Hep düşünürüm…
Devam ediyor etmesine ama…
Hayat değişiyor da…
İnternet üzerinden habercilik yapanlara…
Pijamalı gazeteciler deniyor malum.
Evinde oturuyorsun, pijamanı giyiyorsun….
Geçiyorsun bilgisayarın başına…
Haber yazıyorsun…
Milyonlar okuyor.
Matbaa yok, mürekkep yok.
Sadece pijama var.
Memleketin internetle pek tanışmadığı günlerde de…
Pijamalı gazetecilik yine vardı ama farklıydı.
Medya patronları yine evde oturuyordu…
Kapı çalınınca Başbakanları pijamayla karşılıyordu.
Hiç unutmam yıllar önceydi…
Aydın Doğan yine bir tv kanalına çıkmış…
Bas bas bağırıyordu.
Muhatabı Tansu Çiller'di; Aydın Bey diyordu ki;
"Erzurum savcılığına bizim muhabirin…
Önce şikayet edip…
Sonra haber yaptığını ispatla…
Kendimi Taksim'de asarım."
Aradan yıllar geçti…
Can Ataklı geçmişteki bakanlardan Bahattin Yücel'in…
Şantajla istifa ettirildiğini söyledi.
Güya Ertuğrul Özkök'ten…
"Yolsuzluk haberi" tehdidi gelmiş.
Aydın Bey şimdi diyor ki;
"Eğer öyleyse Ertuğrul Özkök dünyanın…
En şerefsiz insanıdır.
Gelin Ertuğrul'u asalım."
Hasan Öztürk kardeşim merak etmiş yazmış.
"Aydın Doğan'ı kendimi asarımdan…
Ertuğrul'u asalım noktasına getiren ne?"
Gerçekten de ne olabilir?
Aydın Bey neden geçmişte olduğu gibi bugün de…
Çalışanı için "Kendimi asarım" demiyor?
Bu defa çalışanını niçin idam sehpasına gönderiyor?
Nasıl bu noktaya gelindi derin bir tartışma konusu.
Ancak tartışmak da anlamsız.
Çünkü Ertuğrul'u asamayız.
Dedik ya yazıya girerken…
Hayat değişiyor diye…
Türkiye'de idam kalktı.
Kimseyi asamazsınız.
Bu nedenle Aydın Bey'in…
"Ertuğrul'u asalım" çağrısını…
Anlamsız buluyorum.
"28 Şubat 1000 yıl yaşayacak" balyozu…
Kafalara vurulduğunda…
Medyada bazıları büyük hatalar yaptılar.
Zannettiler ki torunların…
Torunlarının on kuşak ötesi torunlar da…
28 Şubat'la büyüyecek.
Gaza gelip dümen kırdılar.
Çok can yaktılar.
Dönem ona buna b.k atma dönemi değil ama…
Birileri de çıkıp artık itiraf etmeli.
"Pişmanım ben şunu yaptım" diyebilmeli.
Vicdanını rahatlatmalı.
Medyada o kadar çok nane yendi.
Bilmeyen yok.
Ancak herkes "Ben yapmadım" diyor.
Rahat olun. Asma masma yok.
Aydın Bey'in "Asalım" sözünü ciddiye almayın.
28 Şubat bin yıla doğru da gitmiyor.
Adamın biri vardı İstanbul'da.
25 yıldır felçliydi.
Ona bakan karısı ve kızı dert yanıyordu…
Eve gelen misafirlere; "Kusura bakmayın biz size gelemiyoruz.
Şu adama bakmaktan çıkamıyoruz dışarı.
Ölünce geliriz inşallah" diyordu.
İşte bu sözlerin sahibi anne-kız…
Trafik kazasında öldü.
Birkaç ay sonra da…
Karısıyla kızını gömen felçli baba…
Ayağa kalkıp yürüdü… Ve hala yürüyor.
Evlendi yeniden çoluk çocuğa karıştı.
Hayatı devam ediyor ama çook değişti.
Herkesin bir ömrü vardır.
Ancak bin yıl değil