Başta faizler yükselmiş, kur artışı ile kısa vadeli borcun miktarı yaklaşık 5 milyar artmış ve Borsa İstanbul nezdinde işlem görmekte olan pay senetleri açısından bakıldığında yaklaşık 60 milyar değer kaybına neden olunmuştur.
Çiller' deki dosyalar
Ankara ve İstanbul siyaset ve ekonomi kulislerinde bir süreden beri, 28 Şubat post modern darbesinin derinliklerini ortaya çıkarmak üzere Ankara savcılarınca yapılan incelemelerin yeni sürprizlere gebe olduğu konuşuluyor. 28 Şubat'ın askeri ayağına ilişkin mahkeme, 2 Eylül'de başlayacak. Yeni itiraflar olabilir.
Batı Çalışma Grubu (BÇG)'nun mutfağını deşifre eden savcılar medya, iş dünyası, yargı, üniversite ve sendika ayağını da incelerken, ciddi belge ve bulgulara ulaştı. İkinci bir iddianame ile 28 Şubat'ın, 'ekonomi ve medya' ayağı Kasım'da gündeme girebilir.
Savcıların, özellikle BÇG'yi finanse eden ve o dönemde "beşli çete" olarak bilinen gurupları organize eden iş dünyasının derin ilişkilerini ortaya çıkarması söz konusu olacak.
28 Şubat Cuntasına psikolojik harp yöntemleriyle habercilik, lobi ve finans desteği sağlayan yapılar hakkında ciddi bilgi ve belgelere ulaşan savcılar ifadeye çağrılacak kişilerin listesini hazırlıyor.
Nitekim önceki gün, Tansu Çiller'in, 28 Şubat Davası kapsamında 27 Eylül 2013 günü ifade vermeye çağrılmasının ve olası konuşmasının sürprizlere yol açacağından bahsediliyor.
Çiller'de çok bilgi var.
Çiller'in faiz lobileri karşısında ne yaptığını, basın danışmanı Mehmet Bican 'Terörle sınanmak' kitabında, şöyle anlatıyor: "İstanbul'daki patronların nakit teşviklerini kestim. Devlet musluklarından ceplerine par akmıyor. Ekonominin bozuk gitmesinden medet umanlar var. On'ların istediği çizgiye gelmememe içerliyorlar. Toplanan vergilerin yarısına yakını avuç içi kadar insanın cebine gidiyor. Türkiye'de tahvilden, bonodan yüksek faizler alıyorlar. Bir çark, bir zincir bu.
Milyon dolarlar vuruyorlar." S.176 "Sultanahmet meydanında anlattım. Bir takım sermaye grupları ve medya devletle özel ilişkiler kurmuş. Devlet bunlara sürekli olarak kredi, teşvik ve çeşitli kolaylıklar yapmak zorunda kalıyor." "Bizi yıkmak için, menfaat zincirlerini koparmamı engellemek için, bana ve yakınlarıma iftira atacaklar.
Kampanyalar başlayacak. Menfaat dizisini, halkın sırtından bir dizi parayı sömürmeye alışmış bir saadet zincirini bozacağım." S.180 "Tekelleşen holdinglerin hedefleri, politikayı ve devlet hayatını kendi görüşleri doğrultusunda şekillendirmek. Türkiye'yi bir Holding'e teslim etmem." S.185
Sonuç: 28 Şubat'ta hükümeti devirmeye uğraşan sermaye grubunun önemli bir kısmı bugün Başbakan Tayyip Erdoğan'a karşı yürütülen operasyonun içerisinde görünmektedir.
Sıklıkla gerçekleştirdikleri ataklardan bir tanesini daha Gezi üzerinden denediler, ama açıkçası iktidar kadrosunun ve ekonominin güçlü olması nedeniyle bu defa hedefledikleri amaçlarına ulaşamadılar. Titiz çalışma ve analizleri ile tanınan Sabah Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, bu durumu, "Vesayet rejimi zenginleri, diğer Başbakanlara yaptıkları gibi Erdoğan'ı zayıflatıp düşürmeleri mümkün olmuyor'' diyerek, veciz şekilde yorumlamaktadır.
Ankara Savcıları'nın, 28 Şubat'ın EKONOMİK AYAĞINI soruşturduktan sonra hazırlayacakları olası iddianameyle, günümüzde yaşadığımız olayların da arkasında konuşlanan lobileri ortaya çıkarmalarını, sinsi hamleleri göstermelerini, halkımız heyecanla beklemektedir.