Kenan Işık'ı odasında ziyaret ettim… Muhteşem bir kütüphanesi vardı masasının hemen solunda… Raflardan bir kitap seçip ödünç aldım birkaç günlüğüne… Tam sekiz yıl önce piyasaya çıkan "Araf Yazıları" idi kitabın adı ve Kenan Işık'tı yazarı… Sayfalar arasında çok ilginç bir yazıya kilitlendim… "Canlı yayında linç" başlığı taşıyordu… "Duvarın dibinde büzülmüş bir oğul… Filistinli Cemal el-Durra ve oğlu Rami…" diye başlıyordu yazı ve şöyle devam ediyordu… "Rami 12 yaşında… Baba İsrail askerlerinin yaylım ateşinden korunmak için sağ kolu ile oğlunu geriye, arkasına doğru itelemeye çabalıyor… Ama her ikisinin de gidebileceği bir yer yok arkalarında… Arkaları duvar… Sanki bir film sahnesi gibi… Gözleri bağlı olsa, baba oğlun infaz edilmek üzere bu duvarın dibine getirildiğini sanırsınız.Ateş eden askerleri de bir idam mangası.
Babanın ağzı alabildiğine açık. Dehşet ifadesi var yüzünde. Belli ki çığlık atıyor. Ama duyuramıyor kimseye!..
Daha sonra hastanede söylediklerine göre oğlu sürekli 'Baba kurtar beni' diyormuş, 'Allah aşkına kurtar beni!..' Canlı yayında babası oğlunu kurşunlardan korumak için geriye, daha geriye itmeye çabaladı ama boşuna.
Arkalarında duvar vardı… Keşke duvar yerine ABD kongresi olsaydı arkalarında… Rami'yi kurtaramadı babası"… Canlı yayında linçi ruhunun derinliklerinde duyduğu acılarla, çatışmalarla kelimelere dökmüş Kenan Işık… Ertesi gün İsrail askerlerinin açtığı ateşle alnından vurulan 14 yaşındaki Muhammed Nebil de var o yazıda… Muhammed Irak işgali sırasında Kuveyt'ten kaçmış. Alnından İsrail kurşunu yediğinde cebinden bir cüzdan çıkıyor. Bir çıkartma yapıştırılmış o cüzdana küçük Muhammed tarafından… "Şimdi Barış" yazıyor… Kenan Işık o manzaraya "Barış, bu iki genç ölü bedenle birlikte morga kaldırıldı şimdi… Zaten ölümcüldü… Ölüm döşeğindeydi… Şimdi can verdi….
Her şey başa döndü" yorumunu yapmış 8 yıl önce… İsyan ediyor yazının en sonunda Kenan Işık… Bu görüntüleri bilim-kurgu filmi gibi ekran başında izlediğimiz için… Ve dikkatle okumadığınızı istediğim şu cümlelerle bitiriyor yazıyor… "Bu seyredilenlerin günün birinde bizim başımıza gelmesi ihtimali hiç yokmuş gibi… Günün birinde bizim de oğlumuzla birlikte bir duvar dibine kıstırılıp , yaşamla ölüm arasında kalmak ihtimalimiz yokmuş gibi izliyoruz"
Evet tam 8 yıl önce yazılmış bu yazı… Bizim babalarımız ve bizim oğullarımız bir duvar dibinde kıstırılmadı… Ama bir ölüm gemisinde geldi alçak mermiler… 19 yaşındaki Furkanımız da, babalar da kanlı kefenlere büründürüldü… Ha duvar önünde kıstırılmak… Ha okyanusta kaçılabilecek hiçbir yer olmayan ölüm gemisinde… Hiç fark etmiyor… Kenan Işık'ın 8 yıl önce "Bizim de evlatlarımızla kıstırılıp öldürüleceğimiz aklımıza gelmeden seyrediyoruz" dediği ve "Bir gün bu kurşunlara biz de maruz kalabiliriz" diye yaptığı o öngürü bugün artık bir gerçek… Ve iz düştü tarih sayfalarına… Araf'ta Yazılar kitabı içindeki Kenan Işık'a ait satırlar matbaa harfleriyle yazılmış… Ve sonuna da birkaç gün önce tükenmez kalemle, kendi el yazısıyla not düşülmüş; "Ve bu kurşunlara maruz kaldık… 31 Mayıs 2010"…