CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Başbakan açtı, sıra tarihçilerde

Eklenme Tarihi 25 Kasım 2011
Neredeyse bütün yakın tarihimiz, olaylar gerçeklere uygun tartışılmadığı ve eski dönemlerle usulünce vedalaşılmadığı için bir hayaletler ormanına dönüştüğünden, olur, olmaz yerlerde tarihi gerçekler karşımıza çıkıyor. Artık resmi tarihi bir kenara bırakıp gerçeklerle yüzleşebilmeliyiz.
Başbakan Tayyip Erdoğan,
Dersim katliamı için devlet adına "özür" dilerken, tarihi gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak isterken, resmi tarihin üstünü örtme tavırlarını büyük bir dürüstlük ve cesaretle yıkmaya başlarken, Türkiye vatandaşlarının önünde yeni yollar açılacağının müjdesini vermiştir.
Ünlü tarihçi ve yazar Mustafa Armağan, Dersim olaylarının tarihi derinliklerini uzun zamandır araştıran bir isim. TAKVİM'e, tarihle yüzleşme adına yapılacakları tek tek sıralarken, "Başbakan Erdoğan siyaset adamı olarak görevini yaptı. Şimdi sıra inkılâp tarihçilerinde. Resmi tarihin örtülerini kaldırma zamana geldi" diyerek, zamanın ruhunun okunmasına işaret etti İşte Armağan'ın açıklamaları:

* İnkilap tarihçileri kongre düzenlemeli, Meclis araştırma komisyonu kurmalı. Tarih Kurumu görevini yapmalı ve resmi tarih ile belgeler yeniden elden geçirilmeli.

* Dersim bir faciadır. Sorun da kelimelerden başlıyor zaten. "Katliam mı demeliydim? Resmi tarihin 'medeniyet projesi' miydi Dersim askerî harekâtları? Zamanın CHP zihniyeti Dersim'i Cumhuriyet'e bir direniş odağı olarak görmüş ve bir "irtica hareketi" olarak damgalamıştır. Her ne kadar şimdiki Tuncelililer kabul etmeyecekse de, Dersim'in asıl suçu, "mürteci" olmaktı.

* Adını açıkça koyalım: Dersim bölgesi, Cumhuriyet'in getirdiği bütün değişimlere direndiği için mürteci yaftasını yemişti o günkü iktidardan.
Operasyonlar sırasında görüldü ki, Dersim sokaklarında hâlâ kırmızı fesler takılıyor, sarık ve şalvar giyiliyor, Seyyidler, şeyhler ve ağalar hâlâ hükümran. Harf inkılâbının 10. yılında bile Latince bilenler yok denilecek kadar az.

* Seyyid Rıza'nın evinden çıkan kitaplara, bir başka deyişle suç unsurlarına bakıldığında irtica 'dehşet verici' yüzünü gösteriyordu: "Muhammediye" vardı içlerinde, "Enâm-ı Şerif" ve "Kur'ân-ı Kerim".

* Operasyonun iki hedefi vardı:
1) Bölgenin irticadan temizlenmesi ve aydınlatılması
2) Cumhuriyet'in 'şefkatli eli'nin bölgeye uzanması, yani merkezi otoritenin tesisi. Buna direndiler ama yenildiler.

* Sonuç:
Bugünkü Tunceli profili. Seyyid Rıza ve Dersimli diğer "şehid edilen" şeyhlerin kimler olduğunu yeniden hatırlanacaktır yeni tartışmalar vesilesi ile...

* Asıl büyük operasyon ve bombardıman İsmet Paşa zamanında ve 1937 yazında gerçekleşti.
Hareketin başındaki Seyyid Rıza da bu sırada ele geçirildi. Nitekim İnönü de hatıralarında asıl büyük işin kendi iktidarı zamanında bitirildiğini, 20 Eylül 1937'de görevden ayrıldıktan sonra bölgede fazla önemli hadiseler olmadığını söylemiştir.

* Harekâtın 2. kısmı Celal Bayar'ın başbakanlığı zamanında, 1938 yazında gerçekleşmiştir.

* Seyyid Rıza'nın nasıl yakalandığı, gizemini bir ölçüde korumaktadır. İki rivayet vardır. Birincisi etrafındaki çember daralınca Erzincan jandarmasına giderek teslim olmuştur. Diğer rivayete göre komutanın "barış görüşmesi" çağrısına uyarak pazarlık yapmak için hükümet konağına gitmiş ve orada tutuklanmıştır.