CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Demirtaş ve Karayılan'ın oyunu

Eklenme Tarihi 22 Kasım 2011
BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "Özgür gündem" gazetesine yaptığı son açıklamaları okuyunca, BDP'den Türkiye vatandaşları için bir şey beklemenin hayal olacağını anlıyorsunuz.
Demirtaş'ın derdi, Türkiye değil, Türkiye vatandaşları değil. Onun derdi, KCK'nın hedefi ile paralel. KCK'nın hayali neydi? "Türkiye, Irak, İran ve Suriye'yi bölecek, onlardan toprak alacak, sonra tek devletin çatısı altında toplayacaktı".
BDP Başkanı Demirtaş da son açıklamalarında aynı hedefe yürüdüğünü itiraf ediyor.
Selahattin Demirtaş'ın Suriye olayları konusunda öyle sözleri var ki, üzerinde çok düşünülmesi lazım: "Suriye'de bazı Kürt grupları Türkiye yanlısı bir politika izliyor. Fakat Kürtler'in önemli bir kısmı bu süreci desteklemiyor. Ne Esad karşıtı bir ayaklanma içerisindeler ne de Esad yanlısı bir tutum içerisindeler. Kendi demokratik haklarını tanıyabilecek bir muhalefetle hareket etmeye çalışıyorlar. Fakat Esad rejimi bir statü tanıyacaksa, en azından bu süreçte onunla da bir uzlaşmaya girebilirler, Suriye'deki Kürtler.''

'SURİYE'DEKİ KÜRTLER'
Demirtaş'ın dilinin altındakilere bakarsak, Ortadoğu'da kurulacak yeni düzenin kodları görülüyor: "Düşünün, Suriye Kürtleri özerk olacak, Irak Kürtleri zaten federal bir statüye sahip, İran açısından da Suriye'dekine benzer bir süreç yaşanabilir. Çünkü İran daha esnek bir şekilde rahatlıkla böyle bir çözüme gidebilir.
Türkiye'nin güney ve doğu sınırında Kürtler varken, Türkiye'deki Kürtlerin statüsüz yaşaması düşünülemez. Ulusal birlik; beraberinde Suriyeli Kürtler'in statüsünü ortaya çıkaracak'' Demirtaş'ın konuşmasından hemen sonra, önceki gün (Pazar) sıcak bir gelişme yaşandı.
Bölücü terör örgütü PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'ın Roj TV'ye yaptığı açıklamalar Suriye üzerinde oynanan "Kürt oyununun" ayrıntılarını ortaya koydu.
Kandil'den ahkâm kesen Karayılan'ın şu sözleri dikkat çekti: "1945'ten 1963'e kadar Suriye'de birçok kez rejim değişti. Ancak Kürtler bundan hiçbir şekilde istifade etmedi.
Şimdi tarihi bir fırsat söz konusudur. Kürtler burada temel yasal haklarını elde edebilir, bir halk olarak tanınabilir. Fakat bunun için Kürt birliğinin, bir Kürt stratejisinin sağlanması gerekiyor. Kürtler hemen bir taraf olmamalı.
Saldırı yerine öz savunmasını geliştirmeli."

DİLLER ÇÖZÜLDÜ
Demirtaş ve Karayılan'ın paralel konuşmaları bakınca, BDP'nin, KCK'nın, PKK'nın aynı potada olduğu net biçimde anlaşılıyor.
Demirtaş'ın dili çözülmüş. Kuzey Irak Kürt yönetimi bağlamında, Ortadoğu'daki uluslararası planları anlatıyor: "Güneyli güçler (Yani Barzani yönetimi) bölgesel gelişmelerden şunu görebilmişler; artık Kürtlerin kendi aralarında ulusal birliğini sağlamamaları halinde yüzyıl sonra ortaya çıkmış fırsat kaçırılabilir.
Onlar da bunun farkında. Hatta Güney'de oluşan statünün kaybolmasına kadar gidebilecek bir süreç yaşanabilir. Kendileri de bunu gördükleri için, Kürtlerin ulusal birliği çerçevesinde oluşturulacak strateji etrafında buluşmaya önem veriyorlar. Biz yıllardır bunu söylüyoruz zaten."

SON AŞAMAYMIŞ...

Selahattin Demirtaş, açıklamalarının sonunda Kürt vatandaşlarımızı da tehdit eden sözler sarf ediyor: "Yüzyıla dayanan Kürt sorununun çözüm aşamasına geldik, tarihi, kritik günler yaşıyoruz. Bütün halkımız şöyle bir psikolojiyle hareket etmelidir. Artık bu bir final sürecidir. Mücadelenin son aşamasıdır. Bu dönemde geri adım atan kaybeder. Bedeli ne olursa olsun, halkımızın hiçbir kesimi geri adım atmamalıdır. Tereddüt içine girmek bile kaybettirir. Bedelleri ağır da olabilir, Böylece önümüzdeki yüzyılda Kürtlerin anavatanlarında nasıl yaşayacakları belirlenecektir."
Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğu, "Türkiye'de yaşamak istiyorum. Ayrı devlet istemiyorum. Bölücülük istemiyorum. Vatanım Türkiye'dir.
Türkiye demokrasisinin faydalarını görüyorum. Hak ve özgürlükler elde ediyorum. Kimlik sorunum artık yok"
diye bas bas bağırıyor, Türkiye'nin Partisi olması beklenen BDP'nin başı, sınırları aşıyor, Ortadoğu'da tezgâhlanan oyunların arka planında yer aldığını gösteriyor. Anlamı derin bir atasözümüz var. "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az". Daha fazla söze gerek var mı?