Aslında hiç sevmem bu aralar doğum günlerini.
Bana iyice yaşlandığımı hatırlatıyor.
50'yi devirmek, "Yarım yüzyıl yaşını doldurdum" demek, zor geliyor.
NATO zirvesinin yapıldığı Cardiff'te bir İtalyan lokantasındayız.
20 kişi bana bakarak 'İyi ki doğdun' diye bağırıyor.
Gazeteci dostlar, Cumhurbaşkanlığı danışmanları ve Binali Yıldırım Bey var masada.
Bir pasta geliyor, üzerinde mum alev alev.
Bakıyorum aslında bu bir pasta değil.
Tek bir profiterol tanesi. 'İngiliz işgalindeki Galler'de pastadan pay almak zor' herhalde diye düşünüyorum.
Dostlar bir konuşma yapmamı istiyor. "Artık YENİ Türkiye'nin 51 yaşına girmiş eski bir üyesiyim" diye söze giriyorum.
Yaşlandığımı hatırlattığı için doğum günlerini sevmediğimi söylüyorum.
Binali Bey, "50'den sonra her yaşı geriye götüreceksin, sen şu anda 49'a girdin. Ben de bu hesaba göre 41 yaşındayım" diyor.
Tam 800 yıl önce paçayı İngilizler'e kaptırmış Galler.
Kral Edward bir girmiş pir girmiş.
O günden beri geriye dönememiş.
Birleşik Krallığın üyesi olmuş, Yüzyıllardır İngiliz yasaları ile yönetiliyor.
Topraklar İngiliz Kraliçesi'ne ait.
Galler'i, Prens Charles'a bağlamış.
Bir ülkesiniz ve sizin sahibiniz başka bir ülkeden İngiliz bir Prens...
Galler halkı için için rahatsız bu durumdan.
Son yıllarda bağımsızlık isteyenler hızla artıyor.
NATO protestoları vardı dün Cardiff Kalesi önünde.
Göstericilerin arasına girdim.
İçlerinde İngiliz polislerin önüne gelip hakaretler yağdıran Gallerli protestocular vardı.
Hatta Birleşik Krallığın bir diğer esir üyesi İskoçya'dan gelip İngiliz polise küfür yağdıranlara tanık oldum.
Onlar Birleşik Krallığın içine alınmıştı.
Bizi de işgal eden İngiliz askerleri geri çekilmişti ama sistem kurarak yapmıştı bunu.
O sistemde Kraliçe'ye göbekten bağlı Türk görünümlü aileler ve yerli baronlarla yönetiyordu koca ülkeyi.
Galler ve İskoçya'da her yerde İngiliz devleti vardı, onlar görüyor, anlıyordu manzarayı.
Ancak bizi, gözlerimizi ve beynimizi alarak hissettirmeden yönettiler.
Kraliçe'nin topraklarında üç gündür caddeleri arşınlarken tuhaf duygular yaşadım.
Osmanlı'yı yıkan güçler şimdi bizden rahatsızlar. Çünkü onların alıp beslediği ve zenginleştirdiği ailelerin artık hakimiyeti kırılıyor ülkemde.
Ve bu onları delirtiyor.
Ortağı İsrail ile birlikte Ortadoğu'da bize karşı inanılmaz dolaplar çeviriyorlar.
Son örnekleri IŞİD'i birlikte kurarak gösterdiler.
IŞİD'i bizim başımıza bela etmek en büyük planları...
Biz onlarla uğraşırken İsrail, Gazze'yi işgal edecek.
Oradaki Filistinliler'i Mısır'a sürecek.
Böylece Gazze'de henüz yer üstüne çıkarılamamış zengin doğalgaz yataklarına konacak.
Kirli ittifaklar, petrol ve doğalgaz uğruna oluk oluk akıtılan Müslüman kanı ve seyreden bir dünya liderleri.
İnanır mısınız, dün Cardiff'te NATO'yu protesto gösterisinde binlerce kişi en çok "Özgür Filistin" diye bağırdı.
İsrail ve MOSSAD'a öfke yağdı.
Gazze katliamına tepki çığ gibiydi. Birinci gündem maddesi buydu.
Göstericilerin arasında dolaşırken soranlar oldu. Türk olduğumu öğrenince bana sarılanlar vardı.
Katliamlara seyirci kalan NATO liderlerine öfke yağarken, zirveye katılan tek bir lidere sevgi vardı.
O da bölgemizdeki tüm katliamlara karşı dünyada sesini yükselten tek lider Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı.
Evet doğum günlerine karşıyım, eskidim...
Ama YENİ TÜRKİYE'nin doğumu beni teselli ediyor.
Ülkemin doğum günlerini her zaman kutlamaya varım.
Ve gururla kutlayacağım...