O bir oyuncu..
O bir sanatçı…
O bir usta…
Peki başka ne?
Hep bu soru vardı kafamda.
"Başka ne?"…
Öteki Şener Şen'i bilmiyordum hiç…
Bilen de yoktu fazla…
Müthiş bir gizem yüklemişti kendine…
Kamera kovalaması gerekmiyordu.
Buna ihtiyacı yoktu.
Çünkü o gerçek bir sanatçıydı.
Hayatını ve mahremiyetini değil…
Oyunculuğunu konuşturmayı seçmişti milyonlara.
Onu beyazperdede filmlerde izledik.
Ekranda da dizide…
Kafamızın içinde, beynimizde…
Sadece sanatçılığı ile var.
Halbuki o da bir insan…
Onun da yaşanmışlıkları var…
O da yoksulluğu en iyi bilenlerden…
Adana'da, Zeytinburnu'nda gecekonduda yaşarken…
Doğuda karlar altında…
Öğretmenlik yaparken…
Öğrencileri ile tek göz odasını paylaşırken…
Yoksulluğun tavanında gezinmiş meğer.
İşportacılık yapmış Şener Şen…
Dublajdan dublaja koşarken…
Şehir Tiyatroları'nda da figüran olarak işe girmiş.
O dönemde eşi Oya Hanım'la…
Bakkala ödenecek borcun hesabını yapıyormuş.
Tam 37 yıl Şener Şen ile yol arkadaşlığı yapan…
Yönetmen Yavuz Turgul'dan öğreniyoruz bunları.
Tempo'ya anlatmış arkadaşını… Peki ya şimdi?
Hanları, hamamları, atları yatları…
Dubleks villaları var mı Şener Şen'in?
Yavuz Turgul "İstese olurdu" diyor.
Dünya nimetleri önüne serilmiş.
Bir sürü dizi ve sinema projesi..
Dönüp bakmamış o nimetlere.
Elinin tersiyle itmiş.
Çünkü o…
Sadece iyi projede rol almak istiyormuş.
Yavuz Turgul'un bu anlattıklarından…
Han, hamam, at ve yat olmadığını anlıyoruz.
Ve kişiliğine karakterine geliyor sıra.
İnsan kabahatlerine gülümseyerek bakıyormuş.
Derviş gibi kabulleniyormuş.
Hataları görmezden gelip başka yere bakıyormuş.
Yavuz Turgul "Mahremiyetten yanadır.
Kimseye sormaz, sorulmasından hazzetmez" diyor.
Şen, şakrak, yüksek volümlü görünse de…
Gerçek Şener Şen bu mu?...
Kimse anlayamazmış.
Arkadaşlarını toplar…
Masalar kurar…
Ve mutlaka hesabı kendi ödermiş.
Herkesin bir hayali vardır.
Benim de hayalim...
Şener Şen gibi bir gerçek ustanın…
Hayata derviş gözüyle bakan…
Gerçek sanatçının kurduğu masada…
Bir günlüğüne de olsa bir sandalye bulmak…
Diyor ki dervişlerden biri;
"Gerçeğin olduğu masada…
Sahteler yoktur sandalyelerde"