Zira milleti çözen, devleti çökerten asıl saha burasıdır, maneviyat alanıdır, medeniyet alanıdır, KÜLTÜR alanıdır. Bu değerleri kaybederseniz çökersiniz. İçtimai yapısı bozulan, değerler hiyerarşisi alt üst olan, uğruna mücadele edecek hiçbir kutsalı kalmayan bir milleti, bir kez değil her zaman mağlup edersiniz." Cumhurbaşkanımız konuşurken, eski koalisyon hükümetlerini, koalisyon pazarlıklarında KÜLTÜR BAKANLIĞI'NIN CHP'ye (DSP) bırakılmasının derin sıkıntıları gözümün önünden geçti. Kurulan koalisyon hükümetlerinde milliyetçi-muhafazakâr olduğunu söyleyen merkez sağ partiler nedense, Kültür Bakanlığı'nı ortakları olan CHP'li, SHP'li, DSP'lilere bırakmışlardı. Kültür Bakanlığı çok önemlidir. Milletimizin kılcal damarlarına akan kanla ilişkilidir.
1990 ile 2002 yılları arasındaki KOALİSYON, BAKANLIK PAZARLIKLARI KÜLTÜR BAKANLIĞI CHP-SHP-DSP'ye bırakıldı. Nihayetinde, etkisi uzun yıllara yayılan çok derin sıkıntılara yol açıldı. 1991'de Başbakan Süleyman Demirel, yardımcısı SHP (CHP) Lideri Erdal İnönü'ye Kültür Bakanlığı'nı (Fikri Sağlar) bıraktı. 1993 yılında Başbakan Tansu Çiller, Kültür Bakanlığı'nı SHP'ye (CHP) verdi. (Timuçin Savaş-Ercan Karakaş-İsmail Cem)... 1997 yılında 28 Şubat darbe hükümetinin Başbakanı, ANAP'lı Mesut Yılmaz, Kültür Bakanlığı'nı DSP'ye (CHP) bıraktı (İstemihan Talay)...
1999 yılı. Başbakan Bülent Ecevit, Kültür Bakanlığı'nı, ANAP/MHP'ye vermedi.
Bakanlık pazarlıklarında Kültür Bakanlığı için CHP zihniyetinin (SHP/DSP) özellikle bastırmasının üzerinde durmayan, arkasını düşünmeyen, milliyetçi-muhafakazardindar büyük kitlelerden oy almış, merkez sağ partilerin aslında duygusuz, sorumsuz davranmaları, yeni nesiller üzerinde çok olumsuz etkiler yaratmıştır. FETÖ darbe girişimlerinde KÜLTÜR BAKANLIĞI'nın koalisyon hükümetlerinde CHP zihniyetine (SHP-DSP) teslim edilmesinin rolünü kimse inkâr edemez.
Eski koalisyon hükümetlerinde FETÖ, devletin kılcal damarlarına girmiş, nihayetinde Türkiyemiz'i, tarihin en rezil 17/25 Aralık Emniyet-Savcı-Hâkim darbe ve işgale yönelik NATO gladyosu FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine kadar getirmiştir. EVET'LERİN HAYATİ SONUCU İNŞALLAH koalisyon hükümetleri tarihe karışacak, bir daha BAKANLIK/MİLLETVEKİLLERİ PAZARLIKLARI, BORSALARI son bulacak. Bir daha, GÜNEŞ MOTEL'DE Bülent Ecevit'in hükümet kurmak için 11 milletvekili pazarlığına oturması, transfer edilen milletvekillerini BAKAN yapması gibi rezillikler olmayacak. Bir daha 28 Şubat darbesinin paşası Çevik Bir ve ona benzeyen cuntacılar, "Gelirsem, İçişleri Bakanı olacak kadını yağlı kazığa oturturum" diyemeyecek. Bir daha, Merve Kavakçı başörtüsüyle girdiğinde yuhalanan bir Meclis olmayacak.
Hani Ecevit gibi, milletvekili seçilen bir vekile "Bu kadına haddini bildirin" diye bağıramayacak, TBMM'den kovamayacak.
Bir daha, Genelkurmay "Genel Kurul Salonu'na girmeyin, yoksa darbe olur" tehdidinde bulunamayacak, siyasetçiler kuyruğu kıstırıp Meclis boşaltamayacak. Bir daha, darbesever Hürriyet ve kankaları "411 el kaosa kalktı" diye manşet atamayacak. Bir daha, Türkiyemiz'de, orgeneralinden teğmenine, astsubayından albayına, rektöründen öğretim görevlisine, tiyatrocusundan mankenine, gazetecisinden yazarına millete format atamayacak.
SONUÇ: Sandıklardan taşacak EVET'lerle, başrolünde milletin bizzat kendisinin olduğu yeni bir yüzyıl başlayacak. Artık, Cumhurbaşkanının millete, vekillerin Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na değil, halka hesap vereceği sistem gelecek. EGEMENLİK GERÇEKTEN MİLLETİN OLACAK.