'Muhalifliğin, karşı çıkışçılığın, hayırcılığın ustası' CHP yönetimi demokrasi şehidimiz Adnan Menderes'e 'diktatör' demişler.
O Menderes, Türkiye'yi çağ atlatan bir liderdi. Rahmetli Turgut Özal'a 'diktatör' demişler. O Özal, geleceği kararmış ülkeye nefes aldıran, gözümüzü açan liderdi. Şimdi, Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' diyorlar.
O Erdoğan, Yeni Türkiye'yi inşa eden, insanlarımızın özgüvenini yeniden canlandıran, ülkemizin ufkunu 500 milyonluk Türk ve Müslüman dünyaya çeviren liderdir.
'Hayır'cı koalisyonun şeytani planı, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ı engelleyerek Büyük Türkiye'nin önünü kesmektir. Türkiye'nin daha fazla büyümesini, mevcut darbe anayasasının seçilmiş Cumhurbaşkanı'yla seçilmiş Başbakan'ını kavga ettirerek CHP'yi koalisyon ortağı yapmaktır.
CHP, 67 yıldır iktidar olamadı. Bir Cumhurbaşkanı adayı bulmak, çıkarmak için aziz milletle bir ve beraber olmak zorlarına gittiğinden, 'Hayır'ların arkasına saklanmayı tercih ediyorlar.
Peki, bugün 80 milyon, 2030'da 100 milyon olacak Türkiyemiz için Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir planı var mı? YOK.
Uzun vadeli bir hedef stratejisi var mı?
YOK... Ama 100 milyonluk Türkiye'yi büyük aktör yapmaya kararlı Erdoğan'ın önünü kesme planı var.
Gerçek şudur: Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni kendisi için istemiyor.
Zaten o güçlü... Amacı devleti güçlü yapmak... Milleti güçlü yapmak...
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın hayali, ülkemizin büyümesidir. Sadece 2023 hedefine bakmak, neyin ne olduğunu anlatır: "Dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde olmak, 500 milyar dolar ihracat ve kişi başı milli gelir 25 bin doları yakalamak. Kalkınmayı sıçratmak..." Erdoğan uyguladığı STRATEJİK HAMLELERLE bölgesel aktörlüğü tahkim ediyor. Küresel oyuncu olarak Avrasya'nın kalpgahındaki ülkemizin coğrafyasını genişletmek istiyor.
Bir gerçek var. Erdoğan, ülkemizi sınırlarımız dışına taşıyan bir liderdir.
Yeni paradigmalar koyan bir devlet adamıdır. Uzun vadeli stratejilere onun kadar kafa yoran bir siyaset lideri olmadı. Hedefleri ülkemiz için... Dağınık Müslümanlar'ın beraberce davranmasını sağlamak için...
Kusursuz insan olmaz. Konjonktürel değişiklikler bazen hata yapıyormuş gibi pozisyonlar ortaya çıkarsa bile hatasından dönmesini, yeni okumalar yaparak hamle üstünlüğünü ele geçirmeyi biliyor. Örneğin; Rusya- Putin'le kurduğu ilişkiler... Suriye'de ABD-İngiliz terör koridorunu paçavraya çevirecek pozisyona girmesi.
Bu hususu yeniden hatırlatmak isterim. AK PARTİ'YE oy vermeyen vatandaşlar da Erdoğan'ın dik duruşunu, bağımsız Türkiye hamlelerini beğeniyor.
Gece gündüz koşmasını, aziz milletle sıcak ilişkisini, samimiyetini, vefalı davranışlarını beğeniyor. Milletin kahir ekseriyeti Erdoğan'a inanıyor ama damarlarımızı işleyen particilik yüzünden, çevresel ilişkilerden, düşüncelerini yansıtamıyor. Oy vermek istiyor ama veremiyor. Örneğin CHP'ye oy veren vatandaşlarımız kapalı kapılar ardında "CHP'nin başına Tayyip Bey gibi bir lider bulamıyoruz. Ah bir bulsak, çok iyi işler yaparız" diye hayıflanıyorlar. MHP'ye oy veren vatandaşlarımız ise sevgisini gösteriyor.
7 Haziran'da CHP'ye oy veren 1 milyon, MHP'ye oy veren 2 milyon vatandaşımız 1 Kasım seçimlerinde Erdoğan'ı beğendiklerinden AK Parti'ye Türkiye'nin büyümesi için oy verdiler.
SONUÇ: 9 Nisan Referandumu'nda yüzde 68'leri bulması beklenen EVET'ler, ülkemiz için MİLLİ HAREKET, MİLLİ BEREKET, HAKİMİYET getirecek. Büyük Türk milletinin vatan evlatları GÜÇLÜ DEVLET-GÜÇLÜ MİLLET hedefiyle EVET'lerin arkasında yerini alıyor ve MİLLİ VE BAĞIMSIZ YÜRÜYÜŞ'E hazırlanıyor.
BÜYÜK TÜRKİYE SAHNE ALDI.
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR.