O gün orada bulunanlar öfke kusuyordu.
Ahmet Kaya ülkeyi terk etti.
Aradan yıllar geçti.
Hepsi pişmanlıklarını anlatıyor şimdi.
Ağlamak isteyenler var.
Mesela Ertuğrul Özkök büyüğümüze soruyorlar;
"Kaya için attığınız manşet hata mıydı?" diye.
İşte cevap;
"En büyük hata değil de...
Hata diyelim."
Demek ki daha büyük hataları var.
Devam ediyor büyüğümüz;
"Mesela Ahmet Kaya...
Çok sevdiğim bir müzisyendi.
Magazinciler gecesinde ben de oradaydım.
Ama o konuşmayı yapmadan kalkmıştım.
Bugün olsa, onun hakkındaki o iki manşeti, daha yumuşak atardım."
Neydi peki manşet;
"Vay şerefsiz"
21 Ekim 1989.
Ertuğrul Özkök genel yayın yönetmeni.
Hürriyet manşet çekmiş.
"Özal sivil diktatör."
Ve aynı Özkök, Özal öldükten sonra röportaj verdi;
"Özal, bu ülkeye ne yaptıysa, ben de gazetecilik mesleğine onu yaptım."
Röportaja başlık verdiler;
"Ben gazeteciliğin Özal'ıyım."
Evet yıllar sonra Özkök "Ben Özal'ım" dedi. 27 Aralık 1989.
Hürriyet başlık attı.
"Diktatörlere ibret olsun."
Romanya diktatörü Çavuşesku'nun...
Eşi ve çocukları ile birlikte kurşuna dizildiği...
O fotoğrafı koydular altına.
Hedef iç siyasete mesajdı.
Manşet attılar o günlerde;
"Özal'a alışamadık".
Öldüğü gün yine manşet attılar;
"Meğer alışmışız."
Ve daha da ileri gittiler.
"Ben Özal'ım" dediler.
Menderes'e da aynını yaptılar.
Ne diktatörlüğü kaldı...
Ne caniliği...
Yıllar sonra asanlar bile özür diledi.
Şimdi bakıyorum Doğan grubu yayınlarına...
Hürriyet Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını yayınladı.
En kötü çekilmiş...
Tayyip Erdoğan'ın gözleri kaymış fotoğraflarını koydular sayfalarına.
Yazarları öfke kusuyor.
KanalD sabah yayın yapıyor.
Görüntüde patada kütede...
Taş, tuğla, betonlar havada uçuşuyor.
Başlık koymuşlar;
"Binler uyumuyor."
Provokatörler yakıyor yıkıyor...
Binler uyumuyormuş.
Koysana oraya gezi parkında halay çekenleri.
Koysana oraya Gezi parkında masum gösteri yapanları.
Alkışlayalım, tebessümle izleyelim demokratik protestoları.
Hatta onları iktidarı eleştirirken...
Ben de orada yeşil için halay çekenlere katılayım.
Ne oluyor yahu?
Ne istiyorsunuz?
Kan mı aksın, ülke birbirine mi girsin?
Her türlü eleştiriyi yapalım ama...
Darbe çığırtkanlarına...
Sosyal medyadaki iç savaş tellallarına da dalsanıza.
Bu ülke senin, benim, hepimizin.
Beni yemeğe gittiğim...
Evine girdiğim karşıt görüşlü arkadaşımla...
Neden savaştırmaya çalışıyorsunuz?
Medyanın gerilimdeki payını...
Fütursuz başlıklarını...
Tarih bir gün elbet yazacaktır.
Ve o gün geldiğinde vallahi de;
"Ben gazeteciliğin Tayyip Erdoğanı'yım" diyen...
Ertuğrul Özkökler çıkacaktır.
Yazın bir kenara!