CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Diyarbakır-Sur şantiyesi

Eklenme Tarihi 07 Eylül 2016


K
ürt kökenli vatandaşlarımıza ihanet eden, okullarını yakan, çocuklarının okumasını engelleyen, yol-kanalizasyonköprü şantiyelerini basarak yıkan taşeron PKK'nın lanetlendiği Diyarbakır'daydım.
Başbakan Binali Yıldırım, ellerinde Türk Bayraklarıyla sokaklara çıkanların gösterdiği sıcak ilgiye aynı sıcaklıkla cevap verdi. Gözleri yaşararak vatandaşlarımıza, ellerini kalbinin üzerine koyarak sevgisini gösterdi.
Analar-babalar, evlatlarının okumasını, iş bulmasını sabırla beklerken, halkımızın gösterdiği yakın ilgi ve sevginin coşkunluğu içinde Başbakan Yıldırım yatırım paketini açıkladı: "Doğu ve Güneydoğu kalkınma ve yatırım hamlesini başlatıyoruz. Bölgede yatırım yeri bedava verilecek. İhtiyacı olan fabrikayı devlet yapıp sembolik rakamla kiraya verecek. Makine ve teçhizat alımı için sıfır faizli krediyle her yıl 10 yeni fabrika hedefliyoruz. Devlet ihtiyaç duyduğu ürünleri buradaki fabrikalardan alacak. 4 senede 200 bin kişiye istihdam sağlanacak".
Başbakan Yıldırım'ın "SUR'U, şantiyeye çevireceğiz. Sur içinde yıkılan evler tarihi dokusuna uygun olarak yeniden yapılacak. Sur için asla çok katlı binalar yapılmayacak. Sur'un tarihi dokusunu gözümüz gibi koruyacağız" sözleriyle, salon ayağa kalkıyor, yanımda oturan STK temsilcilerinin sevincine bizzat tanık oldum.
Sur, Diyarbakır için bir sembol. Sur, baştanbaşa yenileniyor. Sur yeniden hayat buluyor. Tarihi Ulu Cami'de HUZURLU BÜYÜK TÜRKİYE için dualarımı ettikten sonra, PKK militanlarınca yıkılmış-yakılmış sokakları dolaştım.
İslam dünyasının 5. Harem-i Şerif'i olan tarihi Ulu Camii'de, terör örgütü PKK katillerinin saldırısı sonucu ara verilen yenileme çalışmaları sürüyordu.
İnşaat işçisi Ahmet Demir, çocuklarıyla sığındığı ağabeyinin evinde yaşıyordu.
Başbakan Yıldırım'ı dinlemiş, memnundu.
"Tekrar evime gideceğim" dedi. Karanlık günleri anlattı: "PKK militanları, kapılarımızı kilitletmediler. Gece yarısı gelip yemek pişirmemizi istediler. 'Stratejik' diyerek bazı evlere el koydular. KENDİ ŞEHRİMİZDE MÜLTECİ OLDUK. Kızım geceleri delirecek gibi oluyor." Evi yıkılmış Zekeriya Zülküf şunları söyledi: "Katillerin silahlı gezdiği sokaklara çıkmak isterken, ilköğretim öğrencisi kızım, her dışarı çıkışımda bacaklarıma sarılıp 'Baba gitme, mayın patlar ölürsün' diyordu. Kızımın kelime dağarcığına, mayın, patlama, roket ve kanası sokan militanları, artık kimse sevmiyor.
"Bugün işsizim ama can güvenliğim var" diyen Mustafa Şahin de "Mahallemizin çocuklarını alıp, YDG-H diye eğitim verdiler. Hendekler kazılırken Hevsel bahçelerinden motosikletli gençler sırt çantalarıyla silah taşıyorlardı" diye konuştu.

SONUÇ: Diyarbakır'ın evladı ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı meşhur şiirinde diyor ki: "Memleket isterim. Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim. Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim. Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikâyet ölümden olsun."
BİRLİK VE BERABERLİKLE YIKAMAYACAĞIMIZ KALE YOKTUR.