Mısır'da Sisi darbesi arkasında İsrail'in olduğu çeşitli yönleriyle tartışıldığı sırada, Türkiye'deki 28 Şubat darbesi davasının başlayacak olması, demokrasiye aşık Türk evlatları için büyük bir şanstır.
28 Şubat davası başlarken, Genel Kurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve ikinci adam Çevik Bir'in, İsrail'e yaptıkları sürpriz gezilerin arşivlerine yeniden bakma ihtiyacı duydum.
Tel-Aviv'de ne yaptı?
Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı 28 ŞUBAT darbesinden üç gün önce İsrail'de ne yapıyordu?
Çevik Bir, 28 Şubat sonrası, Nisan ayında İsrail'de ne yapıyordu? Bu soruları gözden geçirmekte yarar var. Org.
Karadayı, İsrail Genelkurmay Başkanı Shakak'ın davetlisi olarak 24 Şubat 1997'de İsrail'e gidiyor. 27 Şubat'ta Türkiye'ye dönüyor. Ertesi gün, Türkiye tarihinin 9 saat süren en uzun MGK toplantılarında siyasal ve sosyal gelişmeleri belirlendi.
Alınan kararlar siyasete müdahaleydi ve bu Türkiye tarihinde "Post-modern Darbe" olarak kayıtlara geçti.
Karadayı, Tel Aviv temaslarında Ha'aretz'in sorularını yanıtlarken, "İsrail endişe içinde olmamalı. Şu unutulmasın, laiklik Türkiye'nin değişmez yapısıdır" diyordu.
Bu açıklamanın ne anlama geldiğini, 3 gün sonra 28 Şubat'ta toplanan MGK Toplantısı'yla Türkiye başta olmak üzere tüm dünya öğrenmiş olacaktı. Dönemin güçlü Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir de Nisan 1997'de İsrail'i ziyaret ediyor. Bu ziyaretin amacının, Türkiye-İsrail arasında gerçekleştirilecek ilk askeri tatbikat olduğu anlaşılıyor. Başbakan Erbakan tatbikat anlaşmasına imza atmıyor. Batı Çalışma grubu baskıyı arttırıyor ve Erbakan istifa etmek zorunda bırakılıyor.
Gazeteci-yazar Cengiz Çandar'da bir itirafta bulunmuştu: "ABD post-modern darbeyi destekledi. Meğer 28 Şubat'tan iki hafta sonra Washington'da Dışişleri Bakanı Albright'ın çağrısıyla bakanlığın yedinci katında, Türkiye toplantısı yapılmış. İsrail lobisinin beyni Bernard Lewis, Paul Wolfowitz, Richard Perle hepsi orada.
Toplantıdan çıkan sonuç, 'doğrudan askerî bir darbe olmadan bu hükümet gitmeli' olmuş". Bu cümlelerden,Türkiye ismini çıkar Mısır ismini koy. Hiç yabancılık çekmesiniz.
CIA-Pentagon-silah sanayi
Geçen haftaki bir yazımda, Başkan Obama'nın ikinci dönem etrafının neocon'cular tarafından kuşatıldığını vurgulamış,' Amerikan rüyası bitiyor'demiştim. "Obama'yı kuşatma''operasyonu konusunda bilgi veren kaynaklarım ilginç bir noktaya dokunmuşlardı.
Amerikan Başkanı Eisenhover'un meşhur bir planı vardı. Adı, Military Industrial Complex (Asker-Sanayi İşbirliği). Bunun uygulamaları, CIA-Pentagon-Silah sanayi olarak hep uygulamada kaldı.Bush döneminde sonuna kadar uygulandı.
Obama'nın birinci döneminde BİLGİSAYARCILAR biraz öne geçer gibi oldu. Şimdi, küllerinden yeniden doğan neocon'lar SİLAH planına döndü.
Mısır darbesini destekleyen Suudi Arabistan'ın ve körfez ülkelerinin satın aldıkları silah miktarının "70 milyar dolar, bu rakamın dünyadaki bütün silah satışlarının % 75'ine tekabül ettiğini''düşünürsek, Mısır darbesi ve Arap Baharı'nı çökertme hareketleriyle reel politika ilişkilerinin ne olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Sonuç itibariyle, REEL POLİTİKA demek, ÜLKELERİN DOSTLARI YOKTUR, ÇIKARLARI VARDIR demektir.
Yazımı, darbeciler ve darbe severler için yazılan bir şiirle tamamlıyorum:
Suçlu ayağa kalk.
Suçun sabit. Sen demokrasinin ve insanlığın katilisin.
Şimdi, sanık sandalyesinden ayağa kalk.
Yıllardır öldürdün tüm sevgileri ve umutları, yıktın her şeyi bir katil edasında, Öldürmeyi sevmekten kolay zannettin.
Şimdi sus. Cezan ömür boyu sessizliğe bürünmek. Yani müebbeden susmak.