CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

28 Şubat davası neden ağır işliyor!

Eklenme Tarihi 08 Ekim 2013
Hatırlayalım. "28 Şubat" dediğimiz süreç; sadece, öncekilerden çok daha uzun süren ve Asker kanadının Hükümet kanadına aşırı baskı yaptığı bir MGK toplantısıyla sınırlı değildi.
28 Şubat; alt yapısı önceden hazırlanan ve sonrasında baskı, zülüm, talan ve yağmalamalarla devam eden bir süreçti.
28 Şubat'ın 5 ayağı vardı. İki ana sütun üzerine kurgulanmış bir darbe ile karşılaşmıştık. Ana sütunlar Medya ve İş Dünyası. Diğer 3 yan destekleyici sütun ise TSK, Yargı ve YÖK olarak karşımızdaydı.
O günün orgeneralleri tahrik edilmiş, yalan-yanlışdüzmece haber ve görüntülerle kamuoyu etkilenmişti. Bazı odaklar,28 Şubat'tan başlayarak 2002 yılına kadar sermayelerini kat kat artırmışlardı.
Türkiye ekonomisi 300 milyar dolar kaybetmiş, halkımız göz göre göre fakirleştirilmişti.

KARA BULUTLAR

12 Eylül darbesinin 33. yılında Başbakan Erdoğan, 28 Şubat'ın arka planına ışık tutarken, çok dikkati çeken bir konuşma yapmıştı: 28 Şubat'ta sermayenin katkısı yok muydu, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Hani bazı beşliler vardı biliyorsunuz.
Beşli çeteler diye başlıkların atıldığı dönem, yok muydu? Ben onlar niye yargılanmıyor diye hala şaşıyorum...
Başbakan'ın hassas uyarısına rağmen, bir dönemin karanlıklarını aydınlatmak için başlatılan 28 Şubat davası üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. İşte, son zamanlarda, bu karanlık dönemin; 28 Şubat post modern darbesinin çeşitli boyutlarıyla yargı önüne çıkarılmasını destekleyen, davanın takipçisi olan DEMOKRAT KALEMLERİN karamsarlığı dikkatlerden kaçmıyor.
Nitekim Yeni Şafak gazetesi yazarı Ahmet Kekeç'in, 28 Şubat davasına yönelik yazdığı son yazısını, "Kemal Gürüz'ün tahliyesi işaret fişeğidir, 28 Şubat soruşturması genişlemeyecektir. Darbenin tedbirine memur yazılmış (haysiyetsiz kalemler) derin bir nefes alabilir" diye bitirmesi, ortaya çıkan karamsarlığa iyi bir örnek teşkil etmektedir.
28 Şubat davasında gelinen noktaya bakarsak, ortaya çıkan karamsarlık tablosunu daha doğru okuyabiliriz:
2 EYLÜL 2013 günü, 103 sanıklı 28 Şubat davası Ankara'da başladı. Aralarında eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın da bulunduğu 37'si tutuklu, toplam 103 sanık, dönemin Refah-Yol hükümetini devirmeye teşebbüs suçundan hâkim karşısına çıktı.
Davanın bir numaralı sanığı İsmail Hakkı Karadayı'nın ilk soruşturmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, başta çevik Bir ve bazı arkadaşlarınca, tepki ile karşılandı. Davanın ikinci gününde emekli orgeneral eski MİT Müsteşarı ve Jandarma Genel Komutanı tutuklu sanık Teoman Koman'ın sağlık nedeniyle tahliyesine karar verilmesi "SÜRPRİZ" olarak yorumlandı.
YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz de serbest bırakıldı. Tarihi davada şu an 19 tutuklu kaldı.
Toplumda oluşan genel kanaat şöyle: 28 Şubat sürecinin gerçekten sorgulanması ve hukuksuzlukların, haksızlıkların hesabının sorulması. Bunu gerçekleştirecek, "2. BİR SORUŞTURMA" bekleniyor. Yeni inceleme ve soruşturmalarla, 28 Şubat'ın görünmeyen yüzünde yer alan özellikle iş dünyasının ve o dönem darbeye hizmet eden medyanın sorgulamaya dahil edilmesidir. Deniliyor ki, 28 Şubat süreci ile ilgili kimse medyaya dokunamasın diye 2-3 yıldır merkez medyanın darbeyi teşvik eden kalemleri müthiş bir çaba sarf etti. Özellikle Amerika'da ve Avrupa'da büyük gayretler göstererek, "Türkiye'de medya baskı altına alınıyor, susturuluyor. Muhalif gazeteciler suçsuz yere hapse atılıyor" algısını oluşturmayı başardılar.
İkinci soruşturmadan beklenenler şöyle:
28 Şubat sürecinde, devlet bankalarından kimlere hangi şartlarda hangi krediler verildi? Özelleştirme ihalelerinden kim hangi kurumu aldı? Hangi kârlı devlet işletmeleri kimlere peşkeş çekildi? 28 Şubat'ın kudretli kumandanları emekli olunca hangi iş adamlarının şirketlerinde çalıştı? Merkez medyanın bir kısım yöneticileri ve bazı yazarları kulislerde çok konuşulan servetlerini nereden ve nasıl elde ettiler?
28 Şubat'ın yol taşlarını döşeyen yalan-yanlış haberleri neden yaptılar?