Halk sokaklara dökülüyor, linç girişimleri oluyordu.
Türkiye ayağa kalkıyor, evlere Türk bayrakları asılıyor, herkes burnundan soluyordu… Gerilim tavan yapıyordu.
Taraf Yazarı Mehmet Baransu Ülke TV'de Ersoy Dede'nin programında ilginç bir cümle kurdu; "Bu ülkede Türk bayrağını yaktıran bazı insanların emekli asker oldukları ortaya çıktı" diye… "Bizi birileri fena yemiş"… Öyle diyordu Baransu… O kadar çok şeyi..
O kadar çok yediriyorlar ki… Say say bitmez… Yedirmeye de devam edenler hep olacaktır… Çünkü yemekleri öven Ordinaryus Profesör ve de uzman Gurme-Yazarlarımız bir hayli fazla bu ülkede… Yiyelim, şişelim, patlayalım…
* * *
AJDA'NIN KEDİ BAKICISI
Cüneyt Özdemir "Gazetecilik bitti" deyince Ahmet Hakan'ı bir telaş almış.
Oturmuş, düşünmüş "Gazetecilik bittiyse başka ne iş yapabilirim" diye… "Hakkında kötü yazı yazmadığım sanatçı bulabilirsem, menajerlik yapabilirim" diyor mesela… Böylece renkli dünyalar olayından kopmamış olacağını belirtiyor ve bir çağrı yapıyor; "Ajda ses ver" diye… Belli ki Ajda Pekkan'ın menajerliğine talip… Ajda kabul etmez gibime geliyor… Bu durumda Ahmetcim açıkta kalacak.
Ona mutlaka yardım etmeliyim dedim ve bir proje geliştirdim.
Ajda Pekkan'ın 50 kedisiyle 9 yıl Polonezköy'de yaşadığı ev otel olmuş.
Ajda süiti adıyla müşteri bekliyormuş.
Süitte Ajda'nın yatak odasından şöminesine kadar herşey orijinal olarak muhafaza edilmiş.
Ahmet Hakan, geceliği 250 lira olan "Ajda'nın Süiti"nin tanıtımını yapabilir… Veya Polenezköy'de barakaya alınan Ajda'nın 50 kedisinin bakıcısı olabilir…
Yardımcı olmak lazım…
* * *
İSHAL Mİ, KABIZ MI?
Bana hep "Neden twitter'da yoksun?" diye soruyorlar… "Yahu saçma geliyor" diye cevap veriyorum. "Şu anda bilmem nerede oturuyorum, yanımdan falanca geçti" diye yazmak tuhaf geliyor..
Hatta daha da ötesi ucube… Ve dahi insanın başına iş açar diye düşünüyorum.
Çünkü bir şey yazıyorsun, binlerce yorum geliyor… Dalga geçenler, küfür edenler… Twetter'a adım atan Melih Gökçek geçtiğimiz haftalarda ekrana çıkmış bas bas bağırıyordu; "Bakın, beni eleştirin ama küfür etmeyin. Hukuk servisimiz tek tek izliyor, dava açacak ona göre" diye… Yani işin gücün yok bir de hukuk servisi kurduracaksın.
M.Ali Birand da önceki gün twitter'de "Sevgili arkadaşlar, ishalim nihayet bitti." diye yazdı.
Ekrana bir süre çıkmadığı için binbir türlü dedikodu çıktı hakkında.
Bunları bertaraf etmek için ishalini gündeme taşıdı… Twitter böyle bir şey işte… Tıpkı kredi kartı psikolojisi yaşatıyor adama… Paran yok ama varmış gibi alışveriş yapıyorsun kartla… Twitter de adama sanki kimse yokmuş karşında gibi rahat rahat yazdırıyor… Aklına gelen herşeyi… Vay sen misin rahatlığa eren… "İshalim bitti" diye yazan… Millet M.Ali Birand'ın ishalinin peşine düşmüş… Ne yorumlar, ne analizler… "Gazetecilerin sokağa döküldüğü günde Birand'ın ishal olması çok manidar" diyenler… "Hepimiz ishaliz" yazanlar… İshal olayının yurt dışında da büyük yankı uyandırdığını iddia edenler… Hatta esprinin dozajını kaçıranlar… Ayıp yahu… Az kalsın twitter'e üye oluyordum… Şimdilik vazgeçtim… Bu twitter… İshalden kurtulan adamı kabız eder…