12 Eylül darbesinin hemen sonrasında Avrupa Konseyi'nde acil olarak "Türkiye" konulu oturum yapıldı.
Oturumdaki en ilginç konuşmalardan birini Alman Hristiyan Demokrat parlamenter Erich Mende yaptı.
Mende darbeden birkaç ay önce bir grup Alman parlamenterle birlikte Türkiye'yi ziyaret edip, üst düzey temaslarda bulunmuştu. Çarpıcı bir gözlem aktardı: "Ziyaret sırasında Demirel ve Ecevit'le konuştuk. General Evren de dahil askeri çevrelerle görüştük. İki büyük parti AP ve CHP işbirliği yapsın, içinde Demirel ve Ecevit'in de yer alacağı geniş bir koalisyon kurulsun diye baskı kurmamız için askerler bize adeta yalvardı. Aksi halde, darbe yapacaklarını söylediler." O dönemde aynı uyarı ve yalvarış büyük patron ABD'ye de yapıldı. "Ne olur Ecevit ve Demirel ortak hükümet kursun. Bunu sağlayın" diye.
Alman milletvekili Erich Mende'nin de dediği gibi o dönemlerde Türkiye'de kurulması istenen hükümet için bile Batı'ya yalvaran bir Türkiye vardı.
Ülkesinde kurulacak hükümet için bile dışarıya danışıp izin isteyen, yalvaran bir ülkeyseniz, tabii ki size mermi fabrikası için bile izin vermezlerdi. Vermediler de. Tarım için kurulacak üç gübre fabrikası için dahi Amerikan elçisi kapı tekmeleyerek Bakanlık toplantısına giriyor, "Hooop yapamazsınız" diye fırça atıyordu. O yüzden Batı başkentlerinde 2. Dünya Savaşı'nda kullanılıp hurdaya çıkarılacak silahlar için bile kapılarda yatıp, yalvarıyorduk 20 yıl öncesine kadar.
Son 20 yılda zincirleri kırdık Allah'a şükürler olsun. "Silah yaparsak bizi darmadağın ederler" diye korkan bir ülkeden, "Artık o korku dağları bitti" diye yumruk gösterip, rest çeken bir ülke haline geldik. Hem de 100 bin kişilik Savunma Sanayii ordusuyla. "ABD'den neden korkuyorsunuz" diye uyaran kendi milletvekiline "Eğer sen korkmuyorsan gel koltuğa otur, buyur sen yönet ülkeyi" diyen Başbakanlarla yönetildik. "Bu adamlara diklenirsek, kafamıza göre bir şeyler yaparsak tokadı yeriz, yeniliriz" diyen liderlerimiz vardı. Halbuki bir gecede dünyanın ilk havan topunun projesini çizip üreten ve onunla İstanbul'u fetheden Fatih'in dedesi Yıldırım Beyazıt Han "Yenileceğinden korkan, daima yenilir" diyordu tarihe geçen sözlerinde. 600 yıl sonra 6000 kilometre menzilli ilk KITALARARASI YILDIRIMHAN
FÜZESİNİ dünyaya tanıttı önceki gün Türkiye. "Ben artık yenileceğimden korkmuyorum. Çünkü yeneceğimi biliyorum" mesajını verdi tüm dünyaya.
Ondan birkaç gün önce İsrail Basını "Türkiye'nin silah imparatorluğu" başlığıyla, savunma sanayiimizin geldiği noktayı korku dolu sözlerle haykırıyordu.
Dünya silah sanayiinde bizi ilk 10'a sokan 100 bin mühendisimizle kafalarına bir de kıtalararası YıldırımHan Füzesi'ni sopa gibi indirdik. Şimdi bunu konuşarak yatıp kalkıyorlar her saat. Dosta güven, düşmana korku veren bir Silah sanayinde Cihan İmparatorluğu kuruyor Beyazıt Han'ın torunları artık. Tüm dünya şu an bunu konuşuyor. "Türklerden büyük sürpriz. İlk kez görücüye çıkardıkları Kıtalararası füzenin teknik bilgileri hakkında ser verip sır vermiyorlar.
Ses hızının 25 katına çıkabildiğini öğrenebildik ancak.
Türkiye artık kıtalararası güce kavuştu" diyerek medya sayfalarında ve ekranlarda.
Yıldırım Han'ın torunları daha nice muazzam projeye imza atacak. Henüz açıklanmayan yepyenileri yolda ve eli kulağında.
Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul fuarında konuşan Ticaret Bakanı Bolat "100 bine yakın yüksek donanımlı, vasıflı iş gücü, ARGE personeli var. Bu anlamda Türkiye, yurt dışından yurt içine beyin göçü sağlıyor. Özellikle de 100 milyar dolarlık bir proje stoku var savunma sanayisinde" dedi. Kurulacak hükümetlerden tutun hurda silahlara kadar Batı başkentlerinde kapılarda yatan ve yalvaran Türkiye'den buralara geldik. Tersine döndürülen dünya artık Ankara'da kapılarda yatıyor. Bunların içinde Batılı ülkeler de var.
Türkiye'den 18 adet Hürjet alan İspanya bile ABD'nin F-35 sisteminden çıkıp Türkiye'nin üretime geçmeye hazırlandığı KAAN'la buluşmayı konuşuyor bugün.
Madrit'te "Bu projede Türklerle ortak olalım" diyenler bile var. Henüz seri üretim başlamadan milyarlarca dolarlık siparişi veren ülkeleri görüyoruz.
Irak dahi Türk Hava Savunma Sistemi için Ankara'da sıraya girdi.
Böyle bir ortamda Kıtalararası Yıldırım Han Balistik Füzesi tüm dünyayı şaşkına çevirdi, çatlayanlar oldu haliyle.
Emin olun ki;
Savunma Sanayiimize her fırsatta saldırıp dalga geçen, "Maket bunlar maket" diyerek itibarsızlaştırmaya çalışan bizim muhalif ittihatçı kafalar da içlerindeki tüm damarlarda çatır çatırdır şu an.
Ama kafalarına YILDIRIM düşse değişmez bunlar.
Dünya Türkiye'nin savunma hamlelerindeki SÜRATİNE yetişemiyor artık. Yıldırım Beyazıt Han diyor ki; "Düşmanı korkutan sürat, zaferin yarısıdır."