"Programın içinde olmak"... Çok tuttum bu sözü… Seda Sayan'dan çok şık bir mekanda yaptığımız sohbette duydum bu sözü… "Programın içinde olacaksın arkadaş" diyordu Kadırgalı... "Ama ne olursa olsun, isterse yer yarılsın yerin dibine gir… Kendini programa vereceksin eğer televizyoncuysan" diye ekliyordu.Mehmet Ali Erbil'in başına gelenleri konuşuyorduk... Küçük bir dikkatsizlik programını bitirmiş, bir cümle belki de trilyonlar kaybettirmişti M.Ali'ye...
Seda'ya göre M.Ali o talihsizliği yaşadığı günde programdaydı ama programın içinde değildi. Çünkü aklı başka yerdeydi. Ayrıldığı son eşiyle ilgili o günlerde gazetelerde çıkan haberlerdeydi... Bu yüzden programa kendini veremiyor, yarışmaya ve yarışmacılara konsantre olamıyordu. Başka şeyler düşündüğü için programda olduğunu düşünmeden konuşuyordu M.Ali... İşte Seda "Bu yüzden ağzından asla söylemeyeceği o cümle çıktı" görüşünde...
Kendinden örnek verdi Seda... Bir gün programda oynuyor, göbek atıyormuş.
Halbuki o anda annesi hastanede ameliyattaymış… "İnsan annesi ameliyat olurken göbek atar mı?. Ben attım." diyor Seda...
O günü şöyle anlatıyor; "Yayına gelirken içimde gerginlik, endişe, korku ve üzüntü vardı annemle ilgili.
Ancak kameralar çalışmaya başladığı anda programın içinde olmak zorundaydım.
Oldum. Bir an geldi herkes ayağa kalkmış oynuyor, benim de göbek atmam gerekiyordu. Bunu yaptım… Yapmak zorundaydım. Çünkü aklımı hastaneye, annemin geçirdiği operasyona verseydim programda hata yapardım.
Bu da mesleğime saygısızlık olurdu."
Ben de bir gün yurtdışından ana haber bültenine canlı yayına bağlanmıştım. Nedense o geldi aklıma Seda ile konuşurken.
Türk taraftarların ortasında zıplayarak galibiyeti anlatıyordum. Çünkü üzerime çullanan taraftarlar da zıplıyor, bir yandan beni havalara kaldırıp kaldırıp indiriyorlardı.
Kendimi tamamen yayına ve taraftarların kollarına vermiştim.
Yayının tam içinde, göbeğindeydi aklım.
Ancak canlı bağlantı bitti, herkes gitti, baktım cebimdeki binlerce mark uçmuş o kalabalıkta...
Programın içinde olmak ekrana iyi yansıyor, büyük katkı sağlıyordu ama bazen böyle cebi de boşaltıyordu...
Bir cebe sığacak para belliydi yine de... Onun telafisi vardı...
Ancak programın içinde olmadığın zaman yaptığın hatanın bedeli belki de binlerce cebe sığabilecek trilyonlar olabiliyordu..
Tıpkı M.Ali'nin ödediği bedel gibi...
Peki annem hastanedeyken ben de Seda gibi göbek atar mıydım programın bir gereği olarak...
Onu da bilmiyorum...
Kendimi hala sorguluyorum...
Televizyonculuk zaten böyle bir şey... Ya adama gereksiz zamanda bile göbek attırır, ya da sorgulatır...