CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Başbakan'ın Kerkük hassasiyeti

Eklenme Tarihi 27 Kasım 2012
Diplomasinin şaşmaz bir gerçeği vardır.
Diplomatik bir hamlenin ne kadar hassas olduğu ve üzerinde günlerce nakış gibi işlenerek devreye sokulduğu hemen anlaşılmaz. Aradan zaman geçer, gelişen olaylar hamlenin derinliğini ortaya çıkarır. 'Stratejik beyin işte buna denir' denilerek alkışlanır. Bu stratejiye çok anlamlı iki örnek var.

NECEF VE KERKÜK ZİYARETLERİ
Birincisi, Başbakan Erdoğan'ın, bugünlerde Ortadoğu'da yaşanan sıkıntıları önceden görerek 29 Mart 2011'de, Irak'a yaptığı çıkartmada Necef'i ziyaret etmesidir.
Başbakan Erdoğan, Irak gezisinin Necef durağında Hz. Ali'nin türbesini ziyaret etmiş, Şii dini lider Büyük Ayetullah Ali Sistani ile görüşmüş, mezhep kavgasının ortasındaki Irak'lılara hitap ederken "Ben Sünni değil Müslümanım" demişti. Bu sözler, referans bir duruştu.
Türkiye burada İslam'ın kanlı bir mezhep savaşına düşmesini önleyecek bir rol oynayabileceğini gösterdi. Çünkü İslam dünyasındaki en ciddi fay hattı olan mezhep kartını Batılı devletlerin kullanması riski vardı. Başbakan Erdoğan, olası sıkıntıları önceden görerek Müslüman dünyaya mesajı net vermişti.
İkincisi, Ahmet Davutoğlu'nun, 2 Ağustos 2012 günü, Süleymaniye'de Kürt yönetimi lideri Barzani ile görüştükten sonra, aniden Kerkük'e gitmesidir.
Irak Başbakan'ı Maliki, bu hareket karşısında komaya girmiş, Davutoğlu'nu tutuklatmaktan bahsedecek kadar kendini kaybetmişti.
Davutoğlu'nun o gün Kerkük'te yaptığı konuşmaya tekrar bakalım, şu anda yaşanan Kerkük geriliminin aylar önce Türkiye tarafından görülmüş olduğunu daha iyi anlarız.
Davutoğlu, ince detaylarına kadar düşünülmüş şu konuşmayı yapıyor: "Allah kardeşliğimizi huzurumuzu baki eylesin.
Türkiye için Irak en yakın dost ve komşu ülke.
Irak'tan acı haber aldığımızda yüreğimiz yanar ama Kerkük'ten gelince bu haber, yüreğimize kor ateş düşer ve bu hiç sönmez.
Kerkük kadim kültürümüzün numune şehri.
Buraya fitne sokmak isteyen olabilir onlara karşı hep beraber kardeşlik duyguları ile harekete geçeceğiz.
Buranın asli unsuru hiçbir zaman yok olmayacak olan Türkmenlerdir. Kerkük'ün kalkınması için Türkiye elindeki bütün imkânları kullanacaktır.
Kerkük'te huzur oldu mu, Irak'ta huzur olur.
Irak'ta huzur oldu mu, Ortadoğu'da huzur olur. Türkmen'siz Kerkük yaşayamaz
''

KERKÜK'ÜN KADERİ

Irak'ta yerel seçimler en son 2009'da yapılmıştı.
Ancak Kerkük içinde bulunduğu sorunlar nedeni ile bu seçimlere katılamamıştı. Irak Yüksek Seçim Konseyi birkaç ertelemeden sonra, yerel seçimlerin 20 Nisan 2013 tarihinde yapılacağını duyurdu.
Kerkük'ün nüfus yapısına dair yaşanan sorunlar, seçmen kütüklerini de etkiliyor. Bu nedenle vilayetteki farklı etnik gruplar anlaşmadan bir seçime gidilmesi zor görünüyor.
Irak'lı Türkmenler, seçmen kütüklerinin yeniden yapılanmasını ve 2003'te Kerkük'ün nüfusuna göre seçimlerin yapılmasını isterken, Barzani yönetimi, seçimin son kayıtlara göre yapılmasında ısrarlı. Türkiye de, Irak Anayasası'nda Kerkük'ün statüsünün belirleneceği 140'ıncı maddenin uygulanması konusundaki girişimlerin oldu bittiye getirilmemesini arzuluyor.

SONUÇ:
Seçimlerin yapılmasının en zor olduğu bölgelerden biri hiç kuşkusuz Kerkük olurken, şimdi Irak Başbakan'ı Maliki ile Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri arasında, merkezi Dicle Ordusunun Kerkük'e girip giremeyeceği kavgası başlamış durumda.
Gelecek senaryolarını dikkatle okursak, Irak'ın ve Kerkük'ün kaderinde Türkiye'nin etkili olması, sadece Ortadoğu'nun değil, dünya barışı içinde anahtar özelliğindedir.
Geniş açıdan bakarsak, yüzyıl önce İngiltere ve Fransa'nın cetvelle çizdikleri haritayı, Yeni Türkiye'nin ters yüz edeceği günler yakın görünüyor.