CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Balyoz'dan farklı olmayacak

Eklenme Tarihi 16 Temmuz 2013
Cumhuriyet tarihimizin en önemli meselelerin başında gelen darbelerle yüzleşme sürecinin kritik bir virajına girdik.
Balyoz davasının temyiz görüşmeleri Yargıtay'da başladı.
Ergenekon davasında İstanbul Mahkemeleri kararını 5 Ağustos'ta açıklayacak. Demek ki, önümüzdeki 20-
25 günlük süre, Pandora'nın kutusunu ya tam açacak ya da kutunun bazı bölümlerinin karanlıkta kalmasına yol açacak.
Bu pandora'nın kutusu içinde ne var?
İttihat ve Terakki Cemiyeti döneminde Sultan Abdülhamit'i tahttan indirmek için kullanılan yöntemlerin, o günden bu yana gerçekleştirilen darbelerde de aynen kullanılması var. Balyoz davası, 22 Şubat 2010'daki operasyonlarla gündemimize girdi. Suçlamaları ve savunmaları dikkatle takip ettik. Duruşmalar sırasında yaptığımız analizler sübjektif olabilir, ama aradan üç yıl geçtikten sonra yapacağımız analizler daha objektif olacaktır. Çünkü geçen zaman bizlere, makul ve mantıklı düşünmek, olaylara daha soğukkanlı yaklaşmamızı sağlayacaktır. Balyoz'da, olayın çekirdeğine dikkat edelim. 1 Mart tezkeresi ile Balyoz darbe teşebbüsü arasında birebir bağlantı vardır.
Irak krizi konusunda hükümet tarafından hazırlanan tezkere, 1 Mart 2003 günü TBMM tarafından reddedildi. Balyoz darbe toplantısı 5 Mart 2003 tarihinde gerçekleşti. Balyoz darbe teşebbüsü bir lokal olaydır. Balyoz'un dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Kara Kuvvetleri Aytaç Yalman, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından önlendiği üzerinde önemle durmalıyız.
Mahkeme, Çetin Doğan, Özden Örnek, İbrahim Fırtına'ya 20 yıl, 78 sanığa 18 yıl hapis, 214 sanığa 16 yıl hapis, 28 sanığa 13 yıl 4 ay hapis, 1 sanığa 6 yıl hapis, 36 sanığa beraat kararı verdi. Emir komuta zinciri içinde yapılan toplantının, Yargıtay açısından 'bir özellik' olarak ele alınması, darbeyi planlayan çekirdek kadro ile emir komuta zinciri içinde toplantıya katılanlar arasında bir çizgi çekmeye yol açabileceği, makul ve mantıklı bir sonuç gibi görünmektedir.

KİLİT İKİ GENERAL
HİLMİ ÖZKÖK: Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün pozisyonunu tekrar hatırlayalım. Balyoz davasına bakan mahkemede şöyle konuştu: Bu seminer icra edilmiş fakat en tehlikeli senaryonun amacını biraz aştığı, siyasi kişiler ve siyasi olaylar gerçekmiş gibi oynandığı duyumları kulağıma geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'a konuyu incelettim...
AYTAÇ YALMAN: Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Aytaç Yalman, hem Balyoz'da, hem de Ergenekon darbe çalışmalarında kilit isimdi. Darbelere karşı tutumuyla Özkök'e yardımcı oldu.
Yalman'ın Ergenekon savcısına verdiği ifadelere dikkat:
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, 'Ayışığı ve Yakamoz' darbe planlarını 2004 baharında bana gösterdi.
Planlardan bu şekilde haberdar oldum.
Bilgimin olup olmadığı sordu.
Ben de bilgimin olmadığını söyledim. Bunun üzerine kendisi de 'Ben de öyle tahmin etmiştim' dedi.
Esasen bir slâyt sunumu şeklinde öğrendim bu planları. Planı okuyunca kendimin de bu plandan dışlandığıma muttali oldum.
MGK'daki görüşmelerde bazı komutanların aşırılıklarından rahatsız oldum.
Darbeyle ilgili hiçbir düşünceye katılmam mümkün değil.

SONUÇ: Ergenekon davası çok daha büyük, Türkiye'nin derin devlet yapılanmasını konu almaktadır. Bu çerçeveden bakarsak, 5 Ağustos'ta açıklanacak Ergenekon kararları ne olabilir? Balyoz'dan farklı olmayacak gibi.
Duruşmaların seyri şunu gösterdi. Daha çok yapacağımız işler ve soruşturmalar olması gerekiyor. 28 Şubat darbesine yönelik, Eylül ayında kritik gelişmeler olacak. Bu davalar, İttihat ve Terakki'den başlayarak, derin devletin deşifre edilme şansını, Yeni Türkiye'nin önüne fırsat olarak sunmaktadır.