CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

İstanbul'daki nükleer görüşmeler ve stratejik derinlik

Eklenme Tarihi 22 Haziran 2012
Türkiye, uzun yıllar fazla ilgilenmediği yakın çevresine, son yıllarda yoğun şekilde yüzünü çevirdi. Son 10 yıldır Osmanlı bakiyesi olan coğrafyalara kendi kimliğiyle yönelmeye başlayınca bölgesel güç olma yolunda ilerlemeye geçti. Mihver ülkeden merkez ülkeye dönüşmeye başladı.
Yaşadığımız günlerde, Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor, İngiliz ve Fransızlar'ın ürettiği yapay devletler yerini federasyonlara bırakıyor, yeni birleşmelere yol açıyor. Ve Türkiye, 100 yıl sonra oyun masasında esas aktör olarak yerini almış bulunuyor.

Tahran mesajı verdi

Bu hassas dönemde, İran'ın nükleer görüşmelerinin İstanbul'da yapılması, Türkiye'nin bölgesel güç özelliğini taçlandıran bir gelişmedir.
Tahran, sıkışık dönemde, Türkiye gibi bir gücü, dost ülke olarak batıya göstererek, bir çok çevreye yeterli mesajı vermiştir.
Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'na ait Stratejik Derinlik kitabına göre Ortadoğu'nun üç önemli ülkesi, Türkiye, İran ve Mısır'dır.
Türkiye, İran ve Mısır Ortadoğu'nun geleceği açısından çok önemli ülkelerdir. Bölgedeki entegrasyon sürecinde tek aktör Türkiye değildir.
Bölgede kalıcı bir barış ve entegrasyon sağlanacaksa İran ve Mısır gibi aktörlerin bu sürece dahil edilmesi gerekir.
Batı bu üç eksen ülkeyi çok etkili bir şekilde kulandı. Bu 3 ülkeden mutlaka ikisinin batı ile iyi ilişkiler kurması sağlandı ve son süreçte İran batı sisteminin dışına itilerek bölgede denge kuruldu. Son günlerdeki nükleer silah gibi konular ve İsrail'in İran tehdidi İran'ın batı sistemi dışında bir düşman olarak kalması ve bölge statükosunu korumaya yönelik açıklamalar olarak okunmalıdır.
Türkiye ısrarla nükleer müzakerelerin yapılması ve İran'ın batı nezdinde bir düşman ve öteki olarak görülmemesini istemektedir. Türkiye'nin Mısır'da Tahrir Meydanı'ndaki kalabalığı desteklemesinin sebebi budur.
Demokratik bir Mısır, Ortadoğu'nun geleceği açısından çok önemlidir.

Türkiye, kilit ülke

Türkiye, İranlı yetkililerin açıklamaları kullanılarak Türk-İran gerginliği yaratmak isteyenlerin oyununa gelmemeye çalışmaktadır.
Ama sessiz bir "nüfuz alanı çatışması"nın varlığı da inkar edilemez. Bu çatışma, Gazze üzerinde boy vermeye başlamış ve "Arap Baharı" sürecinde, yanı başımızdaki en büyük fay hattı Suriye'ye dek ulaşmıştır. Irak savaşı sonuçlarından yararlanan İran, "Suriye"de bıçak sırtı bir yere oturuyor. İran'ın Suriye'yi kaybetmesi halinde; öteden beri kovaladığı İslam dünyası liderliğine veda etmesi gerekecek. Bu Tahran için göze alınabilir bir kayıp değil.
İşte bu noktada, İran için bir gerçek var. Tahran,Ankara ile Suriye'nin geleceği konusunda da masaya oturmalıdır. Çünkü,Ortadoğu barışında Türkiye ve İran kilit ülke konumundadır.

* * *
BAY SYKES VE MÖSYÖ PİCOT'UN HARİTASI ÇÖZÜLÜRKEN
Ortadoğu, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Bay Sykes ve Mösyö Picot'un anlaşmaları sonucunda yeniden dizayn edilmişti.
Birinci Dünya Savaşı sırasında,16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Türkiye'nin Ortadoğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır. 1917 devriminden sonra Rusya antlaşmadan vazgeçmiş, Lenin gizli olan bu anlaşmayı dünya kamuoyuna açıklamıştır. İngiltere ve Fransa, Ortadoğu'da bazı ailelere yeni devletler kurdurmuş ve bu ülkeleri uydu ülkeler olarak gelecekteki stratejilerinin üs merkezi olarak kullanmıştır. İngilizler ile Fransızlar, Ortadoğu'yu küçük parçalara bölerek, bölgeyi karşıtlıklar üzerine kurmuştur.
Ancak bölgenin dengesi soğuk savaşın bitmesiyle sarsıntı geçirmiş ve bugün oluşan Arap uyanışına vesile olmuştur.
SONUÇ:
100 yıl önce, Bay Sykes ve Mösyö Picot tarafından parça parça edilen Osmanlı'nın yerinde,şimdi aynı coğrafyaya yeniden dönen ve yeni Ortadoğu haritasını çizen masada "yarınlara güvenle bakan" bir Türkiye var. Dünlerin parçalanma haritasını bugün tarihin çöplüğüne atmaya hazırlanan bir "Türkiye gerçeği" var.

* * *
AHMEDİNEJAT'IN YERİNE KİM GELİYOR?
İran'da dengeler değişiyor. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, 2013 yılının başlarında görev süresi dolduktan sonra siyaseti bırakmak istediğini söyledi.
Bu gelişme bir süreden beri konuşuluyordu. İran dini lideri Ali Hamaney'in, Cumhurbaşkanlığına akrabası olan felsefe profesörü Gülam Ali Haddad Adel'i aday olarak göstereceği ısrarla belirtiliyor.