Cemil Tugay AK Parti’ye geçiş kararının perde arkasını anlattı! CHP’ye “Yanımda durmadılar” çıkışı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, hem Türkiye'de hem de dünya basınında geniş yankı uyandıran ve günlerce konuşulan tarihî AK Parti'ye katılma kararının perde arkasını ilk kez açıkladı. Rozet takma töreninde yaptığı konuşma sırasında Başkan Erdoğan'ın kendisini dikkatle dinlediğini hatırlatan Tugay, "Konuşmamın bitmesini bekleyen, beni o kürsüde yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki süreçte İzmir'i de yalnız bırakmayacağına eminim." dedi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Cemil Tugay AK Parti’ye geçiş kararının perde arkasını anlattı! CHP’ye “Yanımda durmadılar” çıkışı

AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil samimi açıklamalarda bulundu.

Tarihî kararın tek ve yegâne amacının sadece ve sadece İzmir'e hizmet etmek olduğunun altını çizen Tugay, samimi niyetine rağmen maruz kaldığı son derece sert eleştirilere ve kamuoyundaki yanlış anlaşılmalara açıklık getirmek amacıyla iç dünyasını paylaştı.

ANKARA DESTEĞİ ŞART

Göreve geldiğinde devraldığı İZBETON'un borç batağı, fecaat toplu iş sözleşmeleri ve atıl personel tablosuna dikkat çeken Cemil Tugay, İzmir'in en büyük tehdidi olan deprem riski ve kentsel dönüşüm için Ankara desteğinin şart olduğunu vurguladı.

Bakan Kurum ve Cemil Tugay (Foto: Sosyal medya)Bakan Kurum ve Cemil Tugay (Foto: Sosyal medya)


AK PARTİ'YE GEÇİŞİ BAŞLATAN GÖRÜŞME

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile görüşmesinde yaşanan kırılma anından Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye'deki bir saatlik kritik zirveye kadar tüm süreci anlatan Tugay, çok tartışılan "refik" ve "kimsesizlerin kimsesi" çıkışlarının da perde arkasını paylaştı. Yeni Asır'da yer alan habere görei rozet töreninde Erdoğan'ın yanında beklemesinden duyduğu gururu dile getiren ve "İzmir için çok iyi olacak, ateşten gömlek giydim ama doğru yaptığıma inanıyorum." diyen Cemil Tugay, AK Parti'ye geçiş kararını ve kamera arkasında yaşanan tüm gelişmeleri tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.

Cemil Tugay samimi açıklamalarda bulundu (Foto: AA)Cemil Tugay samimi açıklamalarda bulundu (Foto: AA)

CUMHURİYETİN MİRASINA AK PARTİ SAHİP ÇIKIYOR

Yaptığınız konuşmada Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini söylediniz. Bu da çok eleştirildi...

"O konuşma kelimesi kelimesine, bütün kelimeleriyle son harfine kadar benim yazdığım bir konuşma. Ben yanlış anlaşılmaya çok üzüldüm. Cumhurbaşkanımızın geçmiş konuşmalarından hatırladığım ve gerçekten doğru bulduğum sözleri vardı. Onlardan bir tanesini ararken karşıma bu konuşmada kullandığım cümleler çıktı ki birkaç defa söylemiş o cümleleri. Yani yoksul, gariban, mazlum insanlara sahip çıkacağına dair sözleri ve en sonunda da "AK Parti kimsesizlerin kimsesidir." sözü. Atatürk'ün "Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." lafını da elbette biliyorum.

Ve aslında şunu söylemeye çalıştım ben orada: Cumhuriyetin bir mirası varsa, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olan bir devletse biz de, yani Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğini kastederek söylüyorum, AK Parti olarak bu mirası bu şekilde görüyoruz ve biz de kimsesizlerin kimsesi olan bir siyasi parti olarak mücadele ediyoruz diye söylediğini anladım.

