Özgürlüğün kapısı Tahrir meydanında konuşacak.
Tahrir'in hararetli gençlik liderleriyle buluşacak.
Arap baharında demokrasiye açılan bir pencerede bir Türk Başbakanı.
Mısır'da yayınlanan El Ahram Weekly gazetesinde bir karikatür yayınlandı.
İsrail dikleniyor… Arap lider, yumruğunu sıkıp İsrail'in karşısına çıkan bir kişinin arkasına saklanıyor ve zafer işareti yapıyor.
İsrail'in önüne çıkan… Ve Arap liderin arkasına saklandığı kişi… Kemal Kılıçdaroğlu değil.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tabii ki… İşte o karikatüre bakarken şöyle bir düşündüm.
Bunun tam aksi olsa mesela… Bir İsrail gazetesi buna benzer bir karikatür çizse… Şöyle bir bir görüntü çıkmaz mıydı ortaya. "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dik duruyor… Kemal Bey karşısına çıkmış yumruk gösteriyor.
İsrail lideri Netenyahu arkasına saklanmış, zafer işareti yapıyor."
Bir gazete de zaten ilginç bir tanımlama getirmiş; "Gitti Netenyahu… Geldi Kemalyahu" diye… Başbakan "Tahrir"e giderken… Acaba peşinden sürekli onu takip edip bir yerlere giden Kemal Bey de..
Misilleme olarak İsrail'e gidip ağlama duvarına mı takılacak diyesim geliyor.
Dış politikada tek ses olunması gerekirken….
Kemal Bey'in İsrail'e değil Türk hükümetine sallaması anlaşılır gibi değil. "Başbakan ABD'de Musevi cemaatinden aldığı ödülü geri versin de görelim" diyor.
İnanılır gibi olmayan bir manzara daha.
Musevilikle İsrail hükümeti kararlarını karıştıracak kadar saçmalayıcı bir yaklaşım bu.
Türkiye'nin Yahudilikle bir sorunu yok.
Kemal Bey'in böyleymiş gibi algılaması hem acı hem de komik.
Yıldız sarayında IRCICA'yı gezdim dün.
Muhteşem bir kütüphanesi, tarihe ışık tutacak muazzam bir arşivi var.
İlk açtığım kitapta da Kudüs'te 1860-1890 yılları arasında çekildiği tahmin edilen bir fotoğraf vardı.
İşte o fotoğrafın yanında da bazı Yahudi kaynaklarına dayandırılan ilginç bir bilgi var.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan, Mısır'daki Memluk eserlerinin restorasyonu hakkında bir çalışma yapmak üzere Kudüs'ten geçiyor.
Yahudiler o güne kadar Zeytindağı'nda ve Mesih'in geleceğini bekledikleri Tövbe ve Rahmet kapısı civarında ibadet ediyorlar.
Ancak bölgede o sıralarda artan bir eşkıya hareketliliği var.
Yahudiler şehre bir duvar yapılacağını öğrenince kendileri için de o mekanda bir ibadet yeri istiyor.
Talep önce padişaha oradan Mimar Sinan'a ulaşıyor.
Mimar Sinan, Yahudi din alimleri ile görüşüyor.
Ardından duvarların içinde en uygun mekanın bugünkü ağlama duvarı olduğuna karar veriyor.
İşte biz böyle bir neslin torunlarıyız.
Tayyip Erdoğan Osmanlı'nın gayrı Müslimlerine bakışını en iyi bilen liderlerinden biridir.
Yahudilik ile İsrail hükümeti olmanın farklılığını bilecek nokta da hem de.
Mimar Sinan, Mısır'a giderken yolda "Ağlama Duvarı" sorununu öğreniyor ve çözüyor…
Şimdi de Başbakan Mısır'a yolculuğa çıkıyor…
İsrail hükümetinin cinayet sorunu var…
Kemal Bey'in ağlama sorunu…
Erdoğan, Mimar Sinan torunu olarak ikisini de çözecektir.