ABD neden Irak'a girmişti?
Irak'ta Bush'un yönetiminin iddia ettiği gibi kitle imha silahları bulunabildi mi? 11 Eylül'e sebep olan şartlar ortadan kaldırıldı mı? Bush, Saddam'ı devirmeseydi ne olacağını bilmiyoruz. Ancak Irak'ın şu andaki tablosu "Değer miydi?" sorusunu hak ediyor. Bağımsızlık, özgürlük, demokrasi diye Irak'ı işgal ettiler.
Sonuç: Kan, gözyaşı, üçe bölünen ülke, savaş noktasına gelen Kürt/Şii kanatları, idam cezasına çarptırılan Sünni cumhurbaşkanı yardımcısı Haşimi...
Irak işgali başladığından beri ölen sivil sayısı 100 bin. Sivil toplum örgütlerinin rakamlarına göre bu sayı 1 ila 1.5 milyon arasında değişiyor... İşgal dolayısıyla dul kalan kadın sayısı 2 milyon, yetim sayısıysa 4 milyon. Irak askeri kuvvetlerinin kaybının 100 bin olduğu söylenirken, ABD askerlerinin ölü sayısının 4 binden fazla olduğu belirtiliyor. Şu anda 26 milyon Iraklı'nın 7 milyonu ise açlık sınırının altında yaşıyor.
Irak-Suriye hattı
Irak, Ortadoğu'da suni sınırların yarattığı sorunların en acı şekilde tecrübe edildiği ülkelerin başında gelmektedir. Tampon bir "dondurulmuş çatışma" alanı olarak da değerlendirilen Irak, Amerikan işgaliyle yeni bir döneme girmişti. Siyasi bütünlüğü çok kanlı bir şekilde bozulan Irak, bugün üçe bölünmüş, mezhep kavgalarının tırmandığı bir saha durumunda. Bağdat ile Kürt yönetiminin elleri, Kerkük konusunda karşılıklı olarak tetikte.
Türkiye'nin Irak opsiyonları
Türkiye açısından Irak'ın siyasi ve coğrafi bütünlüğü hayati önemdedir. Türkiye pozisyonunu işgalin başından beri koruyarak istikrarlı bir dış politika sergilemeyi başarmıştı.
Irak'ta istikrar arayışlarına yardımcı olan Türkiye, Irak'ın iç siyasi bütünlüğüne pozitif katkılar sağlamıştı. Son günlerde, Irak'ta Kürt ve Şii unsurlar arasındaki kriz derinleşirken, Türkiye'nin pozisyonu çok özellikli görünüyor.
Birincisi, Türkiye'nin Ortadoğu'ya açılan önemli kapılarından birisi olan Kuzey Irak bölgesi sadece bir dış politika meselesi olmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin Kürt meselesi üzerinden yaşadığı sorunun tabii bir uzantısı haline dönüşmüştü.
2008 yılından itibaren, Türkiye ile Barzani'nin Kürt yönetimi arasındaki ilişkiler ileri boyuta taşındı. Kuzey Irak'a yönelik bir saldırı söz konusu olursa, Türkiye oturup beklemeyecektir. İkincisi, Irak'ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi, Türkiye'de yaşamaktadır.
Irak'taki Sünnilere karşı bir saldırı olursa da, Türkiye yine oturup beklemeyecektir. Üçüncüsü, Kerkük konusu, Türkiye'nin hayati konularından birisidir. Türkmenlere karşı Maliki güçleri bir saldırıda bulunursa, Türkiye hiç bir şekilde oturup beklemeyecektir.
SONUÇ: Irak'ı kuşatan etnik ve mezhepçi çatışma süreci bütün bölgeyi etkilemeye başladı. Irak kendi haline bırakılırsa kontrolden çıkar. Irak parçalanırsa Türkiye, İran, Suudi Arabistan devreye girer.
Türkiye Irak'ın bölünme tehlikesi karşısında bir şey yapmadan oturmayacaktır. Bu bakımdan, Irak'ın bölünmesine engel olmak için, Maliki yönetiminin Türkiye ve Amerika uyarıları karşısında, aklını başına toplamasından başka çaresi yoktur.