Haberden sorumlu genel müdür yardımcısıydım.
28 Şubat'ın ayak sesleri duyuluyordu.
Tansu Çiller meydanlara çıkmıştı.
Otobüste elinde belgeler bağırıyordu;
"İşte Aydın Doğan'a yatan teşvikler.
Şu bankadan bu kadar.
Bu bankadan bu kadar" diye.
Ana haber bültenimiz 35 dakikaydı.
Tamamında o belgeleri yayınladık.
35 dakikaya sığmadı.
Ve bir başka miting.
Tansu Çiller koçlar gibi bağırıyor;
"Elimde görmüş olduğunuz bu dekontta
ne var biliyor musunuz?
Gazeteyi 100 milyona satın aldığı gün şu medya
patronunun hesabına bu holdingten yatan 100 milyon"
Tansu Çiller sermayeye savaş açmıştı.
"Halkın parasını yedirtmeyeceğiz" diyordu.
28 Şubat Çiller'i de devirmek için yapıldı.
Vehbi Koç kendi hayatını kitap yaptırdı.
41 yıl Koç Holding'te çalışan Can Kıraç kaleme aldı kitabı.
İşte o sayfalardan pasajlar;
Dönemin Hazine genel sekreteri Tevfık Altınok anlatıyor;
"1984 yılının Haziran ayında Hazine genel sekreteri olarak
Uluslararası Para Fonu ile 'stand-by'
anlaşmalarının müzakerelerini yapmaktaydım.
Gazeteler IMF'ye verilecek olan
'Niyet Mektubunun' içeriği ile ilgili değişik
haberler veriyorlardı.
Bu mektup hazırlanmış ve bakan tarafından
imzalanarak ilgili taraflara gönderilmek
üzere bana iade edilmişti...
O günlerde, Koç Holding'in Ankara temsilcisi olan
Turgut Tokuş beni ziyarete gelmiş ve Vehbi Bey'in
söz konusu mektubun bir örneğini rica ettiğini
nazik ama kesin ifadelerle belirtmişti."
Tevfık Altınok söz konusu belgenin mahremiyetinin
uzun süre saklanamadığını bilmekle beraber,
bu aşamada bunu Vehbi Koç'a vermenin hatalı bir davranış
olacağını da bilecek bir deneyime sahipti...
Turgut Tokuş'un gözlerinin içine baka baka şu cevabı vermişti:
"Vehbi Bey'e benim saygılarımı iletin ve şu görüşümü nakledin:
Koç şirketleri ile ilgili bazı bilgileri talep eden birisine
bunları verecek olan bir Koç mensubunun davranışını
acaba kendileri nasıl değerlendirirlerdi?"
Kadere bakın ki, bu temastan kısa bir süre sonra
Tevfık Altınok görevinden ve devlet memuriyetinden
ayrılmış ve Koç Holding'e intisap etmişti...
Tevfık Bey, bu olayın sonunu şöyle bağlamaktadır:
"Koç Topluluğu'na katılışımın sanıyorum haftası idi.
Vehbi Bey yazdığı bir notla kendisine vermediğim meşhur
'Niyet Mektubunun' bir örneğini bana gönderiyor ve
belgedeki konularla ilgili görüşlerimi soruyordu!.."
Yani gövde gösterisi yapıyordu Koç.
"Sen vermezsen, biz alırız" misali.
Sermaye'nin Ankara'daki işleri geçmişte böyle yürüyordu.
Köşem dolsun diye anlattım işte.
O halde alakasız bu yazıya atılacak başlık belli;
"Tek çare Drogba!!!"