Bush'un itirafı, Türkiye'nin 1 Mart tezkeresine (hayır) demesinin, uçurumun kenarından dönüş anlamına geldiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Saddam'ın elinde hiçbir zaman olmayan "Nükleer Silahlar" yalanı, 11 Eylül kâbusu ile birleştirilince , ABD ordusunu finanse eden Amerikan vatandaşların inandırıldığı bir hikâye ile Irak işgali uygulamaya geçirilmiştir.
Türkiye'nin Irak işgaline gösterdiği anlamlı duruşu ile 1 Mart Tezkeresi'ne (hayır) denilmiştir. Yoksa yalan üzerine kurulu Irak işgaline Türkiye'de alet edilecekti.
Hem halkımızın, hem Irak halkının kesin iradesine ters düşen böylesine canice bir karara karşı Türkiye iyi ki direnmiş. Bir avuç dolar için Mehmetçiğin kanını satılmayacağını dünyaya göstermiştir.
* * *
HESAP UZMANI HESABİLİĞİ
CHP'de gücünü kaybeden Önder Sav, Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun karakter yapıları hakkında ilginç bir konuşma yaptı. "Deniz Baykal: Kendine güveni haddinden fazla yüksek. Müzakereyi sever, ama otoriter bir yapısı var. Çok yönlü bir insandır.
Kemal Kılıçdaroğlu: İçine kapanık, sessiz. Konuşurken ne düşündüğünü hemen belli etmeyen bir karakter. Hesap uzmanı hesabiliği içinde'' Hesap uzmanlığının özellikleri şöyle anlatılıyor: "Hesap uzmanlığı, özellikleri olan bir kariyer mesleğidir. Bu meslekte dar kalıplara sıkışıp kalmaktan, rutin iş ve işlemlerin sıkıcılığından söz etmek mümkün değildir. Hesap uzmanlığı kendini aşmak kararlılığında olan, üretmek ve yaptığı işten sonuç almak isteyenler için önemli bir seçenektir''
CHP NE ÖLÇÜDE DEĞİŞEBİLİR?
CHP'yi nasıl bilirsiniz? Hizip kavgalarıyla çalkalanan, ekipler arası gizli veya açık mücadele veren, Türkiye için kavga verecek yerde, kendi geleceği için tavır koyan siyasetçilerin bulunduğu bir parti. Halkın büyük çoğunluğunda "Bunlar ülkeyi yönetemez" görüntüsünün yerleşmiş bulunması, "kendisini bile yönetemeyen parti" imajının CHP'yi kamuoyunda ne duruma düşürdüğünü anlatmaya gerek var mı? Kılıçdaroğlu genel başkan seçildiğinden bu tarafa ilk defa "lider" tavrını ortaya koydu. Eğer bu hareketini sonuna kadar götürebilir ve seçimlere kadar ibresini yükseltebilirse bu krizin, Türk siyaseti için hayırlı sonuç vermesi beklenebilir. CHP'deki kriz ideolojik bakımdan ciddidir. CHP, bir iç hesaplaşma ve yol ayrımıyla karşı karşıya gelmiştir.
Türkiye'nin bugün geldiği noktaya, değişim dinamiklerine göre CHP'nin uyması, kendine yeni şekil vermesi gerektiği ortaya çıkıyor. Eski kalıplarla Türkiye'yi yönetmek isteyen CHP içindeki çekirdek kadroya karşı,direniş başladı. Şimdi önemli olan CHP'nin ne ölçüde değişebileceğidir.
Türkiye'deki değişime kendini uydurmuş bir CHP'nin ortaya çıkması, demokrasimizin sağlıklı zemine oturması için gerekliydi, gelişmeler bunu işaret etmektedir.
FÜZE KALKANI KİME KALKAN OLACAK
Füze kalkanı sisteminin, Türkiye'nin komşuları ile iyileştirmeye çalıştığı ikili ve çok taraflı ilişkilerini çıkmaz bir yola sürükleyip sürüklemeyeceği tartışılıyor.
Bu nedenle önümüzdeki 19 Kasım'da Lizbon'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ni çok yakından takip etmemiz gerekiyor.
Doğu Avrupa'da bulunan Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nin füze kalkanına ve radarlara ev sahipliği yapması kararlaştırılmıştı.
Rusya karşı çıkınca, füze kalkanının Doğu Avrupa'ya yerleştirilmesinden vazgeçildi. Son karara göre, radar üssü olarak Türkiye ön plana çıktı.
Aslında füze kalkanı projesinin amacı ABD'nin kendisini ya da NATO müttefiklerini İran ya da Kuzey Kore gibi ülkelerden gelecek füze saldırılarına karşı korumak değil. İran'ın bölgede sorunlarının ayyuka çıktığı bir ülke bulunuyor. Bu ülke İsrail. Üstelik bu ülke ABD'nin Ortadoğu'daki en önemli müttefiki konumunda. ABD'nin füze kalkanı projesi İsrail'i, İran'ın fırlatabileceği füzelerden korumak olduğunu bilenlerin sayısı az değildir.
Peki, Türkiye ne yapacak?
Türkiye, füze kalkanının kurulması sırasında bu silahın çalışması için gereken kontrol mekanizmasının içerisinde doğrudan etkili olmak istemektedir.
Yani Türkiye kontrol odasında yer almak ve anahtarlardan birini elinde tutmak durumunda olacaktır. Türk yetkili kalkanın çalışması için gerekli olan anahtarlardan birini çevirmedikçe sistem çalışmayacak şekilde bir ayarlama yapılmasını düşünmektedir. Türkiye, füze kalkanı sisteminin yalnızca kendisine odaklanmış bir proje olmadığını kanıtlayabilmek için, kalkan projesinin bir bölümünün NATO üyesi Balkan ülkelerine konuşlandırılmasını istemektedir.