Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!

Bir çocuğun ekranında silahlı çete propagandası, hemen ardından dünyaca ünlü bir markanın reklamı beliriyor. Çocuk bir kez izliyor, algoritma benzer görüntüleri peş peşe sıralıyor. Suç örgütleri bu görünürlükten yeni eleman devşirmek için yararlanırken platform, ekranda geçirilen her saniyeyi reklam gelirine çeviriyor. Peki otomotivden bankacılığa kadar milyarlarca dolarlık bütçeleri sanal medya tekellerine akıtan markalar, reklamlarının hangi içeriklerin yanında gösterildiğini biliyor mu? Takvim; reklam sistemini, yargı dosyalarını, resmî operasyon verilerini ve uzman görüşlerini mercek altına aldı. Ortaya reklamla beslenen, algoritmayla büyüyen ve çocukları hedef alan bir “sanal çukur” çıktı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!

Sanal medya platformlarında dolaşıma sokulan şiddet, dolandırıcılık, çocuk istismarı, terör propagandası ve suç kültürünü öven görüntüler yalnızca bir içerik denetimi sorunu değil. Çünkü bu içeriklerin bulunduğu ekranlarda aynı zamanda reklam gösteriliyor, kullanıcı verisi toplanıyor ve milyarlarca dolarlık bir ekonomik düzen işliyor.

Zincirin bir ucunda para, silah, lüks hayat ve güç gösterisiyle çocukları ağına düşürmeye çalışan suç örgütleri; diğer ucunda ise reklam bütçelerini bu platformlara aktaran şirketler bulunuyor. Aradaki görünmeyen bağı algoritmalar kuruyor.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-2

SANAL ÇUKURA KİMLER NİYE REKLAM VERİYOR?

Otomotivden gıdaya, bankacılıktan telekomünikasyona, giyimden teknolojiye kadar binlerce şirket, müşterisine ulaşmak için sanal medya platformlarına reklam veriyor. Markalar yaş, ilgi alanı, bölge ve kullanıcı profili gibi hedefleri belirliyor. Reklamın kime, hangi saniyede ve hangi içeriğin çevresinde gösterileceğine ise algoritmik açık artırmalar karar veriyor.

Şirketler bu platformları geniş kitlelere hızlı ulaşmak, satışlarını artırmak ve marka görünürlüğü sağlamak için tercih ediyor. Ancak reklamveren çoğu zaman bütçesinin hangi paylaşımın önünde, arkasında veya yanında kullanıldığını ayrıntılı biçimde göremiyor.

Böylece çocukların önüne düşen silahlı bir çete videosunun hemen ardından bir otomobil, banka veya giyim markasının reklamı belirebiliyor. Marka güven veren yüzünü ekrana taşımak isterken farkında olmadan suç kültürünün dolaştığı bir içerik zincirinin içine yerleşebiliyor.

Bilişim Uzmanı Dinçer Karaca, sistemin işleyişini şöyle anlattı:

"Bir marka, 'Ben şu yaş grubuna ulaşmak istiyorum, otomobille ilgilenenlere ulaşmak istiyorum, İstanbul'daki şu profildeki kullanıcılara ulaşmak istiyorum' diyor. Önce bütçesini ödüyor. Ardından algoritmik açık artırmalar, milisaniyeler içerisinde reklamı kimin göreceğine karar veriyor."

Siber Güvenlik Uzmanı Özen Özer ise algoritmaları finanse eden bütçelerin kaynağına işaret etti:

"Algoritmalara yatırılan paranın kaynağı, aslında tamamen kendi ürününü veya hizmetini ön plana çıkarmak isteyen firmalardan geliyor. Burada ciddi reklam gelirleri söz konusu."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-3

REKLAM YERİNİZ KALİTENİZİ GÖSTERİR

Bir reklamın nerede yayımlandığı, markanın itibarı ve güvenilirliği açısından en az reklamın kendisi kadar önem taşıyor. Televizyon ve gazetelerde şirketler reklam verecekleri yayınları seçebilirken algoritmik sanal medya düzeninde bu kontrol büyük ölçüde platformlara bırakılıyor.

Bu nedenle soru yalnızca "Reklam kaç kişiye ulaştı?" değil, "Reklam hangi içeriklerle yan yana gösterildi?" olmalı.

Şiddeti öven, silahı güç simgesine dönüştüren veya çocukları çetelere özendiren bir paylaşımın arasında görünen reklam, markanın parasını doğrudan suç örgütüne aktarmasa bile o içeriğin bulunduğu platform ekonomisini besliyor.

Zararlı içerik kullanıcıyı ekranda tutuyor, platform daha fazla reklam gösteriyor ve bu hareketlilikten gelir elde ediyor. Reklam bütçesinin doğrudan suç örgütlerinin kasasına girdiğini gösteren genel bir veri bulunmuyor. Ancak reklam parasının, zararlı içeriği görünür ve ticari açıdan değerli kılan sistemin yakıtına dönüştüğü tartışması giderek büyüyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, reklamlarla zararlı içeriklerin yan yana gelmesine ilişkin şu uyarıda bulundu:

"Bu durum maalesef uçlarda yer alan videoların veya şiddet içerikli görüntülerin daha fazla öne çıkmasına ve reklamların bu içeriklerin yanında gösterilmesine sebebiyet veriyor."

Kırık, platformların reklam yerleşimleriyle ilgili çarpıcı bir noktaya da dikkat çekti:

"Reklamları cinsel, ensest, tehdit veya şiddet içerikli videoların üzerine koymuş oluyor."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-4

BİR TIKLA ÇOCUKLARIN ÖNÜNE SUÇ DÜŞÜYOR

Bir çocuk sanal medyada silahlı bir videoya rastlıyor. Görüntüyü biraz uzun izlemesi, yorumlara bakması, yeniden oynatması veya arkadaşına göndermesi algoritma tarafından "ilgi" sinyali olarak kaydedilebiliyor.

Ardından çocuğun ekranına benzer silahlı videolar, çete hesapları, lüks otomobiller, pahalı motosikletler ve para saçılan görüntüler düşmeye başlıyor. Çocuğun tek tıkla girdiği ekran, kısa süre içinde tek tip içeriklerin sıralandığı karanlık bir tünele dönüşüyor.

Literatürde "rabbit hole", yani "tavşan deliği" olarak adlandırılan bu yapı, kullanıcıyı giderek daha uç içeriklerin içine çekebiliyor. "Sanal çukur" olarak tanımlanan bu düzende çocuk, karşısına çıkarılan içerikleri kendisi seçtiğini düşünse de izleyeceği bir sonraki görüntüyü büyük ölçüde öneri sistemi belirliyor.

YouTube, öneri sisteminde izleme davranışları, tıklama ve etkileşim gibi kullanıcı sinyallerinin değerlendirildiğini belirtiyor. Meta da Instagram'daki önerilerin yapay zekâ sistemi tarafından seçildiğini, sıralandığını ve kullanıcıya sunulduğunu açıklıyor.

Dinçer Karaca, bir tıklamayla başlayan "sanal çukur"u şu örnekle anlattı:

"Bir çocuk sanal medyada bir tane silahlı video gördü ve biraz uzun izledi. Sonra bir tane daha geldi. Onun yorumlarına baktı, üçüncü videoyu da arkadaşına gönderdi. Sistem çok kısa sürede 'Bu çocuk bu içerikle ilgileniyor' sonucuna ulaşıyor. Ardından benzer içerikler artmaya başlıyor. Literatürde buna 'rabbit hole', yani 'tavşan deliği' deniliyor."

Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise çocukların bu sistem karşısındaki savunmasızlığına dikkat çekti:

"Çocuklar açısından tablo gerçekten çok daha ciddi. Çocuk her zaman gidip 'Bana şiddet içerikli video göster' demiyor. Sistem, yani algoritma, bu içerikleri çocuğun önüne kendisi çıkarıyor."

