"Fasa fiso" yani.
Bu ülkede Ergenekon'a faso fiso diyen liderler çıktı.
Hatta "Avukatıyım bu örgütün" dedi Baykal.
Kemal Bey "Nerde yahu bu örgüt, gidip üye olalım" dedi.
"Faso fiso" çok tuttu.
Uzun süre medyanın Ruşenleri yani aydınları kullandı bunu.
Fasa fisocu fasahalar türedi bu memlekette.
Fasaha nedir demeyin.
Ruşen olmak anlamına geliyor.
Bilmem Fasahatperdez yani açık konuşan olabildim mi?
Neyse dün fasa fiso iddiası fasarya çıktı.
Hakimler fasih konuştu, ceza yağdı.
Türk mahkemeleri "Ergenekon silahlı bir terör örgütüdür" dedi.
Kaç senedir davayı sulandırmaya çalışanlar vardı.
Hatta beyninde mahkeme kuran aydınlar, yazarlar patladı bu ülkede.
Kendilerini yargıç zannettiler.
Milyonlarca sayfa tutan iddianameyi okumadılar.
Ümraniye'de ele geçen bombalara Fransız kaldılar.
Cumhuriyet gazetesi, kendisine atılan bombanın bile üzerine gidemedi.
Delil ve belgeleri görmediler.
Buna rağmen hüküm verdiler köşelerinde;
"Ergenekon yoktur" diye.
Hepsi fasade çıktı bu yazarların.
Yani yalancı görünüşlü.
Çünkü yargı dün "Var" dedi resmen.
Bunu tarihe not düştü.
Allah kimseyi hapse düşürmesin.
Kimseyi de darbeci yapmasın.
Ağaçtan darbeye gitmeye çalıştılar Gezi'de.
Ancak Türkiye artık eski Türkiye değil.
Ergenekon'un kurmayları bugün dışarıda olsaydı şimdi
Gezi'den bir Sisi çıkmıştı.
Ekranlarda konuşuyor olacaktı.
Marşlar eşliğinde.
Karşı duranlara da öyle biber gazı ve su sıkmayacaktı.
Kesin çözümü tercih edecekti Mısır'daki gibi.
Kurşun!!!
Ama Ergenekon davası tarihi çevirdi.
Artık önüne gelen darbe yapamayacak.
Kolay değil öyle.
Yıllar önce Show TV'de haber müdürüydüm.
Darbe yaşadık.
Bir gün kapıdan Tuncay Özkan girdi.
Kanalın ve haberin başına geçti.
Beni odasına çağırdı;
"Sen önemli adamsın.
Seninle çalışmak isterim" dedi.
Yüzüne baktım;
"Olabilir ama ben seni önemsemiyorum" dedim.
Kabul etmedim.
Dışarı çıkarken arkamdan bağırdı;
"Bir kuruş tazminat alamayacaksın" diye.
Ve kanalda beş haberciyi muhasebede bir odaya hapsetti.
Kamera yok, bilgisayar yok...
Bomboş bir oda...
Ve sandalyeler.
Tıpkı bir koğuş gibi...
Haber yapmalarını istedi.
Dört duvar arasında muhasebe katında haber!!!
O hapishanede ben de vardım.
Sırf tazminat vermeden atmak için üç haber müdürü
üç muhabir hücreye atıldı bir tv kanalında.
Orada arkadaşlara bir konuşma yaptım;
"Bunu unutmayın" dedim ve ekledim;
"Bu adam bizi burada hapsediyor.
Bir gün mutlaka o da hapsolacak.
İlahi adalet var çünkü."
Bir ay sürdü ağırlaştırılmış hapis cezamız.
Dört duvar arasını bilirim.
Çok zordur.
Yaşadım.
Allah kimseye hata yaptırmasın.
Ve cezaevine düşürmesin.
Sabır versin.