Onun için o sözleri söyledim. Ben de siyasete açıkçası kimsesizlerin kimsesi olmak için girmiş bir insanım. Atatürk'ün sözünü kimse inkâr etmez, edemez. Ama bu, AK Parti'nin de o mirasa sahip çıkıp parti olarak kimsesizlerin kimsesi olmayı istemesine engel midir? Niye bu kadar eleştiriliyor, anlamadım."

Normalde bu tür törenlerde rozet takanlar konuşma yapmıyor. Bu, AK Parti açısından da bir ilk. Erdoğan yanınızda bekledi, kürsüde size eşlik etti. Bu size nasıl hissettirdi?

"Ben, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmemizden önce Sayın Cumhurbaşkanımızı sadece bir defa gördüm. Havaalanında karşılayanlar arasındaydım. Elini sıkmıştım ve sadece kendimi tanıtmıştım. O da "Memnun oldum." demişti. Başka hiçbir konuşma olmamıştı, kendisiyle hiçbir diyaloğum olmadı yani. Fakat Külliye'deki görüşmemizde benim o tahmin ettiğim, tanıdığım Tayyip Erdoğan'dan çok daha başka bir insan gördüm. Mesela İzmir'de geçmişte yapılan işlere hâkimdi, çok enteresan. Uzun zaman önce yapılmış işleri hatırlıyor, biliyor, takip ediyor. Ondan sonra deprem konusunda mesela haklı olduğumu söyledi. Ben karşımda çok dolu, saygın, üstelik babacan, doğal bir yaklaşım içerisinde olan bir insan gördüm. O gün açıkçası ben kendisinden olumlu anlamda çok etkilendim."

'ÇOK İYİ YÜREKLİ BİR İNSAN'

"Yakın diyalog kurduğunuz zaman her şeyden önce bir insan olduğunu, iyi yürekli bir insan olduğunu, ülkesine hizmet etmek için uzun yıllardır emek harcayan, çaba harcayan bir insan olduğunu görüyorsunuz. Etkiliyor insanı ister istemez. Ben o konuşmada Cumhurbaşkanımızın İzmir'e önem verdiğini, İzmir'e yatırımların yapılması, İzmir'in sorunlarının çözülmesi için her konuda destek olacağını duydum. Ondan dolayı bir güven geldi ve yakınlık hissi oldu. O hisle ben o konuşmayı yaptım. Ben hayatım boyunca, yıllardır siyasetteyim, herhangi bir liderin, bir başkası aşağıda konuşma yaparken, genel başkanın ya da Cumhurbaşkanımızın onun yanında durduğunu görmedim. Ben bunu söylerken gerçekten çok ilginç ve enteresan bir gurur duyuyorum. Konuşmam sırasında Cumhurbaşkanımız orada beni dinledi, konuşmanın bitmesini bekledi, yalnız bırakmadı beni. Yani bugün beni orada yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki süreçte İzmir'i de yalnız bırakmayacağına eminim."

'İZMİR İÇİN ÇOK İYİ OLACAK'

Son tahlilde doğru bir karar verdiğinizi düşünüyor musunuz?

"Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim. Bunları insanların ifadesiyle söylüyorum, gerçekten kolay bir şey değil ama doğru yaptığıma inanıyorum. Benim için en büyük kazanç güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini hissetmek oldu. Kendisi de belediye başkanlığından gelmiş bir insan. Şehirlerin durumunu, hizmet süreçlerinin hepsini çok iyi biliyor. Hep "Yatırımla, hizmetle, eserle yapmak lazım bu işleri." diyen bir insan. Ben güveniyorum ona, inanmaktan da öte çok güveniyorum yani. O çok değerli bir şey, inanın. Sadece laf olsun diye söylemiyorum, bizzat yakından ilgileneceğini, takip edeceğini biliyorum yani. Ben de İzmir ile Ankara arasında o sağlıklı iletişimin kurulması için ne gerekiyorsa yapacağım. Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın."

BAKAN KURUM İLE GÖRÜŞME ETKİLİ OLDU

Hem siyasi dengeler hem de İzmir'in geleceği için çok önemli bir karar verdiniz. Bu kararı almanızı sağlayan kırılma anı neydi?

"Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım. Benim için kırılma, Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'la görüşmemizden sonra oldu. Karabağlar'da 440 hektarlık alandaki kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere Çevre Şehircilik Bakanlığımıza gittik, görüştük. Bu konunun ardından bana Bakan Kurum, "İzmir nasıl gidiyor? Ne yapıyorsunuz?" dedi. "Vallahi elimizden geleni yapıyoruz ama epey bir sıkıntımız var." dedim. "Bağımsız olarak mı devam edeceksin?" dedi. "Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok." diye cevap verdim. Geçmiş dönemde İzmir'e ulaşmaya çalıştıklarını ama belediye başkanları tarafından dışlandıklarını söyledi."

"Biz ne zaman bir şey yapmak istesek hep bunu engelleyecek adımlar attılar. Biz de bundan mutsuzuz." dedi. Ve tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada, "Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak." dedi. "Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?" dedim. O da "Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti'yle olursan daha da başarılı işler yaparsın." dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem Sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm."

EN ÖNEMLİ SORUN KENTSEL DÖNÜŞÜM

İzmir'in sorunları ve eksiklerini düşündüğünüzde en çok hangi konuda hükümet desteğine ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz?

"Kentsel dönüşüm bence İzmir'in en önemli sorunu. En büyük korkumu bu görüşmelerimizde Bakan Kurum'a ve Cumhurbaşkanımıza da söyledim. En büyük korkum, Allah korusun, diri fayların üzerinde yaşıyor olmamız. Bir İzmir depremi olması ve bundan dolayı insanlarımızın hayatını kaybetmesi riski var. Ben gecekondu bölgelerini bir tarafa koyuyorum ama deprem açısından riskli olan yapıların acilen dönüşmesi lazım. Şimdi, benden önceki belediye başkanları "Biz İzmir'e TOKİ'yi sokmayız." mantığıyla hareket etmişler. Ben göreve geldikten sonra "TOKİ'yle de çalışabiliriz." dedim. Ama İzmir'le ilgili o kadar kötü bir gelenek oluşturmuşlar ki ben bakanlarla ne zaman görüşmeye gitsem hepsi, "Geçen dönem kimse bizimle konuşmadı, herkes bizi İzmir'in dışına itti, bizi dâhil etmediler." diyorlar. Anlıyorum ki onlarda da bir kırılma yaratmışlar, İzmir'e karşı bir soğukluk geliştirmişler. Ben bunun bir parçası olmak zaten istemiyordum. İzmir'in çok önemli bir tarihî mirası var, pek çok antik kent var. Bunların hepsi turizm açısından çok önemli potansiyele sahip. Kemeraltı'nın, Basmane bölgesinin derlenip toparlanması lazım. Ama bunlarla ilgili etkili çalışmalar yapmak için de Kültür Bakanlığı'yla, vakıflarla ve diğer kurumlarla beraber çalışmaya ihtiyacımız var. Ancak geçmişten gelen iletişim noksanlığı engel oluyordu."

VERDİĞİ TARİHİ KARARIN NEDENLERİNİ ANLATTI

Bakan Murat Kurum ile görüşmeniz sonrasında ne düşündünüz? Aldığınız kararda o konuşma etkili oldu mu?

"Sonuçta ben 4 ay bağımsız çalıştım, biliyorsunuz. Biz bu dönemde aday olurken İzmir halkına bir sürü söz verdik, birçok şey vaat ettik. İki buçuk senedir belediye başkanıyım ve bu sürede gerçekten çok çabaladım. Göreve geldiğimde iyi durumda bir belediye devralmadım. Kimseyi şikâyet etmek için söylemiyorum ama herkesin gözü önünde yaşanan gerçekler var. Maddi sıkıntıları bir tarafa, gerçekten plansız, programsız, adeta kadrosuz, sorunların biriktiği bir şehir ve belediye teslim aldım. Nereye baksam bir sorun var ve insanlar sürekli şikâyet ediyor. Herkes belediye hizmetlerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyor."

