Hadi alın bakalım size ilginç bir soru.
50 kişiye sorsanız, 50 ayrı cevap çıkar.
Ama yüzyıllardır herkesin hemfikir olduğu bir tarif var.
Ortadoğu "KAN" demektir.
Ve akan kanların durduğu tek dönem, Osmanlı'nın adalet günleridir.
Osmanlı'nın halkları kucakladığı zamanlardır.
Huzur ve barışın yeşerdiği tek dönemdir.
Ve buradaki huzura ilk kurşunu sıkan İNGİLTERE'dir.
Osmanlı'yı bölmek, parçalamak için yapmadığını bırakmamıştır.
Ortadoğu'ya girip fitne-fesat tohumları ekmiştir.
Dünyanın süper gücünü, bir İmparatorluğu çökertmek için Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmiştir.
1900'lü yılların başlarında çöllerde, Filistin'de, Gazze'de, Mısır'da, Ortadoğu'nun her yerinde binlerce Türk'ün kanını akıtmıştır.
Birinci Gazze muharebesinin hemen sonrası.
4 Nisan 1917...
Romani'de İngiliz su tesisleri bombardıman edilerek tam isabet sağlandı.
Düşmanın "SU" ihtiyacı çok önemliydi.
Zira Ortadoğu evet "KAN" demekti ama...
Aynı zamanda da "SU" demekti.
Alan Cowell diyor ki; "Çöllerin ve bulutsuz gökyüzünün SUYU en değerli kıldığı bölgeye Ortadoğu denir."
Evet Ortadoğu su demektir.
Ve 1917'de Ortadoğu'da kan akıtan İngilizler için SU hayat demekti.
Mısır'dan NİL nehrinden ileri mevzilere boru çekiyorlardı.
Bazı bölgelere kanallarla getirilen Nil nehrinin suyu buralarda arıtılıyordu.
Süveyş Kanalı altındaki sifonlardan kanalın doğusundaki beton depolara basınçla gönderiliyordu.
Kantara'dan Elariş'e kadar her birisi ortalama 24 mil uzunluğunda dört kısma ayrılmış olan çelik borular döşenmişti.
Ordu ilerledikçe çelik borular da uzatılıyordu.
Türk komutanlığı, bu boruları tahrip ettiği takdirde düşmanı susuz bırakabilirdi.
İngilizler boruların etrafına askeri yığınak yapmıştı.
Boruları Karacılarla uçurmak zordu.
Hava bombardımanıyla da mümkün görülmüyordu.
Geriye uçak ile düşmanın bulunmadığı bir yere inerek dinamitle boruları uçurmak kalıyordu.
Çok tehlikeli olmasına rağmen havacılarımız görevi hemen kabul ettiler.
10 Nisan 1917... İki kahraman Türk havacı İngiliz hatları gerisine indi.
Su borularını tahrip edip döndü.
İngilizler aylarca uğraşarak boruları tamir etti.
Eğer NİL'den gelen suyu tamamen kesebilseydik belki de bugün 22 Arap ülkesi ve İsrail olmayacaktı.
İngiltere haritayı su borularıyla çizdi, bugünkü fitnenin kurucusu oldu.
FESADIN hamisi oldu.
Suriye'de ESAD'ın da babası.
SU gitti geriye RİYE kaldı.
Riye "Sihir" demektir.
Esad'ın elinde "RİYE" yoktur.
Bu yüzden son çırpınışlarını yapıp, sınırımızı ihlal eden helikopter göndermektedir.
O helikopter düşürülmüştür.
Esad da düşecektir.
Çünkü zalimlere, kadın, çocuk, bebek katillerine son nefeste "SU" bile yoktur.
Canları susuzluktan inleyerek çıkar!!!