Havaalanında sıraya girmedi.
En öne geçip görevliye; "Beni bekletmeyin…
Ben adayım" dedi.
Görevli net konuştu; "Ben de Büyükada'yım"
Biriyle karşılaştık mekanda…
Adam…
Milletvekili adayı idi…
Yanımdaki arkadaşım…
"A dayı" dedi…
Dayısı imiş…
Dün atv stüdyolarına gittim.
Girişte bir yığın kadın vardı.
Biz de arabada dört erkektik.
Kadınlar aralarında konuşuyordu. "Bak bak…
Damat adayları geldi" diye…
Bizi Esra'nın…
İzdivaç programına katılacak…
Eş arayan adamlar zannettiler.
İçimizde en yakışıklısı bizim Furkan'dı..
Üstelik genç ve… Filinta gibiydi.
İki tane kadın Furkan'a…
"Beni seç…
Beni seç"…
Diye bağırdı.
Belli ki onlar da…
Eş aramaya…
Esra'ya gelmiş…
Gelin adaylarıydı…
Furkan'ın bu olaydan sonra…
Yürüyüşü değişti.
Acayip havalı ve…
Mutluydu…
Bu arada anti parantez…
Bana kapı girişinde….
Hiç talip çıkmadı…
Merdivenlerden çıkarken…
İçimizdeki bekarlardan…
Atv'de çalışan Mehmet Çam…
"Sigortam da var…
Üç katlı evim de" diye…
Neden bağırıyordu?..
Anlamadım…
Bir yapımcı bayan arkadaş ile…
Karşılaştık atv stüdyolarında…
O da bir gün kapıdan girmiş…
Yeni başlayacak program için…
Stüdyoyu incelemeye…
Birileri karşılamış onu…
"Hoşgeldiniz…
Sizi hemen makyaja alalım…
Yayın başlamak üzere" demişler.
Onu da gelin adayı…
Zannetmişler…
Kelimenin Gücü yarışması da…
Aynı stüdyolarda çekiliyor…
Yarışmanın yönetmeni Aslı Altındağ…
Bir gün İzdivaç programına gelen…
Yaşlı bir adam ile karşılaşmış.
Dedemiz karpuz tüccarı imiş…
Aslı'yı gelin adayı zannedip…
"Hah işte bu" demiş…
Aslı telefonla eşini arayıp…
"Buraya kadarmış…
Karpuz tüccarı bir dede…
Bana talip oldu" diye…
Haber vermiş…
"Güle güle öldük" diyor Aslı…
Tvci bir dostum…
Anlattı…
70 yaşındaki babası dulmuş…
Yıllardır ayrı bir şehirde…
Yalnız yaşıyormuş…
Ve çok huysuzmuş…
Ve yıllardır dostuma…
Telefon açıp…
"Bana kadın bulun…
Ne biçim evlatsın..?
Bana kadın bulun…"
Diye bağırıyormuş…
Tvci dostum…
"Yahu baba…
Elimde kadın portföyü mü var?
Nereden bulayım?"
Cevabını veriyormuş. "Korkuyorum" dedi.
Tvci dostum..
Ve ekledi; "Her gün izdivaç programlarına…
Bakıyorum…
Babamı da göreceğim…
Damat adayları içinde diye…"
Ödü patlıyormuş…
Karizmayı çizeceğim diye…
Son yorumu ise…
Şöyle oldu; "Yahu bu programlara…
Kızıyordum ama…
Babamın haline bakınca…
Bu insanlara hak veriyorum…
Yalnızlar…
Ve yalnızlıkları…
Ben de dahil…
Evlatların umurunda değil…
Biz izlerken gülüyoruz ama…
Onlar umudu yaşıyor…
Yalnızlar kulübündeki…
Çaresizler olarak"…
Fransız arte televizyonu…
İstanbul'da belgesel çektirdi…
Ve yayınladı…
Üstelik iki kez…
Konusu…
Bizdeki izdivaç programları…
İdi…
Kadınların sabahın köründe…
Minibüslere binip…
Programa koşmaları…
Kuliste dua okuyup üfleyen…
Sunucu…
Programın ritmi düştü diye…
Sunucunun kulağına…
Uyarıda bulunan yönetmen…
Ve…
Ninelerimiz…
Dedelerimiz…
Evet onlar…
Fransız arte'de…
Üstelik bir…
Entelektüel kanalda bile…
Kendilerine yer buldu…