CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Erdoğan'ın estirdiği özgüven rüzgarı

Eklenme Tarihi 26 Mayıs 2014
Son 12 yılda Türkiye'de birçok alanda devrim yapıldı. Bütün bu devrimlerin arkasındaki 'En büyük devrim nedir?' diye düşünürsek 100 yıl susmuş, içine kapanmış bir milletin özgüveninin keşfedilmesi olduğu büyük resim olarak karşımıza çıkar.
Bu özgüven devriminin net göstergesi YENİ TÜRKİYE gerçeğidir. "Şu veya bu kararı alırsam başka ülkeler ne diyecek diye düşünmeyen, başka ülkelerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne karar alıyor diye düşüneceği" bir sürecin hayatiyet kazanmasıdır.
Yeni Türkiye'nin mimarı Tayyip Erdoğan'ın en az Türkiye kadar büyük bir ilgi gördüğü Almanya Köln mitinginde on binlerce gurbetçiye seslenirken, özellikle DİK DURUŞ felsefesini paranteze alan cümlelerinin en çok alkışı alması, özgüven devriminin somut göstergesi oldu.
Gurbetçi işçilerimizin "DİK DUR EĞİLME, BU MİLLET SENİNLE" sloganıyla sık sık karşılaşan Başbakan Erdoğan'ın boynu bükük insanlarımıza 'yeni bir ruh ve yeni bir heyecan' kazandırdığı net biçimde ortaya çıktı. 'Türkiye artık eski Türkiye değil.
Türkiye o sizin bildiğiniz Türkiye değil artık. Köprünün altından çok sular geçti. Artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok, gündem belirleyen bir Türkiye var. Hiç kimse, hiçbir uluslararası güç bize parmağını sallayarak istikamet çizemez, Hiçbir güç, bize istikamet çizemeyecek, Türkiye'ye rota çizemeyecektir.
Türkiye'ye parmak sallamayı hak görenler aklını başına toplasın.'
Başbakan'ın 'YENİ TÜRKİYE'NİN MİMARİSİNDE ÖZGÜVEN DEVRİMİ'Nİ sembolize eden bu cümlelerinin en çok alkışı almasının arkasında, gurbette boynu bükük kalmış, kafasını kaldırmaktan çekinmiş, sesi çıkmamış insanlarımızın, son 12 yılda kazanmaya başladığı ÖZGÜVENLE, yeniden ayağa kalkması, büyüyen bir Türkiye'nin vatandaşı olmaktan gurur duyması, 'milli ruh'una yeniden kavuşması yatmaktadır.

Bu coğrafyada biz de varız

Başbakan Erdoğan, son 12 yılda Türk toplumunun genel tutumunu büyük oranda etkiledi, yeniden şekillendirdi. Bugünkü Türkiye, artık 2002 öncesindeki Türkiye değil.
Türkiye büyük bir hızla değişiyor, Özgüvenimiz artıyor.
Bu değişimin en önemli itici gücü Başbakan Tayyip Erdoğan ise diğer önemli bir nedenin de 21. Yüzyıl'ın değişen uluslararası koşullarında Türkiye'nin yeniden güneş gibi doğma şansının bulunduğunu görmeliyiz.
Eskiden Batı (Avrupa ve ABD) tartışılmaz ve vazgeçilmez birer cazibe merkeziydi. Dış politikada Brüksel ve Washington ile birlikte hareket edilirdi. İsrail çekincesiyle Filistin sorununa elimizi uzatmaktan uzak dururduk.
Hatırlayalım. Başbakan Erdoğan, İsrail'e 'ONE MİNUTE' çektiğinde, Batı'nın bizi perişan edeceğinden korkak o kadar çok entelletüel ve aydınımız ortaya çıktı ki, çok üzüldük.
12 yıl içinde kendine güveni artan, değişen Türk toplumunu arkasına alan Erdoğan'ın, bölgesel ve küresel konularda başka denizlere açılması mümkün oldu. Müslüman dünyanın ezilmesi, lidersizliği Yeni Türkiye'nin önünde duran bu önemli mevziye yönelmesine yol açtı.
Orta Doğu sorunları, Kafkas ve Balkanlar'a el uzatıldı. Orta Asya Cumhuriyetleri'yle ilişkiler yoğunlaştırıldı.
Türkiye, 100 yıldan beri sokulduğu kısıtlı bölgeden çıktı ve büyük denizlere açıldı.

SONUÇ:
SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR
devam edecek olursa, 2023 yılında bambaşka bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağımızdan emin olmalıyız. 'Bu nasıl bir Türkiye olabilir?' denilirse, tek kelime ile BÜYÜK TÜRKİYE olacaktır.
Bunun koşulu 2023 sürecinde Tayyip Erdoğan'ın büyük denizlere açtığı YENİ TÜRKİYE GEMİSİ'NİN kaptan köşkünde kalabilmesi, onu fırtınalardan koruyabilmesi ve tehlikeli kayalıklara oturtmadan, ılıman sulara sokmayı başarmasıdır.