Suriye'nin Lazkiye kentinde askeri üs kuruyor.
Amerika okyanus ötesinden savaş gemilerini Akdeniz'e yolluyor.
Washington Suriye'deki askeri tesisleri vurmayı tartışıyor.
Esad'a ültimatom veriyor. "Kimyasal silahları zuladan çıkar, yoksa gömerim" diyor.
Rusya'yı yönetenler Esad'ın canını kurtarmak için kendini yırtıyor. "Kimyasalları ver" diye zorluyor.
Esad kabul ediyor.
Çin Asya'nın bir ucundan Esad'a çalışıyor.
Silah yağdırıyor.
Rusya Şam'a füze yığınağı yapıyor.
İngilteresi Fransası "Suriye'yi nasıl vururuz" olayını masaya yatırıyor.
İran elindeki silahlardan, füzelerden ne varsa Esad'a gönderiyor.
Yetmiyor, Tahran'dan asker takviyesi geliyor.
Bitmiyor, İran Devrim Muhafızlarından subaylar Şam'da ortaya çıkıyor.
Halep sokaklarında yıkıntılar arasında Esad ordusunu yönetiyor.
Lübnan'dan Hizbullah Suriye'ye giriyor.
Askeri yığınak yapıyor.
Çatışmalara giriyor.
Irak'ta Bağdat Hükümeti Esad yönetimine yardım yağdırıyor.
Kuzey Irak'tan bile Barzani'nin Peşmerge ordusundan binlercesi rap rap Suriye'nin Kuzeyi'ne giriyor.
Asker marşlar eşliğinde gövde gösterisi yapıp çatışmalara müdahil oluyor.
Katar, Suriyeli muhaliflere para yağdırıyor.
Suudi Arabistan yönetime de Esad karşıtlarına silah ve para gönderiyor.
İsrail kafasına göre takılıyor.
Canı çekince savaş uçaklarını gönderiyor.
Esad'ın askeri tesislerini havaya uçuruyor.
Meteliksiz Küba okyanusu aşacak kayığı bile olmadığı için soluğu New York'ta Birleşmiş Milletler'de alıp, "Esad'ı koruyun" çağrısı yapıyor.
Yani bakıldığında burnumuzun dibinde bir savaş var.
Yüzbinlerce mülteci ne Rusya'ya, ne Çin'e ne ABD'ye ne de meteliksiz Küba'ya gidiyor.
Kan gölünden kaçan bize sığınıyor.
Bu rakamlar birkaç günde milyonlara çıkabilir.
Barzani bile Suriye'ye dalıyor.
Ve dalmayan da yok.
Önüne gelen hem de.
Yolgeçen hanı olmuş Suriye.
Ve yanmakta olan bu han bizim burnumuzun dibinde.
En yakını biziz.
900 kilometre sınır var.
En önemlisi alevlerin ilk sıçrayacağı ülkeyiz.
Okyanus ötesinden yangına koşarken birileri...
Bizde bazıları diyor ki; "Ne işimiz var Suriye'de?"
Bu kadar öngörüsüz, vizyonsuz bir bakış olabilir mi?
Çok işimiz var Suriye'de.
Binlerce akrabamız, Türkmen var.
Tarihi ve siyasi bağlarımız var.
Ve dahası bir karış ötemizde oluk gibi akan kan var.
İnsanlık açısından akan kanı durdurma görevimiz var.
Var oğlu var.
Tamam oğul var da...
Ana yok.
Çünkü; Ana muhalefet diye bir şey yok.
Yangın var yangın...
Alooo!
SORU; İtfaiyeciler neden kırmızı kemer takar?
CEVAP; Pantolonları düşmesin diye.
SÖZÜN ÖZÜ; Kemersiz muhalefet olmaz.