Kılıçdaroğlu ile Alan Makovski buluşmasına değişik boyutlardan bakarsak, ilginç durumlar ortaya çıkacaktır.
BİR) Herhalde, Kılıçdaroğlu'nun bir darbe üstadı Yahudi stratejistinin uzmanlığından faydalanmak üzere, Ak Parti iktidarına karşı yeni taktikleri ele aldıklarını düşünmek şaşırtıcı olmaz mı?
İKİ) Merhum Başbakan Necmettin Erbakan sık sık 28 Şubat darbe süreci için "ABD Savunma Başdanışmanı Alan Makovski tarafından hazırlanan planın askerler tarafından 'teklifimiz' diye ortaya konulduğunu sonradan öğrendik" derdi.
ABD dostlarını destekleyin
Alan Makovski, uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Yakın Doğu Şefi olarak görev yaptı.
ABD Merkezli bu Yahudi Lobici, Erbakan Hükümetine sert muhalefet etmesiyle tanındı. ABD Merkezli faaliyetleri ile 28 Şubat'ın temellerini attığı ortaya çıktı.
Erbakan Hükümeti kurulur kurulmaz, Makovsky'nin 'Erbakan İle Nasıl Mücadele Etmeli' başlığıyla 1997'de 'Amerikan Menfaatlerini Korumak' sloganını kullanan Middle East Quarterly dergisindeki yazısı düşündürücüydü. ''Erbakan ve partisinin gücüne rağmen, Türkiye'de hala dış politika ve güvenlik alanlarındaki karar mercilerinde Batı yanlısı dinamikler egemen durumda.
En önemli dış politika kararları Milli Güvenlik Kurulu'nda alınıyor. Fakat Eğer laik politikacılar daha iyi çalışmazlarsa, Batı yanlısı Türkiye radikal bir şekilde yönünü çevirebilir. Erbakan, Amerikan menfaatlerine ve Türk Amerikan işbirliğine meydan okuyor. Amerikan menfaatlerine tamamen ters bir politika izliyor.
Erbakan'ın hükümette olması Amerikan ve Avrupa yönetimlerinin işini zorlaştırıyor.
Müslüman teşkilatlara sempatiyle bakıyor.
D-8'i yeni bir dünya düzeni kurulmasında kullanmak istiyor.
Yazının sonuç cümlesi: Washington ne yapmalı? ABD DOSTLARI DESTEKLENMELİ, LAİKLİĞİN DESTEKLEKLENMESİ VE ERBAKAN'DAN UZAK DURULMASI.
Demek ki, Washington'a çağrılmanın arkasında önemli işler var...
Erbakan'ı uzaklaştırın
Bir de ABD'de Washington Enstitüsü'nde düzenlenen GİZLİ panel var. Konusu 'Erbakan'ın başbakanlığında Türkiye nereye gidiyor?' Mimarı Alan Makovski. Bu toplantıda deniyor ki "Türkiye'nin başında Erbakan'ın bulunması ABD'nin aleyhinedir ve o zaman en kısa sürede Başbakanlıktan uzaklaştırılmalıdır"
Bunun için bir iki yol var. Bir tanesi Erbakan'ı hükümette başarısız kılmaktır.
Mesela, Türkiye ekonomik sıkıntı içerisinde Dünya Bankası'na başvuracak ve kredi vermeyeceğiz.
IMF'den kendisini refüze edeceğiz.
AB ile birtakım ilişkiler kurmak isteyecek, karşı çıkılacak. Tansu Çiller de refüze edilmiş olan hükümetten çekilecek.
Makovsky, RP'ye karşı Türkiye içerisinde en büyük gücün askerler olduğunu bu panelde dile getiriyor.
İkinci plan Erbakan başarılı olursa üzerine kurulu. O partinin içerisinde radikaller ve gençler var.
Parti içinde radikallere karşı hareket geliştireceğiz. Medya gücünü de devreye sokarak partinin bu gençlerin eline geçmesini sağlarız.
Bunu yaptığımız takdirde mesele yok"
SONUÇ: 28 Şubat bir İSRAİL-Amerikan NEO-CON yapımı olarak gerçekleştirildi.
Türkiye 300 milyar dolar kaybetti.
22 banka iflas etti. Milli kuruluşlar özelleştirme adına el değiştirdi. İsrail uçakları Konya'da eğitim yapmaya başladı.
Ve 2001 yılında Türkiye'yi ekonomik krizle D.Rockfeller'in küresel odakları teslim aldılar. Fazla uzun sürmedi. 2002 yılında Türk Baharı, nefeslerini kesti.
Toparlanma çalışmalarına dikkatle bakınız...