Sanal platformlara akan reklamlar illegal yapıları besliyor... Reklamverene bahis, müstehcenlik, dolandırıcılık tehlikesi

Sosyal medya ve dijital platformlardaki denetimsizlik, kontrolsüz reklam gelirlerinin yasa dışı bahis, müstehcenlik, dolandırıcılık ve suç unsuru taşıyan içeriklere aktarılmasına zemin hazırlıyor. Markaların ürün tanıtımı amacıyla verdiği reklamlar, filtreleme mekanizmalarının eksikliği nedeniyle karanlık odakların ana sponsoruna dönüşüyor. Uzmanlar, televizyon ve radyo gibi geleneksel yayın organlarına uygulanan denetim mekanizmalarının ve filtreleme sistemlerinin dijital mecralar için de hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Reklam veren markaların ve bireysel kullanıcıların farkında olmadan suç odaklarını finanse ettiğini belirten Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, mevcut durumun milli güvenlik sorununa dönüştüğü ve acil yasal düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Sanal platformlara akan reklamlar illegal yapıları besliyor... Reklamverene bahis, müstehcenlik, dolandırıcılık tehlikesi

Sosyal medya algoritmaları, etkileşim ve tıklanma oranlarını artırmak amacıyla şiddet, sapkınlık ve suçu özendiren marjinal içerikleri sürekli ön plana çıkarıyor.

Büyük markalar veya bireysel kullanıcılar sadece kendi ürünlerini tanıtmak amacıyla bu platformlara iyi niyetle reklam verseler de denetimsiz mekanizma nedeniyle bu reklam bütçeleri doğrudan suç odaklarının ve illegal yapıların ana sponsoruna yani finansörüne dönüşebiliyor.

Denetimsiz dijital ortamda, yapay zeka ile üretilen sahte ses, görüntü ve içerikler kolayca reklamlaştırılarak arama motorlarında ve sosyal medyada yayılabiliyor.

"Devlet destekli yatırım garantisi" gibi sahte vaatlerle sunulan bu reklamlar dolandırıcılık, müstehcenlik, pedofili ve istismar gibi ağır suçların fonlanmasına zemin hazırlıyor.

Video Oynatma İkonu Dijital reklam bütçeleri kimlerin cebine gidiyor?

GELENEKSEL VE DİJİTAL MEDYA ARASINDAKİ ÇİFTE STANDART

Televizyon ve radyolarda yasa dışı bahis ya da müstehcen içerik reklamı yapmak kesinlikle yasak ve denetim altındayken, dijital mecralarda bu tür reklamların serbestçe yayınlanabilmesi büyük bir çifte standart oluşturuyor.

Bilişim uzmanları, mevcut durumun hem ekonomik adaletsizliğe yol açtığını hem de doğrudan milli güvenlik sorunu teşkil ettiği görüşünde birleşiyor.

YERLİ VE MİLLİ MEDYA TEHDİT ALTINDA

Gezi Parkı kalkışması ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi hadiselerde sosyal medyada dezenformasyon ve manipülasyonun zirve yaparken halk doğru haberi Türk medyasında buldu.

Ancak reklam gelirlerinin kontrolsüz şekilde dijital platformlara akması ve bu karanlık odakların fonlanmaya devam etmesi, yerli ve milli Türk medyasının ayakta kalamayacak duruma gelmesine yol açıyor.

Dijitalleşme hayatı kolaylaştırırken beraberinde filtresiz, denetimsiz ve sınır tanımayan devasa bir kontrolsüzlük alanını getiriyor.  (Fotoğraflar: Takvim Foto Arşivi)Dijitalleşme hayatı kolaylaştırırken beraberinde filtresiz, denetimsiz ve sınır tanımayan devasa bir kontrolsüzlük alanını getiriyor. (Fotoğraflar: Takvim Foto Arşivi)

KANUNİ DÜZENLEME ŞART

Sanal ağların filtreleme ve sıkı denetim mekanizmaları kurulmadığı sürece reklam gelirleriyle büyüyen bir suç odağı haline gelme riski taşıdığı vurgulanıyor.

Bu karanlık çarkı durdurmanın tek yolunun televizyon ve radyolara uygulanan denetim mekanizmalarının ve kanuni düzenlemelerin dijital mecralara da aynı şekilde uygulanması olarak gösteriliyor.

SANALA VERİLEN REKLAMLARI DENETLEYECEK YAPI YOK

Bilişim uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık konuya ilişkin A Haber ekranlarında şu ifadeleri kullandı:

"Dijital hayatın bir gerçeği ama dijitalin hayatın gerçeği olması demek 'ben para veriyorum, ben aboneyim, istediğim her şeyi izlerim, her şey uygundur' deme lüksünü ortaya koymamış oluyor.

Son dönemlerde sanal ağlara verilen reklam sayısı giderek artış göstermeye başladı. Üzülerek söylemek gerekir ki reklamların da sayısal olarak artmasına sebebiyet verdi diyebiliriz. Çünkü burada kontrol, denetim yok. Örnek vermek gerekirse bir televizyona mesela yasa dışı bahis reklamı veremezsiniz, müstehcen içerikli video reklamı veremezsiniz. Ama buralarda her şeyin verildiğini görüyoruz. Niye? Çünkü bunu engelleyecek bir yapı söz konusu değil.

Sosyal medya ve dijital platformlardaki denetimsizlik, kontrolsüz reklam gelirlerinin yasa dışı bahis, müstehcenlik, dolandırıcılık ve suç unsuru taşıyan içeriklere aktarılmasına zemin hazırlıyor.Sosyal medya ve dijital platformlardaki denetimsizlik, kontrolsüz reklam gelirlerinin yasa dışı bahis, müstehcenlik, dolandırıcılık ve suç unsuru taşıyan içeriklere aktarılmasına zemin hazırlıyor.

DİJİTALE VERİLEN REKLAMLARLA SUÇ BÖYLE FONLANIYOR

Şimdi nasıl suç fonlanıyor derseniz, biliyorsunuz burada yapay zekayla oluşturulmuş sahte sesler, görüntüler, içerikler reklam haline getirilebiliyor ve hem sanal medya mecralarına hem arama motorlarına bunların reklam olarak verildiğini görüyorsunuz.

'Devlet destekli yatırım garantisi' diyerek bunu Google'a ve sosyal medyaya reklam veriyorlar. Şimdi normal şartlarda bunu denetimli bir televizyona verebilme şansınız söz konusu değil. Ama sanal medyaya, dijital platformlara böyle bir durum söz konusu mu? Asla değil. Niye? Yurt dışında yapılan bir reklamın Türkiye'ye verildiği ifade ediliyor ve maalesef böyle böyle giderek dolandırıcılık, suç, müstehcenlik, pedofili ve istismar fonlanmış oluyor.

TV NASIL DENETLENİYORSA SANAL PLATFORMLAR DA AYNI ŞEKİLDE DENETLENMELİ

Bu bir milli güvenlik sorunudur. Yapılacak işlem açık… Nasıl televizyonları, radyoları denetliyorsak aynı şekilde dijital mecraları da denetlemeliyiz. Çünkü dijital mecralar da aynı yayını yapıyor. Ama düşünün, dijital mecrada serbest, televizyonda olunca suç; şimdi bakın bu bir çifte standart oluşturmaktadır. Bu ülkemiz açısından da çifte bir standart oluşturmaktadır, gelir dağılımı açısından da çifte bir standart oluşturmaktadır.

Uzmanlar, televizyon ve radyo gibi geleneksel yayın organlarına uygulanan denetim mekanizmalarının ve filtreleme sistemlerinin dijital mecralar için de hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, televizyon ve radyo gibi geleneksel yayın organlarına uygulanan denetim mekanizmalarının ve filtreleme sistemlerinin dijital mecralar için de hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

BÖYLE GİDERSE YERLİ VE MİLLİ MEDYA AYAKTA KALAMAZ

Çünkü bu ülke Gezi Parkı olaylarını yaşadı, 15 Temmuz darbe girişimi sürecini yaşadı. Orada ne oldu? Sanal medyada, sosyal medyada dezenformasyon, manipülasyon, yanlış yönlendirmeler hep karşımıza çıktı mı? Çıktı. Ne oldu? İnsanlar doğru haberi aradılar; işte ne oldu, o doğru haberi de Türk medyasında bulacaksınız. Ama bu şekilde sanal medya, dijital platformlar fonlanmaya devam ettikçe maalesef ve maalesef Türk medyası, yerli ve milli medya artık ayakta kalamayacak duruma gelecek."

Faruk Arslan
Faruk Arslan Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler