CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun tersten binip zorlandığı yürüyen merdiven görüntülerini ana haberlerde izleyince bu fıkralar geldi aklıma.
Mesela Dursun bir gün "Yahu Temel, biliyor musun ben asansörde üç saat mahsur kaldım" demiş.
Temel küçümseyerek bakmış Dursun'a, "Seninki bir şey mi, ben bir gün tam 23 saat yürüyen merdivende mahsur kaldım" diye yapıştırmış. Çok ilginçtir meslektaşımız Hasan Karakaya da 2 Kasım 2010 tarihinde köşesinde bir fıkra yazmış. Önce o fıkraya bir göz atalım… Tam 3.5 ay önce köşesinde diyor ki Hasan Karakaya; "Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'li arkadaşları, bir yurtdışı gezilerinde, resmi programdan arta kalan zamanlarında, büyükçe bir mağazaya girmişler...
Herkesin ilgisi farklı... Kimi oraya, kimi buraya gitmiş... Kılıçdaroğlu da, binmiş bir 'yürüyen merdiven'e...
Niyeti, alt kata inmek!.. "Yürüyen merdiven" mutad olduğu üzre yürürken, elektrikler kesilmesin mi?.
On dakika boyunca elektrik kesik!..
Yürüyen merdiven durmuş!..
Kılıçdaroğlu da öylece duruyor!..
Tam on dakika; Elektriğin gelmesini beklemiş!.." İster inanın ister inanmayın… Hasan Karakaya bu fıkrayı, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun tersten bindiği yürüyen merdivenlerdeki görüntülerinden tam 3.5 ay önce yazmış.
Müthiş bir öngörü, Hasan Karakaya'yı kutluyorum.
Adam hissetmiş.
Amma velakin yanlış hissetmiş… Elektrik kesintisini tutturamadığı için Hasan Karakaya'yı kınıyorum da ayrıca… Kemal Bey'e de geçmiş olsun diliyorum.
Umarım koşan merdivenler yüzyıl sonra icad edilir.
* * *
SENARYO YAZDIM
Kurtlar Vadisi'nde iki hafta önce Amerikalı ve İsrailli iki derin adam oturmuş patlamış mısır yiyorlardı.
Bir taraftan da tvden Tahrir Meydanı'ndaki ayaklanmayı izleyip "Nasıl patlattık Mısır"ı der gibi bu ülke üzerine pazarlıklar yapıyorlardı.
Bir senaryo da ben yazdım… Önümüzdeki haftalarda Kurtlar Vadisi'ndeki bu iki derin adamdan kırmızı ışıkta geçmelerini ve "Ceza yer"ken ekrana gelmelerini bekliyorum.
Bir taraftan ceza yerken diğer taraftan da Aaraba içinde "Cezayir"i nasıl "Yeriz" muhabbeti yapsınlar.
* * *
GEÇMİŞ OLSUN GÜRCAN!
TV programlarından aşina olduğumuz Sabah spor yazarı sevgili Gürcan Bilgiç ile muhabbet ediyorduk önceki gün.
Ben konuştukça Gürcan yüzüme bakıyor "Anlamadım" diyor, cümlemi tekrar ettiriyordu.
Meğer duyma yeteneğinde yüzde onbeş kaybetmiş. "Neden" diye sordum.
Tedavi için gittiği doktor ona "Yıllardır maçlara gittiğin için tribün gürültüsü nedeniyle duyma yeteneğinin bir kısmını kaybetmişsin" demiş.
Yıllardır maça gitmediğim için kendimi kutladım.