CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Güle güle beyaz koyun

Eklenme Tarihi 19 Ocak 2013
Koyun beyazdır...
Çok tatlıdır "Mee" deyişi.
Yakışır ona.
Sevdirir.
Beyazlığı sempatik yapar.
"Gazetecilik büyük bir sürünün içinde...
Kafasını kaldıran koyun gibidir...
Milyonların arasından kafasını kaldırıp...
Bir şey söyleyen bir koyun."
Bu sözlerin sahibi...
Gazeteciyi koyun gören kişi...
"Bak Umberto" diyecekti.
"Burası benim doğduğum yer.
Burası ilk çalışma masam"
diye ekleyecekti.
"Bak Ali" diye tekrar söze girecekti;
"Burası benim ilk gazetem."
Umberto
da Ali de tek kişiydi.
Onun 2.5 yaşındaki torunuydu.
Kameralar eşliğinde konuşacaktı Umberto ile.
Projenin sahibi ömrünü...
Ekranlarda "Eeee" diyerek geçiren...
Ve bize "Eeee"yi sevdiren...
M.Ali Birand'dı.
Son zamanlarda her anını...
Kameralarla çektiriyordu..
Rahatsızlanmış, hastaneye gitmiş...
Tahliller yaptırmıştı.
Sonuçlar birkaç gün sonra gelecekti.
Bir röportajında;
"Bence hayattaki en büyük gizem telefondur.
Ses nasıl gidiyor buralardan?
Karşıdaki adamla nasıl konuşturuyor beni?
Çözemedim, çözemiyorum"
diyordu.
Ve gizemli telefon geldi hastaneden.
Konuşmaya başlamadan önce...
"Hemen bir kamera getirin" dedi.
Gizemini çözemediği telefonda...
"Nasıl buluşturuyor bu alet beni" dediği...
Karşısındaki adamla...
Konuşmaya başladı çekimler eşliğinde.
"Tahlil sonuçları belli oldu.
Maalesef Pankreas kanseri"
dedi
karşıdaki ses.
Kameraya bakarak...
"Neden peki, bu hastalığın...
Sebebi ne?"
diye sordu.
Gayet sakindi.
Hayatının belgeselini yapıyordu Birand.
Son belgeseli buydu.
Torunu Umberto Ali ile...
Brüksel'e, Londra'ya gidecek...
Yaşamından tüm kesitleri...
Yaşadığı yerlerde...
Karşısına oturttuğu torununa anlatacaktı.
Ölümü hissetmişti.
Artık kendi belgeselinin zamanı gelmişti.
Salı günü yönetmenden editöre kadar...
"Umberto Ali ile Birand belgeseli"nde...
Kim çalışacaksa...
Hepsini toplantıya çağırmıştı.
Bu belgesel bitmeliydi.
Ancak Salı günü gizemli telefona sarıldı.
Tüm ekibe; "Belgesel toplantısı iptal...
Bugün acil hastaneye gitmem lazım.
Dönüşte toplanırız"
dedi.
Ve dönmedi.
Torunu Umberto Ali'yi karşısına alıp...
Kendini anlatamadı.
Hayata gözlerini yummak üzereyken...
Yanına gelen son kişi...
Torunu ve Umberto Ali oldu.
Kuzusunu karşısına ancak...
Son nefeste alabildi.
Ölüm beklediği bir çağrıydı.
Son röportajlarından birinde;
"Öldüğünüzü hissetmiyorsunuz.
Ağrı, acı çekmeyeyim, yeter.
Nasıl olsa herkes gidiyor"
diyordu.
Bugün onu uğurluyoruz.
Bugün o gidiyor.
Eeee....
Güle güle "beyaz koyun..."

* * *
YARIN BUGÜNDÜR
Kemoterapi gördüm.
Sonra; "Tedaviye yanıt veriyorsunuz.
Sizi ameliyata alabileceğiz"
dediler.
Nişantaşı'nda MR'dan çıktım...
House Cafe'ye girdim...
Sucuklu yumurta yedim.
Ve Cemre'yi aradım, "Galiba yırttık!"
Şimdi temiz. Ama 'şimdi'...
Yarın ne olacağı belli değil.
Yarına da kendimi hazırlıyorum.
M.Ali Birand