CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Gezinin barış sürecine etkisi

Eklenme Tarihi 21 Haziran 2013
Dikkatler, 20 günden bu yana Taksim Gezi olaylarına odaklanmışken, iki önemli gelişme yaşandı. İran'da Cumhurbaşkanı ilk turda seçildi. Akil adamlar barış süreci ile ilgili çalışmalarını tamamladılar.
Çok dikkatle bakılırsa bu iki önemli gelişme, Taksim Gezi üzerinden hazırlanmış tezgahlara, gelecekte direkt ve endirekt bol malzeme taşımaya müsait görünüyor.
Yani, İran'ın yeni Cumhurbaşkanının yapacağı yeni hamleler, bir yönüyle Türkiye ekonomik, siyasi ve diplomatik çeperlerinde etkili olmaya aday. Barış sürecinin de, yabancı ellerle sabote edilmesi ihtimaline dikkat etmek gerekiyor.
Taksim Gezi olayları başlarken, barış sürecinde önemli bir aşama atlatılmak üzereydi. Başbakan Erdoğan, akil adamlar ile konuşup, ikinci aşamaya geçecek adımları atacaktı. Gezi direnişleri, ne yazık ki, ikinci aşamaya geçmeyi geciktirdi. Türkiye'nin 100 yıllık bir kangren olmuş meselesini çözme aşamasındaki hissiyat çok önemliydi. Yerli ve yabancı mahfiller, sıkıntılı titreşimler yarattılar. Başbakan Erdoğan, ancak 20 gün sonra akil adamların son raporlarını, özel bilgi ve düşüncelerini alabildi. Taksim Gezi üzerinden kurgulanan oyunların arka planında, barış sürecinden rahatsız olan yabancılar ve yerli işbirlikçilerinden sık sık bahsettik.
Görüldü ki, 20 günlük gecikme bu çevreler tarafından gerçekleştirildi.
Sadece, 20 gün geciktirmediler, ikinci aşamanın en önemli, can alıcı noktasına sabotaj yaptılar. Yeni Anayasa'nın çıkarılmasını engellemek için, hem partiler arasında, hem de kamuoyundaki hissiyatı bozdular.
Nitekim akil adamlar grubundan, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, "Barış süreci üzerinde yaratılmak istenen titreşimleri süreç ilerlerken, toplumsal dokudaki kırılganlık ve hassasiyetler arttı, bir fay hattını sağlamlaştırırken, başka hatlarda kırılmaların ortaya çıkma riski bulunuyor" dedi.
Bu gerçeği bir kez daha vurgulayalım.
Taksim Gezi üzerinden kurgulanan küresel saldırının arka planında, Kürt meselesinin çözümünden çok rahatsız olan bazı ülkeler ve derin odaklar vardı.
Taksim üzerinden, Türkiye'nin her yönüne ateş edildi.
Prof. Dr. Arıboğan'ın, önümüzdeki dönem öngörüleri üzerinde de titizlikle durmak zorundayız: "Normalleşme aşamasına geçene kadar riskli ve tepkisel bir dönem geçecektir. Bu dönemi çok akıllıca ve partiler üstü bir destekle geçmek gerekiyor. Küçük siyasal ihtiraslar büyük kayıplar yaratabilir."

İRAN'DA YENİ DÖNEM
Türkiye ve İran
, dünyanın en hassas bölgesi Avrasya'nın köprübaşlarını tutuyor. İki ülkede meydana gelecek en küçük gelişme, birbirlerini çok yakından ilgilendiriyor. Geçen cuma günü İran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi, büyük bir değişikliğe yol açtı.
Hasan Ruhani siyasi lider seçildi.
Yeterli biçimde tartışma henüz yapılamadı. İran'ın yeni Cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye'yi nasıl etkileyeceğine yönelik yaptığım temaslardan aldığım ilk bilgiler şöyle:
Ruhani, İran'ın nükleer programıyla ilgili görüşmelerde, İran'ı baş müzakereci olarak temsil ettiği için, nükleer enerji tartışmalarının İran'ı bir dış müdahale noktasına taşıyabileceğini en iyi bilenlerden. Ruhani, seçildikten sonra Amerika ile olan ilişkileri düzeltmeye çalışacağını açıkladı. Bu durum, Türkiye'ye yepyeni bir sayfa açma imkanı verecek. Ruhani'nin Cumhurbaşkanı seçilmesi, Orta Doğu'daki gerginlik politikalarına karşı yeni bir akımı da tetikleyebilir düşüncesi var.
Özellikle İsrail'in, İran'a ani bir saldırı yapıp, İran'ın nükleer sistemini çökertme stratejisi de, Ruhani'nin seçimiyle birlikte ileriki bir tarihe ötelendiği vurgulanıyor. Türkiye'nin Ruhani döneminde de İran'la daha fazla ticaret yapma politikasını sürdüreceğinden bahsediliyor. Amerika ile İran'a karşı müdahale konusunda daha geri bir noktada duran Türkiye'nin, İran'la daha sıcak ilişkiler içine girmesi olası görülüyor. Bu ne manaya geliyor?
Türkiye ile İran'ı çarpıştırmaya kendini adamış, odaklar ve ülkeler ellerindeki bir enstürmanı bir süre kaybetmiş olacaklar.