DOĞAN Grubu (Aydın Doğan) 1990'ların başında Dışbank'ı İş Bankası'ndan satın aldı. 1994 yılında Hürriyet gazetesine sahip oldu. 2000 yılında da İş Bankası'yla beraber Petrol Ofisi'nin yüzde 51'ini 1 milyar 260 milyon dolara satın aldılar. İş Bankası hisselerini 2005'te 616 milyon dolar karşılığında Doğan Grubu'na sattı, Doğan Grubu da aynı hisseleri aradan 6 ay geçtikten sonra 1 milyar 54 milyon dolar karşılığında Avusturyalı OMV'ye devretti. Aydın Bey, tek kalemde 438 milyon dolar kârı kasasına koydu. Peki, Aydın Doğan büyük sıçramalar yaparken, 1991-2002 arasında ne tesadüf koalisyonlar vardı, bakanlık pazarlıklarıyla koalisyon hükümetleri kuruluyordu. Vesayetçi odakların sesi ve nefesi aziz milletimizi inletiyordu.
28 Şubat 1997 Çevik Bir cuntaları hükümet yıkıyor, hükümet kuruyordu. Bu cuntalarla kanka olan medya patronları, milli varlıklara özelleştirme adı altında el koyuyordu.
Petrol Ofisi'nin özelleştirildiği gün, 3 PARTİLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ vardı. Aydın Doğan'ın pek sevdiği Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, İş Bankası'nda da CHP kontenjanı yönetim kurulu üyelerinden birisi de, KEMAL KILIÇDAROĞLU'ydu.
(1999-2002 arası) Derinlerde neler olmuş? Serdar Turgut Hürriyet'in Washington Temsilciliği'ni Sedat Ergin'den devralmıştı... Geri dönünce Hürriyet'ten istifa etmiş, Akşam gazetesinin genel yayın yönetmenliğine getirilmişti. Serdar Turgut'un genel yayın yönetmeni olduğu Akşam gazetesi, (16 Ağustos 2008) tarihli yayınında "Mezar Soyguncusu'nun Gazetesi" başlıklı kendi yazısını manşetten veriyordu: Aydın Doğan medyanın Hürriyet'ine "Mezar Soyguncusu'nun Gazetesi" diyen Serdar Turgut'un yazısı şöyleydi: "Dün başka işadamlarının mallarına göz koyup, onları zor duruma sokmak için elindeki medya gücünü kullanmayı adet haline getirmiş olan kişinin gazetesinde bazı saçmalıklar yayınlandı. Tek bir merkezde yazdırılıp gazetelerine servis ettikleri yazıyı, tüm gazetelerinde neredeyse aynı dilde kullanmışlar.
Ertuğrul Özkök, halüsinasyon görüyor ve bu halüsinasyon ile kavgasını yapıyor.
Ruh doktorlarını alakadar eden bir durum söz konusu burada. Bir kamuoyu araştırması yaptırsak 'Bu memlekette gazeteciliği pespayeleştiren kimdir?' diye sorsak, büyük çoğunlukla Ertuğrul Özkök cevabını verirler.
Bu memlekette yakın geçmişte MEDYA İLE HÜKÜMET ARASINDA KURULAN AHLAKSIZ İLİŞKİLER nedeniyle bazı insanlar ülkede dürüst iş yapmaya çalışan bir işadamının mallarına göz koydular ve hükümetin kafasına uydurduğu şekilde devreye soktuğu bazı tedbirler çerçevesinde o mallara el koymaya başladılar. Bu arada mezar soyucunun gazetesi ise tamamen pespayeleşmiş gazetecilik anlayışları çerçevesinde, dönemin ahlaksız hükümetinin uygulamalarına destek vermek için haberler yaptı."
SONUÇ: 16 NİSAN'DA AZİZ MİLLETİMİZ 'EVET' DİYEREK BİR DAHA BAKANLIK PAZARLIKLARINA,
MİLLETVEKİLİ BORSALARINA, MİLLİ VARLIKLARA ÖZELLEŞTİRME ÖRTÜSÜYLE EL KONULMASINA,
DARBECİ CUNTALARIN HÜKÜMET YIKMASINA EBEDİYEN MANi OLACAKTIR.
'EVET' DEMEK BUDUR.
ANLAŞILDI MI? SERDAR TURGUT'UN MEZAR SOYGUNCULARINA DUYURULUR...