CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Felaket cuntaları

Eklenme Tarihi 13 Mart 2014
Türkiye'nin gündemi bir anda değiştirildi. Hükümeti silah zoruyla yıkmaya çalışan cuntacılar, katillerle aynı anda cezaevinden kurtarıldı. Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ ile Zirve katilleri aynı anda dışarı çıktılar. Danıştay katiline tahliye kararı verildi. Cemaat'in paraleli olarak iddia edilen İstanbul'daki bir ağır ceza mahkemesi Başkanı, TBMM'ye meydan okurken, başka mahkemeler şaşırtıcı kararlara imza attılar. Bu gelişmeleri nasıl okumak lazım? "Hukukun gereği" diye bakmak buzdağının deniz altında kalanını görmemektir. Bunlar öyle tesadüflerin sonucu değildir. Küçük beyinlerin de kıvıracağı bir iş hiç değildir. BÜYÜK RESİM: Olanlar, Bir ÜST AKIL'ca planlanan programlı bir operasyon sürecinin parçasıdır. 17 Aralık'ın devamı niteliğindedir. Bir algı operasyonu adım adım uygulanmaktadır. HEDEF: 17 Aralık'tan bu yana Başbakan Erdoğan açmaza sokulmak istenmekte, keskin bıçak üstünde yürümek zorunda bırakılmaktadır. Darbelerle mücadele eden Erdoğan, darbecilerikatilleri adeta serbest bırakan bir lider konumuna sokulmaya çalışılmaktadır. Olanlara çok dikkatle bakarsanız, Ergenekon'un başında Cemaat'in emniyet-yargı cuntası vardı, işin sonunda da bu cuntanın marifetleri vardır.

Oyunu Erdoğan gördü

Başbakan Erdoğan, tahliyeler devam ederken oyunu gördü: "İlgili mahkeme'nin (TBMM'ye direnen mahkeme) 7 aydır mahkûmiyet kararının gerekçesini yazmaması ve çağrıldıklarında ifadeye giden askerlerin tutuklu yargılanması mağduriyetleri görmezden gelinemezdi. Ancak darbe girişimlerine, hükümete yönelik yasalara ve demokrasiye aykırı hareketlere dair kamuoyuna yansıyan onca ses kaydını ve delili nasıl görmezden geliriz? Partimizin kapatılmasının iyi olacağı şeklinde verilen beyanatları nasıl unuturuz? Tüm bunlar hepimizin gözleri önünde oldu. Darbe yoktur, darbe girişimi yoktur diyemem. Ayrıca mahkemelerin verdiği kararın beraat değil tahliye olduğu gözden kaçırılmamalıdır..."

Keemlen yekün yapma

Bu ülkenin bir derin devlet gerçeği vardı. 2005'ten sonra Dink suikastı, Danıştay saldırısı bizleri Çankaya kavgasına getirdi. Sonrasında da Ergenekon süreci başladı. Başladı da, farklı kulvarlarda yürütüldü. Balyoz ve Ergenekon başladığı günden bu yana, başta Hürriyet olmak üzere statokucu medyanın karartmaları, görmeme halleri ve sulandırmaları gözlerden hiç kaçmadı. Ergenekon, belli bir çemberin ve çevrenin içinde bırakıldı veya bırakılmak istendi. Tutuklamalar bir torbaya çevrildi. Davalar uzadı. Adeta toplumsal bellek unutsun istendi. Bir dava 4,5 sene sürer mi? Bitirin, deliller toplandıysa. Danıştay saldırısı Alparslan Aslan'ın Ergenekon ile bağlantısını kurduysanız, tanıklar itiraf ediyorsa bitirin adını koyun, toplumda bir kanaat uyansın. O günlerde, bu ayrı kutupları ortak paydada buluşturanların bir hedefi olduğu akla gelmedi. Burada savcıların, özel yetkili mahkemelerin sorumluluğu vardı. Cemaat'in paralel yapısı emniyet-yargı cuntası ile derin ilişkileri yıllar sonra,17 Aralık darbe sonrasında ortaya çıktı.

SONUÇ: Çok yönlü sinsi planlar yürütülüyor. Statükonun sesi Hürriyet'in, Ergenekon'u keemlen yekün yapmak için attığı "1 GÜNDE BİTTİ. DAVA NEREDEYSE ÇÖKTÜ''manşetinin hedefinde iktidar olduğu unutulmamalı. Katillerle-darbecileri, birlikte CEZAEVİNDEN çıkarma, İKTİDARA MUHALİF ÇEVRELERİN ise affetme olarak yorumladıkları olaylar dizisini Başbakan Erdoğan'ı devirmek için cemaat'in paralel yapısını kullanan üst akıl'ın kurguladığı göz ardı edilmemelidir.