Çeşme Belediyesi soruşturmasında ses kayıtları ortaya çıktı: Ruhsat, havuz sistemi ve milyonluk pazarlık
YENİ Partili Çeşme Belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında yeni skandallar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Buğçe Sağlamer'in de aralarında bulunduğu 11 kişinin gözaltına alındığı soruşturmada, savcılığa teslim edilen ses kayıtları ve WhatsApp yazışmalarının deşifresine takvim.com.tr ulaştı. Kayıtlarda ruhsat ve imar işlemleri karşılığında para konuşulduğu, ödemelerin “havuz” sistemiyle paylaştırıldığı, bazı işler için 1 milyon, 2 milyon ve 3 milyon TL gibi rakamların telaffuz edildiği görüldü. Bir başka görüşmede 50 bin TL ile 20 bin TL'lik ödeme konuşulurken, mesajların “delil olmasın diye” tek gösterimlik gönderildiği öne sürüldü. Büyük ruhsat işlerinde ise maliyetin “2-3 milyondan aşağı olmayacağı” ve “1 milyon bize yazarsınız” ifadeleri kayıtlara yansıdı.
YENİ Partili Çeşme Belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında yeni skandallar ortaya çıkmaya devam ediyor.
İmar ve Şehircilik Müdürü Buğçe Sağlamer'in de aralarında bulunduğu 8 kişinin gözaltına alındığı soruşturmada, savcılığa teslim edilen ses kayıtları ve WhatsApp görüşmelerinin deşifresine Takvim.com.tr ulaştı.
Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığınca incelemeye alınan dijital materyallerde belediyedeki ruhsat ve imar işlemleri, para trafiği, "havuz" sistemi ve belediye yönetimindeki isimlere ilişkin dikkat çeken konuşmalar tespit edildi. Tutanakta bazı konuşmacılar "Kişi-1", "Kişi-2" ve "Kişi-3" olarak kodlandı.
"ORADA BİR HAVUZ VAR"
Ses kaydında Kişi-1, daha önce yaptığı bir ödeme üzerinden İmar Müdürlüğünü gündeme getirirken, Kişi-2 ve Kişi-3 paranın tek bir kişiye değil bir "havuz"a gittiğini söyledi.
Konuşma tutanağa şöyle yansıdı:
Kişi-1: İmar Müdürü demek boru değil yani ha.
Kişi-3: Kardeşim imza olayı bitti mi bitti.
Kişi-1: Tamam.
Kişi-3: Bir tek bu değil ki, bir tek İmar Müdürü değil ki.
Kişi-2: Ben sana madem açık konuşayım, orada bir havuz var yani müdür hanım diye bir şey yok.
Kişi-3: O havuza gidiyor para.
Kişi-2: Müdürün aldığı bir şey yok.
Kişi-3: Hepsi paylaşıyor anladın mı?
Kişi-1: He, içeride.
Kişi-2: Orada bir havuz var.
Kişi-1: Pay ediyor.
Kişi-3: Aynen öyle.
Kişi-1: He, Deniz bana müdür dedi ben o yüzden müdür dedim.
Kişi-1: Tamam, içeride pay ediliyor. Tamam sorun yok.
YENİ Partili Çeşme Belediyesi'nde evrakları imha eden belediye personellerine suçüstü yapıldı (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
"BU İŞLERDE RAKAM DÖNDÜĞÜNÜ İYİ BİLİYORUM"
Kayıtlarda, işletmesine ruhsat almak isteyen Kişi-1'in para talep edileceğini bildiğini söylediği bölüm de kayda geçti.
Kişi-1, işin karşılığında ne kadar isteneceğini öğrenmek isterken şu ifadeleri kullandı:
Kişi-1: Yani abi benim de size mahcup olmamam için, çünkü bu işlerde rakam döndüğünü iyi biliyorum.
Kişi-2: Dönüyor.
Kişi-1: Yanlış anlamayın lütfen.
Kişi-2: Estağfurullah.
Görüşmenin devamında Kişi-1, belediyedeki bazı isimlerin bu işlerde aktif olduğunu bildiğini söyledi.
"BAŞKANIN DA HABERİ OLACAK"
Konuşmanın ilerleyen bölümünde Kişi-1, yapılacak işlemin belediye başkanının bilgisi dışında kalmasından endişe ettiğini söyledi.
Bunun üzerine Kişi-2 ve Kişi-3, işin başkan yardımcısına taşınacağını ve bunun sonucunda belediye başkanının da haberdar olacağını ileri sürdü.
Buğçe Sağlamer'in talimatıyla belediye personelleri evrakları imha etmeye kalktı (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
Konuşma şöyle devam etti:
Kişi-1: Fakat bir gün Lal kalkıp da buraya "Nasıl verdiniz kardeşim?" derse, şikâyet giderse... Ben de isterim ki ben X lira vereceğime Y lira vereyim ama başkan bilsin, benim içim rahat olsun. Ben patlarım diğer türlü.
Kişi-2: Ben sana baştan bir şey söyleyeyim mi? Nasıl sana olmayacak bir iş yaptık. Başkanın yardımı olmadı. Başkanın böyle şeylerden haberi olacak bir konumda değil başkan.
Kişi-1: Ama bu iş büyük bir iş olduğu için...
Kişi-2: Bak işte diyorum ki küçük başkan yardımcısı baktık, birimi çözemiyor. Çevre Koruma Müdürlüğü çözemiyor, müziğe bakan, sese bakan bu işi çözemiyor. Biz bunu başkan yardımcısına ileteceğiz.
Kişi-3: Otomatikman başkanın da haberi olacak.
Kişi-2: Otomatikman başkanın haberi olmuş olacak. Başkan da diyecek ki verin diyecek ama bize diyecek hani 3 tane, 5 tane, 7 tane konteyner alsın. Koltuk takımı alsın. Anladın mı? Vesaire vesaire tarzı bir şey illaki söyleyecekler sana.
İMZA BAŞKAN YARDIMCISINDA
Kişi-1'in, daha sonra Lal Denizli'nin verilen izinle ilgili itiraz edip etmeyeceğini sorması üzerine ise imzanın belediye başkanında değil başkan yardımcısında olduğu söylendi.
Kişi-1: Öyle yani yarın öbür gün Lal Hanım der ki "Kardeşim benim haberim yok, sen nasıl aldın?"
Kişi-3: Lal Hanım kendisi de imza atmıyor buna, başkan yardımcısı atıyor.
Kişi-2: Başkan yardımcısı imza atıyor bir. Ben sana rahat ol diyorum.
Kişi-2: Lal Hanımın üç tane başkan yardımcısı var. Bir tanesi imarda.
Kişi-1: Onlara yaptırıyor zaten, ben biliyorum. Onlara yaptırıyor zaten.
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Emre Can Durmaz (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
EMRE CAN İSMİ DEVREYE GİRDİ
Kayıtlarda işin üst kademeye taşınması konuşulurken "Emre Can" ismi de açık şekilde geçti.
Kişi-1, belediye üst yönetiminin haberi olmadan işlem yapılmasından endişe ederken konuşma şöyle sürdü:
Kişi-1: Abi ben şunu bilirim, yukarıdakiler yolundaysa ben bunu alırım, ben de veririm açık ve net.
Kişi-3: Zaten senden haberi olmadan izni kesinlikle veremez.
Kişi-2: Hayatta alamazsın, öyle bir şey yok.
Kişi-3: Bizim konuşacağımız işler değil ki... Emre Can...
Kişi-1: Emre Can kim abi?
Kişi-3: Başkan Emre.
Kişi-1: Hııı.
Kişi-3: Onunla görüşecekler.
"O NE DERSE ONU VERECEĞİZ"
Kayıtlarda Kişi-1, Emre Can'ın yapılacak işlemden mutlaka haberdar olup olmayacağını da sordu.
Konuşmada şu ifadeler kullanıldı:
Kişi-1: Şimdi ama bu konularda Emre Bey'in haberi olacak kesinlikle Emre...
Kişi-3: Mecbur, olmak zorunda.
Kişi-2: O imza atıyor ya.
Kişi-1: O zaman...
Kişi-1: O ne derse onu vereceğiz he? Yani senin demenle olmuyor.
Kişi-3: Yok yok.
Kişi-1: Onun demesiyle olacak.
Kişi-3: Biz ne dersek boş şimdi.
Görüşmenin devamında aracılık karşılığında para kazanılacağı da açık şekilde dile getirildi.
Kişi-3: Yeter ki senin işin olsun, biz hallederiz her türlü.
Kişi-3: Senin işin olursa bizim de işimiz olur, biz de para kazanırız.
WhatsApp görüşmeleri (Foto: Takvim Foto Arşiv)
1 MİLYON, 2 MİLYON, 3 MİLYON
Kişi-1 bu kez Emre Can üzerinden istenebilecek rakamın ne kadar olacağını sordu.
Kayıtlardaki konuşma şöyle:
Kişi-1: Peki abi bu Emre Can dediğiniz abi bizi haddimizi aşacak bir şey olursa onu nasıl yapacağız?
Kişi-3: Ücret olarak mı?
Kişi-1: He.
Kişi-3: Vallahi bilmiyorum bunların sağı solu belli olmaz. Bir bakmışsın bir milyon, iki milyon istemiş; bir bakmışsın üç milyon istemiş. Ona bir şey diyemem.
Kişi-1: Evet yani.
Kişi-3: Onlara bağlı.
Kişi-1: Şimdi ben de haddimi bilmeliyim ki sizi mahcup etmeyeyim.
Görüşmenin hemen devamında Kişi-1, Emre'nin daha önce bazı kişilere yardımcı olduğunu söyledi.
Kişi-1: Ama Emre'nin birkaç kişiye yardımcı olduğunu biliyorum.
Kişi-3: Araba istedik, iki tane araba aldık... Bir sürü de iş yaptık onlarla.
"PARAMI VERMEDEN BELGEMİ VERMEYİN"
Kayıtlarda ödeme ile belge teslimi arasındaki ilişkinin konuşulduğu bölüm de yer aldı.
Kişi-1: Farz edelim okeyleştik, onu da konuşalım. Benden o zaman para isteyecek misiniz?
Kişi-3: Onlar söylerse, onlar ne söylerse onu yapacağız.
Kişi-2: Onlar isterse sana söyleriz.
Kişi-1: Peki benim şöyle bir şey deme lüksüm var mı? Abi işi yapalım, ondan sonra paranızı vereyim deme lüksüm var mı?
Kişi-3: Sorarız.
Kişi-2: O sorulur onlara. Ama şöyle de bir şey var; iş tamam oldu, fiyat geldi sana ama iş oldu...
Kişi-1: Paramı vermeden belgemi vermeyin.
Kişi-2: Hayır anlamadın. Belge çıktı, sen "Ya ben bu işi başka türlü hallederim" dersen...
Kişi-1: Halledemem, o yüzden buradayım.
Lal Denizli'nin adıyla Çeşme Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü bünyesinde kurumsal bir rüşvet mekanizması kurulduğu iddia edildi (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
50 BİN TL + 20 BİN TL
WhatsApp üzerinden yapılan bir başka görüşmede ise Buğçe Sağlamer'in adı doğrudan geçti ve ödeme miktarları konuşuldu.
Kişi-1: Ben Deniz'le görüştüm abi. Şeyle, imardaki müdürle görüşmüş.
Kişi-2: Ney?
Kişi-1: İmardaki müdürle görüşmüş.
Kişi-2: He.
Kişi-1: İmardaki müdürle görüşmüş, Buğçe miydi, Buğçem miydi?
Kişi-2: He, Buğçe.
Kişi-1: Ha Buğçe işte. Şey demişler abi, bir miktar para vereceğiz, bir de 20 bin lira otel harcı ödeyeceğiz abi.
Kişi-2: Evet babacım, doğrudur.
Kişi-1: Yanlış anlama, güvenle yapalım değil mi? Yarın öbür gün müdür bize yanlış yapmaz?
Kişi-2: Kardeşim müdür sana yanlış yapmaz, zaten müdür kendi imzalayacak be ya.
Ardından paranın gönderileceği hesap ve rakam konuşuldu.
Kişi-1: Ben böyle bir durumda IBAN'dan ödeyemem, elden vermem lazım.
Kişi-2: Tamam şimdi ben sana IBAN atacağım, sıkıntı yok.
Kişi-1: Tamam ne kadar atacağım abi, 50 mi oraya atacağım?
Kişi-2: Bak 50 oraya atacaksın, 20 harç için atacaksın.
Kişi-1: Tamam tamam abi.
EVRAK ÇIKTI: "MÜDÜRÜN BİLGİSİ DAHİLİNDE"
Bir diğer konuşmada ise istenen evrakın çıktığı bilgisi verildi.
Kişi-1: Çıkmış senin evrak.
Kişi-2: Tamam.
Kişi-1: Haber verdi mi?
Kişi-2: Yok vermedi.
Kişi-1: Çıkmış, ayarlayacak işte, paslaşırsınız.
Kişi-2: Tamam.
Kişi-1: Müdürün imzası olmadan onu alamazlar zaten. Müdürün bilgisi dahilinde, imzalamış ki alabildiler.
Kişi-2: Evet, yok yok o konuda kafamda soru işareti yok. Hani bana şey konuşmadı sadece, müdür şu kadar...
Kişi-1: Onu konuşmaz bilerek. Sağda solda duyulmasın, sıkıntı yaratmasın diye.
RAKAM 70 BİN TL'YE ÇIKTI
Sonraki görüşmede ise ilk etapta konuşulan rakamın değiştiği belirtildi.
Kişi-2: Bir dakika pardon, burası otel. 20 bin TL. 50 artı 20 mi?
Kişi-1: Mesajda ne yazıyordu ilkinde, inan okumadım.
Kişi-2: 50.
Kişi-1: 50 artı 5'ti. Otel olduğu için öyle karışıklık çıkmış.
Kişi-2: He, burası 50 artı 20 mi?
Kişi-1: 70 mi diyor?
Kişi-2: 70 ediyor.
Konuşmanın devamında ise bu şartın müdür tarafından konulduğu öne sürüldü.
Kişi-2: Peki örnek veriyorum, müdür bir şey demez değil mi bize? Müdür bu işin içinde. Yarın öbür gün müdür "Sen kimden aldın?" demez.
Kişi-1: Bu şartı koymuş.
Kişi-2: He, müdür koyuyor yani.
Kişi-1: Hı hı, aynen.
"DELİL OLMASIN DİYE"
WhatsApp yazışmalarına ilişkin başka bir kayıtta ise mesajların neden tek gösterimlik gönderildiği konuşuldu.
Kişi-1: Sen numarayı da bir açabilir misin abi? Numara gözükecek şekilde, hangi numaradan attığı belli olsun.
Kişi-2: Şimdi normalden attı. Biz okumayalım, hani elimizde delil olmasın diye iletileri sildi. Tek kullanım, tek göstermelik attı bize.
Kişi-1: Tamam tamam, kayda aldık.
"MÜDÜRLE BAŞKAN YARDIMCISI KOORDİNE HÂLİNDE"
Kişi-2, Çevre Koruma Müdürlüğü ile görüştüklerini, konunun müdür ile başkan yardımcısına iletileceğini söyledi. Belediyedeki isimlerin birlikte hareket ettiğini öne süren Kişi-2, işletmenin belediye tarafında "kollanacağını" iddia etti.
Konuşma tutanağa şöyle yansıdı:
Kişi-2: Şimdi bak, Çevre Koruma'yla görüştük. Ben sana anlatsam her şey geri sana kalmış. Müdüre de başkan yardımcısına da bir şekilde
iletilecek, sıkıntı yok. Zaten beraberler onlar. Müdürle seni her türlü kollayacaklar. Ama o site diyor, sorunlu bir site.
Kişi-1: Doğru söylüyor.
Kişi-2: Biliyorlar.
Kişi-2, şikâyet gelmesi hâlinde belediye görevlilerinin ilk aşamada işletme hakkında doğrudan işlem yapmayacağını da iddia etti.
Kişi-2: Geliriz dedi, görünürüz dedi. Öyle bir iki, üçüncüsünde bir şey yazarız yani dedi.
Kişi-1: Tamam.
Kişi-2: Sen desibeli ayarla, belediyeyi ayarlarız.
Kişi-1: Tamam.
Kişi-2: Seni kollayacaklar her türlü ama ben sana söyleyeyim, yine de sıkıntı. Dikkat etmek lazım, şikâyet ederler devamlı.
Delillere Takvim ulaştı (Foto: Takvim Foto Arşivi)
"BURADAKİ DESTEĞİ KİM VERECEK?"
Kayıtta Kişi-1, elinde resmî bir belge olmadan işletmesini gece geç saatlere kadar açık tutmak istemediğini söyledi. Bunun üzerine belediye içinden kimlerin kendisine destek vereceğini açıkça sordu.
Kişi-1: Peki abi, bana buradaki desteği kim verecek? Kim arkamda benim burada?
Kişi-2: Buradaki mi? Çevre Koruma Müdürü destek olacak. Koordine hâlinde başkan yardımcısı.
Kişi-1: Tamam, Emre abi.
Kişi-2: Evet.
Kişi-1: Elimde resmî bir şey yok. Yarın öbür gün nasıl arkamda duracaklar?
Kişi-2: Abi, onlar zaten... Onlarla senin hiçbir sıkıntın olmaz, buna emin ol.
"SİZİNLE ÖZELLİKLE UĞRAŞMAYACAKLAR"
Görüşmede Kişi-1'in ortağı olduğu anlaşılan bir kişi de telefonla konuşmaya dâhil oldu. İşletmenin saat 04.00'e kadar faaliyet gösterebilmesi için hangi ruhsatın alınabileceği tartışıldı.
Kişi-2, belediye tarafında işletmeye kolaylık sağlanacağını öne sürdü.
Kişi-2: Bizim arkadaşlar size yardımcı olacak. Yani şöyle yardımcı olacak; sizinle özellikle uğraşmayacaklar. Gelip gitmeyecekler fazla. Ancak şikâyet olduğu zaman öyle bir iki sefer gelecekler. O kadar diyorum. Başka bir işlem yapmazlar. Ama emniyet açısından aynı şeyi söyleyemiyorum.
Kişi-4: Yani şimdi saat 4'e kadar açık olduğumuz zaman müzik de açık olacak. Etraftan illaki şikâyet gelecek.
Kişi-2: Kesin gelir.
Bunun üzerine işletme sahipleri, polis geldiğinde gösterebilecekleri bir belge bulunması gerektiğini söyledi. Konuşmada gece kulübü veya canlı müzik ruhsatı için başvuru yapılması ve başvuru numarasının gerektiğinde kolluk kuvvetlerine gösterilmesi planlandı.
"BU İLÇENİN BÜROKRASİSİYLE GÖRÜŞ, OLDURUĞU VARSA OLDURALIM"
Telefon görüşmesine katılan Kişi-4 ise işin belediye bürokrasisi üzerinden çözülmesini istediğini açıkça söyledi.
Kişi-4: Bulut kardeşimize dedim ki ben abileri tanımıyorum. Ben biraz bu konuda yabancıydım. Bu ilçenin bürokrasisiyle bir görüş. Eğer oluru varsa veya olduruğu varsa olduralım.
Kişi-2: Tamam.
Kişi-4: İşimizi kolaylaştıralım.
Kişi-2: Hafta sonunda çalışacağız bunun üstünde. Pazartesi en geç biz size haber vereceğiz.
Kişi-4: Dediğimiz gibi, yolu yordamı olmayan hiçbir iş yok.
Kişi-2: Biliyorum.
Kişi-4: Biz bu işlerin içinden geliyoruz.
Kişi-2: Biliyorum, biz de o işleri yapıyoruz.
Kişi-4: Aynen öyle abi. Olmaz diye bir şey yok.
"BELEDİYE BİZE ES GEÇSİN"
Ses kaydında en dikkat çekici bölümlerden biri de işletmenin ruhsat işlemleri tamamlanıncaya kadar belediyenin denetim konusunda kendilerine kolaylık sağlamasının istendiği konuşma oldu.
Kişi-1, gece kulübü ruhsatına başvuracaklarını belirterek yaklaşık 2-2,5 aylık dönemde belediyenin işletmeye işlem yapmamasını istedi.
Kişi-1: Beklentimiz de şu. Belediyeden de açık açık her şeyi konuşayım artık. Bizim işimizin seyri 2-2,5 ayda belli olur zaten. Bu 2-2,5 ayda belediye bize es geçsin. Siz de emniyeti bir şekilde o geçici, elimizdeki evraklarla, "ekmek paramız" gibi üslupla ötelemeye çalışacağız. Sezonu atlatmaya çalışacağız.
Kişi-1, bu sürede işletmeye karışılmaması için üst kademeden destek gerektiğini de açıkça söyledi:
Kişi-1: O süre zarfında olursa ne âlâ. Olmazsa bize karışılmaması için devreye kim girecek? Bu sen olamazsın, abi de olamaz. Bu yukarıdan temas lazım ki selamet olsun. Doğrusu bu.
Kişi-2: Ben sana söyleyeceğim. Bu iş oluyor veya olmuyor diyeceğim. Hiç birbirimizi kandırmayalım. Neyse doğrusu onu konuşalım. Ne sen mağdur ol ne biz mağdur olalım.
"İMARLA İLGİLİ ÇÖZERİZ"
Konuşmanın ilerleyen bölümünde Kişi-1, kendi ruhsat işi dışında belediyeden hangi işlerin çözülebileceğini sordu.
Kişi-1: Başka ne iş yapabiliriz? Bana iş söyleyin. Bizim çevremiz var. İmarla ilgili...
Kişi-2: İmarla ilgili çözeriz.
Ardından imarsız alanlar, otel ve apart otel ruhsatları ile yapı kullanım belgeleri konuşuldu. Kişi-2, bazı işlerin mevcut ortam nedeniyle bekletilmesi gerektiğini ancak başka işlemlerin sonuçlandırılabileceğini söyledi.
Kişi-1: Abi, siz sakat dönemde imarda iş bitirdiniz.
Kişi-2: Ya o başka. Onları bitiririz. Bazı işler var hemen, anında olur. Bazı işler var olmuyor. Yine bitiririz, sen iş iste. O tarz işleri bitiririz.
"ÇORBAYI VERİRSEN YIKILMAZ"
Görüşmede kaçak yapı ve yıkım işlemleri de gündeme geldi. Kişi-3'ün kullandığı ifade tutanağa dikkat çekici şekilde yansıdı.
Kişi-3: Balkon yapıyorsun, teras yapıyorsun kaçak mesela örneğin.
Kişi-1: Onu zaten yapıyor insanlar.
Kişi-3: İşte tutanak tutuyorlar, yıkıyorlar.
Kişi-1: Ama yıkılmıyor.
Konuşmanın devamında Kişi-3 şu ifadeyi kullandı:
Kişi-3: Çorbayı verirsen yıkılmaz vallahi. Sana kanımız ısındı, yoksa bu kadar uğraşmazdım.
Bunun üzerine Kişi-1, belediye içinde kime ne kadar ödeme yapılacağını sordu.
Kişi-1: Ne kadar mal olur abi bu iş bize? Yani içeride kime ne vereceğiz mesela bu iş olsa?
