ULUSLAR Ligi'nde ilk 3 maçta alınan kötü sonuçların ardından İtalya ile oynayacağımız maç büyük önem taşıyordu. Çünkü o maçlarda ne oynanan futbol ne de alınan sonuçlar hiç de iç açıcı değildi. Maçtan önce ilk 11'i gördüğümüzde Ay-Yıldızlı ekibimizin kalabalık savunma yaparak kontrataklarla hücuma çıkacağı düşüncesindeydik. Maçın özellikle ilk bölümünde birebir eşleşmeler dikkati çekti. Tam anlamıyla bir taktik savaşı gözlemledik. İtalya'nın attığı gole kadar takımımız dişe diş bir mücadele sergiledi. Sanki futbolcular üzerlerindeki ölü toprağını atmış bir görüntü içindeydi. Bu da bizi umutlandıran bir durumdu. Ancak golden sonra moraller bir anda bozuldu. Top kayıpları nedeniyle başlangıçtaki etkimizi kaybettik.
Yoğun maç trafiği nedeniyle zaten yorgun olan takımımız 1-0'dan sonra beklenenden uzak kaldı. İkinci yarının başlarında takımımız biraz hareketlenir gibiydi. İtalya ceza sahasını her atağımızda karıştıran Aral attığı golle Ay-Yıldızlı ekibimize hayat verdi. Gerçekten çok çalıştı ve kötü sonuçlara adeta isyan eden bir görüntü verdi. İkinci yarı oyunun hakimi olduk ve güçlü rakibimiz karşısında oyun üstünlüğünü elimize aldık. Buna rağmen 1-1'den sonra yediğimiz gol gerçekten tadımızı kaçırdı. İtalya'nın attığı 2 ve 3 ve 4. golde savunmada yapılan hatalar affedilir gibi değil. Yunus da dün maçın iyilerindendi. Doğru yerlere koşu yapmasına rağmen bu puana yetmedi. Montella da oyuncu değişikliklerini zamanında yapamadı. Özetle kabus bitmedi bu takımın bir an önce ayağa kalkması şart.