seçime sahne oldu. Başkanlık için yarışan Başbakan İrsen Küçük ve Dr. Ahmet Kâşif, seçimi ilk andan itibaren başa baş yürüttüler. 704 oy alan İrsen Küçük Başkan ilan edilirken, 690 oy alan Dr. Ahmet Kâşif mahkemeye gitme kararı aldı.
UBP Tüzüğü'ne göre, bir adayın kazanabilmesi için delege sayısının yarısının bir fazlası kadar oy alması gerekiyordu. "Zafer" ilan edilebilmesi için başkanlık için yarışan adaylardan birinin 714 oyla sandıktan çıkmasını sağlamak için Anayasa mahkemesi kararı beklenecek.
Demek ki, iktidar partisi Başkanlığı heyecanı bir süre daha yaşanacak.
İrsen Küçük kazanırsa Başbakan olarak devam edecek. Fakat Ahmet Kâşif seçilirse KKTC'de Başbakan değişecek demektir.

HRİSTOFYAS SONRASI
Önümüzdeki Şubat'ta ise Rum kesiminde Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Mevcut Başkan Hristofyas'ın bir daha seçilemeyeceği anlaşılıyor. Gelinen aşamada mevcut adaylar arasında DISI Genel Başkanı Nikos Anastasiades ipi göğüslemeye en yakın aday olarak gösteriliyor.
Konuştuğum Kıbrıslı gazeteci arkadaşlarım, ilginç bir bilgi verdiler: "Kıbrıs Rum kesiminde siyasetin en etkili merkezi kilisedir. Kilise, Nikos Anastasiades'e karşı bir tutum izliyor. Geniş kesimlerin destek vereceği Anastasiades'e karşı ortak bir aday çıkarılması için çalışıyorlar. İngiltere, Rusya, Avrupa Birliği'de Rum kesimindeki seçimle yakından ilgileniyor."

AKDENİZ SAVAŞI
Bu bilgiden hareket edersek, Kıbrıs üzerinde küresel güçlerin derin kavgasını daha net anlayabiliriz.
Küresel güçlerin Rum kesimi Cumhurbaşkanlığı ile çok yakından ilgilenmelerini sadece siyaset olarak görülmemeli. Kıbrıs'ın stratejik konumu kadar, Kıbrıs Rum kesiminin Doğu Akdeniz'de bulduğu gaz ve petrol rezervleri küresel güçlerin iştahını kabartıyor.
Diplomatik kaynaklar, Doğu Akdeniz'deki gaz-petrol gizli savaşında son olarak hassas bir durumun daha devreye girdiğini vurguladılar. Bazı detaylar: "Lübnan'ın Sayda ve Sur açıklarında petrol ve gaz bulundu. Rumların arama yapacağı sahadaki doğalgaz rezervi 15 trilyon metreküpü aşıyor. Mali boyutu ise 7 trilyon dolar. İsrail'in Leviathan ve Tamar sahalarında ispatlanmış doğalgaz miktarı yaklaşık 700 milyar metreküp. Sadece Leviathan sahasındaki ispatlanmış 453 milyar metreküplük doğalgaz miktarı, 25 Avrupa ülkesine 6 yıl yetecek büyüklükte.
Kıbrıs-İsrail-Mısır-Girit arasındaki deniz bölgesinde ise toplam 15 trilyon metreküplük bir doğalgaz rezervi bulunuyor. Bunun mali boyutu ise 7 trilyon dolar."

GAZA KARŞI SU
Kıbrıs'ta daha önceki çözüm çabalarında elimizde mevcut olmayan iki önemli kart ortaya çıkmış durumda. Bunlardan birincisi gaz, ikincisi ise 2013-14 yılında adaya gidecek olan su.
Türkiye, Rumların gaz-petrol oldubittisine, bir taraftan 'yumuşak gücünü' göstererek tavır alırken, diğer yandan gelecekte son derece etkili olacak bir hamleyi başlattı.
2014 ilkbaharında adaya Türkiye'den su götürülecek.
Bu iki doğal kaynak, çözümün bir nevi anahtarı gibi görülebilir. Çünkü bu doğal kaynaklar aynı zamanda para demek. Diplomatik kaynaklar, "Yeni sistemin kurulması, mesela toprak boyutunda, mal, mülk mübadelesinde tazminat konusunun çözümünde bu iki kaynak çok yararlı olabilir" diye düşünüyor.

SONUÇ:

Kıbrıs sadece bir ada değildir. Tarihi boyunca Kıbrıs adası son derece stratejik bir konumda olmuştur. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birleştiği veya birbirlerine yaklaştığı bir coğrafyada, dünyanın en büyük deniz ulaşım bölgesi ve koridoru üzerinde oluşundan Kıbrıs hep bir kontrol noktası, atlama tahtası, sabit uçak gemisi özelliğindedir.
Önümüzdeki on yıllarda mevcut hatların yanına döşenecek ilave petrol ve gaz boru hatlarıyla Türkiye'nin Akdeniz sahili bir dünya enerji dağıtım merkezine dönüşecektir. Esasında hâlihazırda bu statüyü Ceyhan kazanmış durumdadır. Doğu Akdeniz'i ve Kıbrıs'ı kontrol etmek kadar, bu coğrafyaların hasım/rakip aktörlerin kontrolüne girmesinin beraberinde getirebileceği olumsuzlukları hep hatırda tutmak gerekir.