Netflix şiddet ve saplantı içeriklerini nasıl sunuyor? Algoritmanın gençleri sürüklediği gizli tehlike!
Manisa'daki saldırının ardından dijital platformların gençler üzerindeki etkisi yeniden tartışmaya açıldı. Takvim.com.tr; Netflix’in şiddeti özendiren yapımlarını, tehlikeli algoritmaları ve yetersiz yaş filtrelerini uzmanlarla mercek altına aldı.
Manisa'daki saldırının ardından gözler, gençleri şiddet ve saplantıyla buluşturan dijital içeriklere çevrildi. Takvim.com.tr, Netflix'in şiddeti ve takıntıyı işleyen yapımlarını iki akademisyene sordu. Uzmanlar, "Sadece hikâye anlatıyoruz" savunmasının platformların toplumsal sorumluluğunu ortadan kaldırmadığına dikkat çekti.
Manisa'daki saldırının 15 yaşındaki şüphelisinin olay yerine gittiği an. (Fotoğraf: Takvim Foto Arşivi)
Saldırganın Netflix'in You dizisindeki katil karakter Joe Goldberg'den etkilendiğinin gündeme gelmesi, dijital platformların çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı.
Sinema ve televizyon tarihinde suç ve şiddet defalarca işlendi. Ancak dijital platformlarla birlikte tartışmanın boyutu değişti. Çünkü mesele artık yalnızca suçun ve şiddetin gösterilmesi değil; suç işleyen karakterlerin kimi zaman zeki, karizmatik, sempatik ve hatta romantik figürler olarak sunulması.
Manisa'daki saldırının şüphelisinin ʺYouʺ dizisinden etkilendiği soruşturma dosyasına yansıdı. (Fotoğraf: Takvim Foto Arşivi)
Peki bir kurgu karakter ne zaman rol modele dönüşüyor? Netflix gibi platformların içerikleri sunma biçiminin gençler üzerindeki etkisi ne? Algoritmalar çocukların karşısına aramadıkları halde benzer içerikleri çıkarıyorsa platformların sorumluluğu nerede başlıyor?
Takvim.com.tr bu soruları İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Çaycı ve Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceren Yegen'e sordu.
KATİLİ KARİZMATİKLEŞTİREN ANLATI
Doç. Dr. Berk Çaycı, medya içeriklerinin rol model alma, şiddeti normalleştirme ve davranış biçimlerini öğrenme süreçlerinde etkili olabildiğine dikkat çekti.
Çaycı, özellikle şiddet uygulayan karakterlerin zeki, karizmatik ve sempatik figürler olarak sunulmasının önemli bir fark yarattığını belirtti.
"Şiddet içeren medya içerikleri ve bu içerikler içerisinde yer alan takıntılı karakterler karizmatik, zeki ve sempatik figürler olarak gösterilmektedir." diyen Çaycı, You dizisinin bu durumun tipik örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
Çaycı'ya göre karakterin zekâsına hayranlık duyulması ve saplantılı davranışlarının romantize edilmesi, özellikle gelişim çağındaki izleyicilerin karakterle özdeşleşmesine zemin hazırlayabiliyor.
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Çaycı.
NETFLIX'İN "SADECE HİKÂYE" SAVUNMASI
Tartışmanın en kritik noktalarından biri ise platformların içeriklerin toplumsal etkisine karşı sorumluluğu.
Çaycı, Netflix gibi küresel platformların "kurgusal hikâye" savunmasıyla sorumluluktan tamamen sıyrılamayacağını belirtti.
"Burada kurgusal bir hikâye anlatıyoruz argümanıyla toplumsal sorumluluktan sıyrılmaya çalışmak kabul edilemez." ifadelerini kullanan Çaycı, özellikle çocuklar ve gençlerin bu içeriklere sınırsız erişebilmesinin platformların sorumluluğunu artırdığını söyledi.
Çaycı, Netflix gibi küresel platformların şiddeti estetik bir anlatımla sunmasının ve karakterleri izleyici açısından çekici hale getirmesinin, içeriğin toplumsal etkileri açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
NETFLIX SADECE İÇERİK Mİ SUNUYOR?
Prof. Dr. Ceren Yegen ise tartışmanın yalnızca dizinin yayınlanıp yayınlanmaması üzerinden yürütülmemesi gerektiğini vurguladı. Yegen'e göre asıl kritik nokta, içeriğin kime, ne sıklıkta ve hangi bağlamda ulaştığı.
Yegen, bu nedenle dijital platformların yalnızca içerik üreticisi ya da yayıncısı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, içeriklerin dolaşımı ve görünürlüğü üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
"Platformlar yalnızca içerik üreticisi olarak değil, içeriğin dolaşımı ile görünürlüğünü de belirleyen aktörler şeklinde ele alınmalı."
Bu yaklaşım, tartışmayı doğrudan sansür meselesinden çıkarıp platformların içerik sorumluluğu, algoritmaların şeffaflığı ve çocukların korunması başlıklarına taşıyor.
Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceren Yegen.
ALGORİTMA ÇOCUĞUN KARŞISINA NE ÇIKARIYOR?
Doç. Dr. Berk Çaycı ise algoritmaların kullanıcıları platformda mümkün olduğunca uzun süre tutmaya odaklandığını belirtti.
Çaycı'ya göre şiddet ve saplantı içeren karakterlerin estetik biçimde sunulması, gençlerin dikkatini çekmek amacıyla kullanılabiliyor. Belirli içeriklere yönelen genç kullanıcılar daha sonra öneri sistemleri aracılığıyla benzer yapımlarla karşılaşabiliyor.
Çaycı, bu noktada platformların yalnızca içerik sağlayıcısı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Bir çocuğun karşısına ne tür içeriklerin çıkacağına platform karar veriyorsa, platform artık sadece içerik barındıran bir mecranın ötesine geçmiştir ve sorumlulukları artmıştır."
Yegen ise algoritmaların çalışma biçimi konusunda şeffaflık sorunu bulunduğuna dikkat çekti. Kullanıcıların çoğu zaman karşılarına çıkan içeriğin neden önerildiğini bilmediğini belirten Yegen, algoritmaların çocukların karşısına ne çıkardığının ve bunun ne ölçüde denetlenebildiğinin tartışılması gerektiğini söyledi.
Uzmanlara göre ʺsadece hikâye anlatıyoruzʺ savunması platformların sorumluluğunu kaldırmıyor. (Fotoğraf: Takvim Foto Arşivi)
"+18" UYARISI ÇOCUKLARI KORUMAYA YETİYOR MU?
Platformların çocukları korumak için kullandığı yaş uyarıları, profil kilitleri ve ebeveyn kontrol sistemleri de uzmanlara göre tek başına yeterli değil.
Çaycı, "+18" ibaresi, doğum yılı seçimi ve şifreli profil gibi uygulamaların çocuklar tarafından aşılabildiğini belirterek daha etkili yaş doğrulama sistemlerinin kurulması gerektiğini ifade etti.
Uzman, yeni açılan hesaplarda en yüksek çocuk koruma seviyesinin otomatik olarak devreye girmesini, yetişkin olduğunu resmi olarak doğrulayan kullanıcıların ise bu kısıtlamaları kaldırabilmesini önerdi.
Prof. Dr. Ceren Yegen de ebeveyn kontrolünün tek başına çözüm olarak görülmesinin gerçekçi olmadığını söyledi. Yaş doğrulama ve içerik filtrelerinin güçlendirilmesinin yanı sıra ailelerin dijital okuryazarlığının artırılması ve çocuklara medya okuryazarlığı kazandırılması gerektiğini belirtti.
ÇOCUKLARDA HANGİ İŞARETLER ALARM?
Peki dijital dünyadaki riskler ciddi bir olay yaşanmadan önce fark edilebilir mi?
Yegen, bu tür durumları önceden kesin biçimde öngörmenin kolay olmadığını ancak bazı davranış değişikliklerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtti.
Ani ve yoğun şekilde şiddet içeriklerine yönelme, saldırgan karakterleri sürekli yüceltme, şiddet ve tehdit içeren paylaşımlarda bulunma, gerçek yaşamdaki ilişkilerden belirgin biçimde kopma ve çevreye karşı giderek artan düşmanlık bu işaretler arasında yer alıyor.
Yegen, çocuğun hemen etiketlenmesi veya cezalandırılması yerine davranış değişiminin nedeninin anlaşılmasının önemli olduğunu vurguladı. Aile, öğretmen ve gerektiğinde uzmanlar arasında erken iletişim kurulmasının da kritik olduğunu ifade etti.
TEK BİR DİZİ SALDIRGAN YARATIR MI?
Prof. Dr. Ceren Yegen, tek bir saldırının nedenini yalnızca bir diziye bağlamanın bilimsel açıdan doğru olmayacağını belirtti.
Fakat, algoritmalar aracılığı ile zaten psikoloji bozuk veya buhranda olan gencin karşısına çıkan dizi veya filmler öfkeyi besleyip büyütüyor demek mümkün.
Yegen, "Bu tarz yönelimler sosyal çevre, psikolojik ve toplumsal koşullar, dijital kültür ile kişinin şahsi özellikleri göz önünde alınarak değerlendirilmeli." ifadesinde bulundu.
Yegen ayrıca algoritmaların çocuklara ve ergenlere hangi içerikleri, hangi yoğunlukta sunduğunun şeffaf biçimde tartışılması gerektiğini belirtti ve ekledi:
"Hangi içeriğin görünür olacağı, hangilerinin öne çıkacağı noktasında editoryal ve algoritmik bir tercih var. Dolayısıyla yapılması gereken, sansürden ziyade güçlü içerik sorumluluğu ile çocuklara ve ergenlere yönelik etkili koruma mekanizmaları oluşturmak"
Uzmanlara göre Netflix ve benzer platformlar konuya ilişkin daha çok sorumluluk almalı. (Fotoğraf: AA)
NETFLIX'İN SORUMLULUĞU NEREDE BAŞLIYOR?
Milyonlarca kullanıcıya ulaşan Netflix gibi platformlar açısından tartışma artık yalnızca hangi hikâyelerin anlatıldığıyla sınırlı değil.
Şiddeti ve saplantıyı işleyen karakterlerin nasıl sunulduğu, bu içeriklerin hangi yaş grubunun karşısına çıktığı, algoritmaların benzer içerikleri ne ölçüde öne çıkardığı ve çocukların bu içeriklere erişiminin nasıl sınırlandırıldığı da tartışmanın parçası.
Uzmanların değerlendirmeleri, çocukların korunmasının yalnızca "+18" ibaresine veya ebeveyn denetimine bırakılmaması gerektiğine işaret ediyor.
Ekrandaki hikâyenin kurgu olması, o hikâyenin çocukların karşısına nasıl çıktığı sorusunu ortadan kaldırmıyor.
Ceren Yegen'in işaret ettiği gibi mesele yalnızca içeriğin yayınlanması değil; içeriğin dolaşımı, görünürlüğü ve kullanıcıya hangi koşullarda ulaştırıldığı.
Netflix için asıl tartışma da tam burada başlıyor.