"En basitinden yol meselesi var mesela. Göreve geldiğimde İZBETON gerçekten anormal bir borç batağına saplanmıştı. Kentsel dönüşüm projelerini ellerine yüzlerine bulaştırmışlar ve sonrasında iş içinden çıkılmaz bir hâle gelmiş. İşte biz böyle bir başlangıç yaptık. Ancak geçen iki buçuk yıl içerisinde bütçeyi denkleştirdim, kadroyu toparladım ve belediyeyi gerçekten iyi bir hâle getirdim. Ama diğer taraftan iki buçuk sene geçti, en fazla iki buçuk sene zamanımız var. Bu süre içerisinde verdiğimiz sözleri yerine getirmemiz lazım. Yani trafikle, ulaşımla ilgili konular, altyapıyla ilgili konular var..."



'YOL AYRIMINA GELDİM'

"Bugün İzmir'in çok önemli noktalarında hâlen arıtma ihtiyacı var, kanalizasyon ihtiyacı var. İçme suyu şebekesinin yenilenmeye ihtiyacı var, yeni temiz su arıtma tesislerine ihtiyacımız var ve susuzluk riskine karşı bir an önce deniz suyu arıtması gibi bazı tesisleri kurmaya ihtiyacımız var. Yani bunları yapmak için hem zamanımız çok az hem deneyim açısından desteğe ihtiyacımız var hem de kaynak açısından desteğe ihtiyacımız var. Açıkçası şöyle bir yol ayrımına geldim. Dedim ki:

"Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir'in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir'i benden sonraki döneme bırakacağım...

Ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir'e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım." İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim."

Tugay yaşadığı süreci ve ayrıntılarını anlattı (Foto: AA)Tugay yaşadığı süreci ve ayrıntılarını anlattı (Foto: AA)

YENİ PARTİ DE CHP DE YANIMDA DURMADI

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Yeni Parti lideri Özgür Özel ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hiçbir zaman yanında durmadığını belirtti.

Tugay, "Ben burada neler neler yaşadım! İzmir'in en büyük yatırımlarından biri olan 4. Faz'ın açılışına dahi gelmediler. İşçi eylemlerinde doğru düzgün arkamda duran olmadı, yapayalnız mücadele ettim. Buna benzer bin tane konu var." sözleriyle kırgınlıklarını dile getirdi.

CHP'den istifa ederek bir süre bağımsız kalan ve ardından AK Parti'ye katılımıyla siyaset gündemini sarsan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, hakkındaki tartışmalara ilk kez bu kadar net ve sert yanıtlar verdi.

Geçmişte yaptığı "AK Parti'ye geçmem için milyonda bir ihtimal yok." açıklamalarından partideki "mutlak butlan" sürecine, yeni parti girişimlerinden CHP yönetiminin ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun yönelttiği ağır usulsüzlük suçlamalarına kadar her şeyi açıkça masaya yatıran Tugay, İzmir'de yalnız bırakıldığını vurguladı. Kılıçdaroğlu'nun "Aday yapmayın uyarısında bulunmuştum." ve "Usulsüzlük yaptı." iddialarına karşı ateş püsküren Tugay, yüz yüze görüşmelerde kendisine hak verildiğini belirterek, "Madem bu kadar kötüydüm, niye beni her defasında kabul ettiniz, partiden atsaydınız?" dedi.

Cemil Tugay, "İzmir'in en büyük yatırımlarından biri olan 4. Faz'ın açılışına dahi Genel Başkan gelmedi. İşçi eylemlerinde doğru düzgün arkamda duran olmadı, yapayalnız mücadele ettim. Buna benzer bin tane konu var." diye konuştu.

'O DÖNEM ÖYLE DÜŞÜNÜYORDUM'

"AK Parti'ye geçmem için milyonda bir ihtimal bile yok." demiştiniz. Bugün AK Parti'ye geçmiş olmanız bu sözlerinizi tekrar gündeme getirdi. O gün ne değişti de bu noktaya gelindi?

"Bir bakanla görüşmek için Ankara'ya gittiğimde "AK Parti'ye mi geçiyorsun?" diye sorulmuştu. "Milyonda bir ihtimal bile yok." demiştim. Çünkü gerçekten o gün öyle düşünüyordum. Kesinlikle dünyamda öyle bir şey yoktu. Ben tamamen İzmir'in işlerini konuşmak için gitmiştim oraya ve konuştuğumuz da sadece belediyeydi, İzmir'di; İzmir'le ilgili konulardı. Buna rağmen sürekli "AK Parti'ye mi geçeceksin?" sorularına maruz kalınca kesin bir dille yalanlama ihtiyacı duydum. Onun için o ifadeleri kullandım. O zaman gerçekten öyleydi ve öyle düşünüyordum yani. Sonraki zamanda siyaseten çok farklı şeyler oldu. Hepimizin şahit olduğu mutlak butlan kararından sonra, yani CHP'nin bu şekilde yönetilmesi hâlinde halkın da desteğini önemli ölçüde kaybedeceğini de bildiğim için oradan istifa etme kararı verdim. O kararı verdikten sonra da tabii, "Yeni bir parti kurulursa oraya geçerim." gibi bir düşüncem de vardı."

'ÖNCE ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALARI LAZIM'

Son günlerde hem Özgür Özel'in hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun sizinle ilgili "Ben zaten Özgür Özel'e aday yapılmaması gerektiğini söylemiştim." gibi bir açıklaması oldu. Bu konuda ne diyeceksiniz?

"Biraz önce arabada yolda gelirken gazetelere baktığımda gördüm, Özgür Özel zaten cevabını vermiş. Kemal Kılıçdaroğlu, akıl almaz söylem ve tutumlar içinde, bu ifadeyi rahatlıkla kullanabilirim. Çünkü ben partiye geçme kararı vermeden daha bir hafta, 10 gün öncesine kadar bana haber gönderip "Cumhuriyet Halk Partisi'ne geri gel, katıl." çağrısında bulunuyordu. Hem yeni kurulan partiden hem de Cumhuriyet Halk Partisi'nden pek çok insan sürekli beni partiye davet ediyordu ve bunlar genel başkanların görevlendirdiği kişilerdi. Şimdi hâl böyleyken, ben AK Parti'ye geçtim diye birdenbire nasıl bu kadar kötü bir adam oldum? Gerçekten anlam veremiyorum ve utanmaları gereken laflar ediyorlar. Dönüp bir sorsunlar kendilerine: "Biz Cemil Tugay'ı ne kadar sahiplendik? İzmir'i ne kadar sahiplendik? İzmir'de nasıl siyaset yaptık? Cemil Tugay'ın arkasında ne kadar durduk? Onun ve belediyenin sorunlarıyla ne kadar ilgilendik?"

'İÇİME SİNMEYEN ÇOK ŞEY VARDI'

"Evet, o süreçte yeni bir parti kurulması konusunu ilk dile getirenler arasındaydınız. Aslında ben bugün daha çok belediye başkanlığından, İzmir'den bahsetmek istiyorum ama siyaseten konuşacak olursak Cumhuriyet Halk Partisi'nin eski hâliyle toplumun geniş kesimlerine hitap edecek bir parti olmadığını ve biraz parti içerisindeki o uzun yılların biriktirdiği yükler nedeniyle de onlardan kurtulmadıkça kendisine gerçekten halka ulaşacak yeni bir kimlik tanımlayamayacağını, dolayısıyla yeni bir kadroya, yeni bir programa ihtiyacı olduğunu çokça konuştum, çokça dillendirdim. Fakat ne yazık ki oradan ayrılıp Yeni Parti'yi kuranlar da tamamen CHP'nin bir devamı ya da bir kanadı gibi davrandılar ve o süreçte içime sinmeyen çok fazla şey oldu. Bu arada Özgür Özel ile iletişimimizde de beni gerçekten üzen, rahatsız eden şeyler oldu. Bunlardan dolayı açıkçası bağımsız devam etmeye karar verdim o günkü şartlar içerisinde."

CHP'den istifa etme sürecine değindi (Foto: AA)CHP'den istifa etme sürecine değindi (Foto: AA)

YAPAYALNIZ MÜCADELE ETTİM

CHP'den istifa ettiğiniz dönemde yalnız bırakıldığınızı mı söylüyorsunuz?

"Burada neler neler yaşadım ben! İzmir'in en büyük yatırımlarından biri olan 4. Faz'ın açılışına dahi gelmediler. İşçi eylemlerinde doğru düzgün arkamda duran olmadı, yapayalnız mücadele ettim. Buna benzer bin tane konu var. Aslında çok şey söyleyebilirim ama bunları gerçekten geçmişte bırakmak istiyorum. Yine de beni suçladıklarının onda biri kadar kendilerine öz eleştiri yapmalarını beklerdim, dilerdim. Ama bırakın öz eleştiri yapmayı, dün Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi düpedüz iftira atmaya başladılar. Bugün Özgür Özel de çıkıp söylemiş; Kılıçdaroğlu'nun "Bana 'Onu belediye başkan adayı yapma.' diye bir şey söylemedi." dediğini belirtmiş. Düşünün, iki tane insan, ikisi de genel başkan; birisi çıkıp "Ben böyle bir şey söyledim." diyor, diğeri "Hayır, öyle bir şey söylemedi, utandım, bu kadar yalan söylenir mi?" diyor. Hakikaten korkunç bir durum."

'İNSANLARI KANDIRIYOR'

"Ya Kemal Kılıçdaroğlu'na bir Allah'ın kulu şunu sormalı: Çıkmış, "Falanca inşaat şirketine satış yaptı, bu yüzden usulsüzlüğü var." diyor. Olayın yaşandığı dönem, benim belediye başkanlığına gelmemin üzerinden henüz 6-7 ayın geçtiği bir zamandı. Ben o olaydan sonra 4,5 sene daha belediye başkanlığı yaptım. Kılıçdaroğlu bu konuyu bana sordu, defalarca anlattım ve izah ettim. Hatta en sonunda bana, "Senin suçun yok, biliyorum." diye cümle kurdu. Vallahi billahi bunu yaptı, yüzüme böyle söyledi. Peki, madem öyle, aynı Kemal Kılıçdaroğlu'nu bugün bana "Sen usulsüzlük yaptın." diye utanmadan suçlama yapmasının öncesinde ben en az 30 kez ziyarete gittim, görüştüm. Madem bu kadar usulsüzlük yaptım, sen bana bir disiplin işlemi uygulasaydın ya da en azından kapını kapatıp randevu vermeseydin! Her defasında kabul ettin, oturdun, konuştun. Madem ben bu kadar kötüydüm, niye beni kabul ettiniz? Partiden atsaydınız o zaman! Çünkü öyle bir tablo çiziyor ki sanki dünyanın en kötü ve en ahlaksız insanı benmişim gibi bir hava yaratıyorlar. İnanamıyorum gerçekten. Dün o konuşmayı duyduğumda çok sarsıldım, insan bu kadar olmamalı dedim. Gerçeklerin tamamen dışında, insanları kandırmaya, kışkırtmaya ve beni karalamaya yönelik asılsız laflar sürekli söylenip duruyor."

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Simla Öğütcü
Simla Öğütcü Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler