Ne oldu o zaman?
Sayalım; Elektrikler çöktü...
Telefonlar çöktü...
Binalar çöktü...
Hayatlar çöktü...
Ocaklar çöktü...
Türkiye çöktü...
Yıkıldık Milletçe...
Ve çöktüğümüz yerden kalktık...
Sarıldık birbirimize.
Başbakan'a küfür yağdırmadık.
Hükümeti indirmeye kalkmadık.
Sokaklara dökülmedik. Birlikte ağladık... Birlikte kucaklaştık. Birlikte yara sardık.
O gün bir kişi daha çöktü.
O çöken kişi Veli Göçer'di.
Öfkemize teslim olduk.
Bir tek kişiyi hedef aldık.
Veli Göçer'i göçerttik.
Zaten Millet olarak göçmüştük.
Bir de Devleti göçertmenin anlamı yoktu.
Gün yara sarma günüydü.
Ölülerimizi gömme günüydü.
Dua günüydü. Çünkü acılar senin veya benim değildi. Hepimizindi.
Acıdan siyasi rant çıkarmak en büyük ahlaksızlıktı.
Hele hele ilk günden buna dalmak insanlığa sığmazdı.
Sarılacaktık birbirimize. Öyle yaptık.
Birbirimizi hatırladık. İnsandık.
İnsanlığı ön plana çıkardık.
Ve aradan yıllar geçti.
Yine büyük bir acı...
Soma'da dağlandık, yıkıldık, çöktük.
Gazetelere bakıyorum ilk günden saldırıya geçtiler.
Ölülerimizin çoğu hala toprak altında.
Gazetelerimiz hükümeti konuşuyor.
Başbakanı suçluyor.
Bir kanalı açıyorum.
Ekranda yılların duayen habercisi televizyoncusu...
Mezarların kazıldığı bölgede halkı toplamış etrafına. "AK Parti mitingine götürülenler ellerini kaldırsın" diyor.
Eller kalkıyor, iniyor.
Aman Ya Rabbi!!! Bu ne vicdansızlık.
Bırak siyaseti... Hadi gel sarılalım öksüzlere, yetimlere dullara...Yok hayır...
Evet beyler...
Yanda ölüler var ama...
Mitinge götürülenler ellerini kaldırsın.
Haydi eller havaya...
Bu ne menem bir gazetecilik Allah'ım...
Ve maden sahibi canlı yayında.
Yaralar sarılacak, acılar dizginlenecek.
Kendimize geleceğiz.
Eğer ihmali varsa o hesabını verecek.
Patron konuşuyor.
Gazeteci yanındaki genel müdüre soruyor; "Sizin eşiniz AK Parti meclis üyesi mi" diye... Aman Yarabbi bir daha...
Hemen yan tarafında cesetler var hala içeride. Soruya ve adamın gündemine bak. İnsanın içi burkuluyor.
Acıların, ölülerimizin olduğu yerde siyaset.
Neden? Çünkü ölülerin yanında bile ideolojilerimiz ön planda.
Ne hala gelmişiz.
Sen ideolojini ön plana alıp o soruyu sorarsan orada karşı ideolojiye de hak doğar; İşin asıl sahibine, PATRON'a sorar; "Siz CHP'li misiniz" diye.
Evet adam CHP'li...
Batmak üzereyken Vehbi Koç'un madeninin işletmesini vermesiyle iflastan kurtulmuş.
Resmi raporlar varmış "Burada maden işletmek tehlikeli" diye.
Buna rağmen işletmiş o madeni. "Ben de Koç da çok para kazandı" diyor raporla yasaklanan madende.
Röportajı var daha öncelerden.
Ama kimse sormuyor. "Sen CHP'li misin?" demiyor.
Siyasete girmiyor.
Koç'tan madeni işletmeyi aldığı günleri sormuyor.
Neden?
Çünkü sorulmaz.
Doğru değil. Vicdansızlık olur bu.
Dedik ya... Yan tarafta daha hala ölülerimiz var içeride. YAS'tayız YAS'ta...
Gazetecilik ve İdeolojik bakış artık boğuyor bizi. Karbonmonoksit gibi...
Nefes alamıyoruz.
İnsanlık öldü...
Maalesef!!!