Kişi-2: Vallahi onu söyleyecekler abi.
FEN İŞLERİ MÜDÜRÜ FURKAN'IN ADI GEÇTİ
Kişi-2, yapılacak işin Fen İşleri Müdürü Furkan'a iletileceğini söyledi. Kişi-1'in "Furkan kim?" sorusuna "Fen İşleri Müdürü" yanıtı verildi.
Ardından şu konuşma geçti:
Kişi-1: Fen İşlerinin gücü yetmez ona.
Kişi-2: O ne derse o oluyor başkandan sonra.
Kişi-1: Başkandan sonra?
Kişi-2, belediyede çok sayıda işi takip ettiklerini de öne sürerek aynı gün üç ruhsat aldığını söyledi.
Kişi-2: Yapıyoruz bir sürü iş. Bak bugün daha yeni geldik belediyeden. Yapmıyoruz diye bir şey yok. Bir dünya işimiz var. Senin iş biraz alengirli.
Kişi-1: Evet.
Kişi-2: Bugün üç tane ruhsat aldım işte.
Kişi-1: Ne ruhsatı mesela?
Kişi-2: Oturma, iş yeri ruhsatı.
"2-3 MİLYONDAN AŞAĞI OLMAZ, 1 MİLYON BİZE YAZARSINIZ"
Kayıtlardaki para pazarlığı yeni tutanakta daha da açık hâle geldi. Taraflar büyük ruhsat işlerinden kazanılacak parayı konuşurken Kişi-2, işlemin maliyetinin milyonlarca lirayı bulacağını söyledi.
Kişi-1: Bana deyin ki büyük iş getirin. Büyük iş. Ne olur?
Kişi-3: Otel ruhsatı getir.
Kişi-2: Rezidans.
Kişi-3: Rezidans getir.
Kişi-1: Abi, ondan da yukarıda çok koparır.
Kişi-2: Koparıyor.
Kişi-3: Koparıyor zaten canım, bu işler böyle.
Ardından Kişi-2 şu ifadeleri kullandı:
Kişi-2: Sizin bu iş olacak olursa sizin maliyetiniz yine 2-3 milyondan aşağı olmaz.
Kişi-1: Vallahi iyi, biz razıyız.
Kişi-2: 1 milyon bize yazarsınız.
Kişi-1: Harbi mi?
Kişi-1, işin çözülmesi hâlinde para konusunda anlaşabileceklerini söyledi:
Kişi-1: Sıkıntı yok. Tek sen bu işi çöz. Sen bu işi çöz, otururuz konuşuruz.
Kişi-2: Konuşuruz ya, yeter çözülecek olsun.
Kişi-3: Yeter ki çözülsün.
Kişi-2: Parayı düşünmüyorum, yeter çözülsün.
"YA ATEŞLERİZ"
Ses kaydının sonunda Kişi-1, zaman kaybetmek istemediğini ve resmî ruhsat çıkmasa bile belediye içinden destek beklediğini yeniden söyledi.
Kişi-1: Ya aslında bir belgedir ha.
Kişi-2: Senin dediğin belgeler öyle basit değil ama.
Kişi-1: Biz de basit değiliz abi, sen sıkıntı yapma.
Kişi-2: Biz size basitsiniz demedik ama.
Kişi-1: Hayır, anlamadım. Ya ateşleriz.
Kişi-3: Para konusunda sıkıntı yok diyor yani.
Kişi-1: Parada sıkıntı yok fakat zamanda sıkıntı var.
Kişi-1, ruhsat verilmemesi ihtimalinde bile belediye içinden destek beklediğini şu sözlerle anlattı:
Kişi-1: Ya belge verilmeyecek, içeriden biz destekleneceğiz. Emniyete karşı da bizim geçici, bir başvuru belgesiymiş gibi onlara ibraz edebileceğimiz bir şey olmalı elimizde.
Kişi-2: İşimiz en son onlara kalsın. Biz ilk önce işin öbür tarafına bakalım.


