Geçmiş de yaşanmıştır, insanlar geçmişleri ile yüzleşmekten kaçınmamalı" diyerek İsrail'in networkunu gözler önüne serdi. İsrail'in networkuna bakarsak, bu sözlerin hangi amaçla söylendiğini daha net anlayabiliriz.
Peres, geçmişe bakmayabilir.
Ama İsrail için öyle mi? İsrail'i yönetenler hiçbir zaman "geçmişi" unutmazken, geleceklerini geçmişe bakarak inşa ederken, biz neden geçmişe bakmayalım.
Doğu Akdeniz'i kana buladıktan sonra İsrail Başbakan'ın Türkiye'den özür dilemek zorunda kalmasından sonra bu sözlerin laf olsun söylenmediği belli. Peres, "Geçmiş ölüdür" desin. Kendisi gibi herkes biliyor ki; İsrail'in Osmanlı'ya, Müslümanlara, Mavi Marmara'ya, İskenderun deniz üssüne yapılanlar hiç unutulmayacaktır.
TARİHİ DİKKATLE OKUMAK!
Peres'in sözleri kadar, özel demeç verdiği yayın organı da dikkatlerinizden kaçmamıştır.
İsrail'in kuruluşu ile Hürriyet'in yayına başladığı tarih arasındaki korelâsyon [özdeşlik], yıllardır konuşulur, yazılır. Bu iki kuruluşun aynı yıl ve yakın günlere denk gelmesi bir tesadüf olabilir mi?
Kuruluştaki sermaye, Almanya'daki sermaye bağlantıları işlerin bir rastlantı olmadığını seslendiriyor.
İnceden inceye ve dikkatle o kuruluş ruhuna uygun yayım gözlerden kaçmazken, İsrail'in Türkiye karşısında tarihi ricat (geri çekilme) anında çıkan özel demeç, tarihi korelasyonların bir işareti olarak kabul edilmelidir.
Geçmiş tarihtir. Tarihten ders almayanlar kaybetmeye mahkûmdur.
İsrail Cumhurbaşkanı "Geçmişi unutalım" derken, Genel Yayın Yönetmenimiz Ergün Diler'in geçmişle bugünler arasında kurduğu ilişkilere dayanan analiz yazılarını da tekrar tekrar okumakta yarar var. Diler'in son yazısındaki, "Amerika'yı mesken tutan ve Londra ile de akraba olan BARONLAR yıllarca Arap Baharı'nın yaşandığı yerleri kemirmişti! Araplar, içlerine yerleştirilen İSRAİL ile uğraşırken BATI 'ne var ne yok' alıp gitmişti" notu dikkatlerinizden kaçmamıştır. Bugün. 31 Mart.
Yıllar önce ne olmuş bakalım: 31 Mart Vak'asi diye tarihe geçen bu olay, 14 Nisan 1909 tarihine rastlamaktadır. Tarih, Paris ve Selanik'te İngiliz, Fransız Yahudi baronlarca desteklenen İttihatçıların, Sultan Abdülhamit Hanı tahttan indirmek için kurgulanan tezgâhları yazmaktadır.
İngiliz Gizli Servisi'nin yardımı ile kurgulanan planlarla , "Şeriat elden gidiyor" diye harekete geçirilen İttihat ve Terakki mahfilleri amaçlarına ulaşmış.
Ve Osmanlı devletinin parçalanmasına kadar giden süreci yaratmışlardır.
31 Mart olayı ile yaşadığımız günler arasında bir korelâsyon yok mu? Var. Hem de çok var...
SONUÇ: Geçmiş ölü değildir. Anlayana, çok derslerle doludur.
Geçmişi unutursak, geçmişe bakmazsak, tarihten ders almazsak, yüzyıl önceki olaylarla günümüzdeki olaylar arasında bağlantı kuramayız.