"Çocuklar gerçekten bu sistemin en savunmasız gruplarından biri. Çünkü adı üstünde çocuk; henüz gördüğü içeriğin arkasındaki ticari amacı, manipülasyonu ve tehlikeyi bilmiyor."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-5

ZARARLI İÇERİK DAKİKALAR İÇİNDE GELİYOR

Algoritmaların çocukları zararlı içeriklere ne kadar kısa sürede sürükleyebildiği, farklı ülkelerde oluşturulan test hesaplarıyla da ölçüldü.

Center for Countering Digital Hate'ın 2022'de yayımladığı "Deadly by Design" araştırmasında ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada'da 13 yaşındaki çocukları temsil eden TikTok hesapları oluşturuldu.

Araştırmada yeni açılan hesapların karşısına 2 dakika 36 saniye içinde intiharla, 8 dakika içinde ise yeme bozukluklarıyla ilgili içerikler çıkarıldığı belirlendi. Kırılganlık sinyali taşıyan profillere, standart hesaplara kıyasla 12 kat daha fazla kendine zarar verme videosu önerildiği tespit edildi.

Uluslararası Af Örgütünün Fransa'da yürüttüğü ve 20 Ekim 2025'te yayımladığı araştırmada ise 13 yaşındaki çocukları temsil eden üç test hesabı kullanıldı. Araştırmacılar ruh sağlığı ve üzüntüyle ilgili videoları yeniden izledi; ancak herhangi bir paylaşımı beğenmedi, yorum yapmadı veya başka bir kullanıcıya göndermedi.

Buna rağmen 20 dakika dolmadan akışların ruh sağlığı içerikleriyle dolduğu, 45 dakika sonra açık intihar mesajlarının belirdiği, üçüncü saatte ise hesapların karanlık ve intihar düşüncesi içeren paylaşımlarla kuşatıldığı belirlendi.

Dublin City University'nin TikTok ve YouTube Shorts üzerinde 16 ve 18 yaşındaki erkek kullanıcıları temsil eden hesaplarla yürüttüğü araştırmada da bütün hesaplara ilk 23 dakika içinde toksik içerik önerildi.

Hesapların bu paylaşımlara ilgi göstermesinin ardından, 400 video ve yaklaşık 2-3 saatlik izleme sonunda son turdaki içeriklerin TikTok'ta yüzde 76'sı, YouTube Shorts'ta ise yüzde 78'i toksik kategoride yer aldı. Araştırmadaki toksik içeriklerin büyük bölümünü kadın düşmanlığı, aşırı erkeklik ve şiddeti normalleştiren paylaşımlar oluşturdu.

Bu araştırmalar her çocuğun karşısına aynı içeriğin çıkarıldığını göstermiyor. Ancak birkaç izleme sinyalinin öneri akışını ne kadar kısa sürede daraltabildiğini ve çocukları tek tip zararlı içeriklerle çevreleyebildiğini ortaya koyuyor.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-4

MARJİNAL İÇERİK NİYE TEŞVİK EDİLİYOR?

Platformların algoritmalarına doğrudan "Şiddeti göster" veya "Suçu büyüt" komutu verildiğini gösteren bir veri bulunmuyor. Ancak sistem yüksek etkileşim oluşturacak, kullanıcıyı ekranda tutacak ve yeniden platforma dönmesini sağlayacak içerikleri bulmak üzere çalıştırıldığında öfke, korku, kavga, skandal ve aşırılık avantaj kazanabiliyor.

Çünkü sakin bir görüntü saniyeler içinde geçilirken silah, kavga veya tehdit içeren bir paylaşım merak, korku ya da öfke nedeniyle daha uzun izlenebiliyor. Algoritma içeriğin toplumsal etkisinden önce oluşturduğu etkileşimi ölçtüğünde marjinal paylaşım görünürlük kazanıyor.

Görünürlük arttıkça daha fazla kullanıcı aynı içeriğe maruz kalıyor. Kullanıcı ekranda kaldıkça yeni reklam alanları açılıyor. Reklam alanı büyüdükçe platformun ekonomik kazancı yükseliyor.

Dinçer Karaca, algoritmanın şiddet ve aşırılığı nasıl avantajlı hâle getirebildiğini şu sözlerle açıkladı:

"Algoritmaya doğrudan 'Şiddet göster, öfke göster, aşırı içerik göster' komutu verilmiyor. Fakat sistemi yüksek etkileşim yaratacak içerikleri bulmak üzere optimize ettiğiniz zaman öfke, korku, kavga, skandal, şok ve aşırılık doğal olarak avantaj kazanabiliyor."

Özen Özer ise kullanıcıya sunulan içeriklerin giderek bir dayatmaya dönüştüğünü belirtti:

"Uzun süre izlediğiniz videolar, yaptığınız beğeniler veya aramalarınıza göre şekillendirilmiş kişisel algoritmalara tabiyiz artık."

"Burada şeffaflık ortadan kaldırılarak insanlara bir dayatma yapılıyor. 'Siz bu içerikleri seviyorsunuz, bu platformda daha fazla kalın, bu platformdan çıkmayın' şeklinde bir dayatma söz konusu."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-5

ÇETELERİN TETİKÇİ HAVUZU ARTIK "KEŞFET"

Yeni nesil suç örgütleri de algoritmaların oluşturduğu görünürlük alanını çocuklara ulaşmak için kullanıyor. Eskiden mahalle mahalle eleman arayan çeteler, bugün binlerce çocuğun ekranına aynı anda ulaşabilecekleri sanal bir sahada faaliyet yürütüyor.

İçişleri Bakanlığının açıklamalarına göre suç örgütleri sosyal medya üzerinden propaganda yapıyor, silahlı görüntüler paylaşıyor, yeni eleman kazanmaya çalışıyor ve mesajlaşma grupları üzerinden tetikçi arıyor.

Çetelerin tetikçi havuzu artık yalnızca sokak araları değil; "Keşfet" sayfaları, kısa video akışları ve kapalı mesajlaşma grupları…

Lüks otomobiller, motosikletler, silahlar ve para desteleriyle hazırlanan görüntüler özellikle ekonomik veya ailevi sorun yaşayan çocukların önüne çıkarılıyor. Paylaşımın altında başlayan temas, kapalı gruplarda gerçek bir devşirme sürecine dönüşüyor.

Özen Özer, suç örgütlerinin çocukları tespit etmek için kullandığı yönteme ilişkin şunları söyledi:

"Artık sokakta tetikçi aramıyorlar. Bu platformları kullanarak ve çok sayıda kişinin sanal medya içeriklerini inceleyerek aile ilgisinden yoksun, para, güç veya statü isteyen gençleri kolaylıkla tespit edip onları bir tetikçiye dönüştürebiliyorlar."

Dinçer Karaca da çetelerin sanal medya sayesinde aynı anda binlerce çocuğa ulaşabildiğini vurguladı:

"Eskiden suç örgütünün mahallede çocuk araması gerekiyordu. Bugün ise binlerce çocuğun bulunduğu dijital bir alana aynı anda ulaşabiliyor. Bu yüzden mesele artık yalnızca içerik meselesi değil; dağıtım, algoritma ve ekonomik teşvik meselesi."

Karaca, suç kültürünü öven içeriklerin gerçek bir devşirme faaliyetine zemin hazırladığını belirtti:

"Suç kültürünü romantize eden yüzlerce içeriği çocuğun önüne çıkarabiliyor. Bunları normalleştiriyor ve daha sonra gerçek bir kişi, yani bir devşirici, o çocuğa ulaşabiliyor."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-6

ÜÇ OPERASYONDA 832 ŞÜPHELİ

İçişleri Bakanlığının 2026 yılı açıklamaları, çetelerin sanal medyayı nasıl bir suç ve eleman devşirme alanına dönüştürdüğünü ortaya koydu.

Suç örgütlerini öven, silahlı paylaşım yapan veya para karşılığında eylem arayışında olduğu belirtilen kişilere yönelik 26 Mart'ta düzenlenen operasyonda 358 şüpheli yakalandı.

17 Haziran'da 54 ilde gerçekleştirilen operasyonda, iletişim gruplarında tetikçi temin etmeye veya tetikçilik yapmaya yönelik paylaşımlarda bulunduğu belirtilen 258 şüpheli yakalandı.

30 Temmuz'da 52 ilde düzenlenen operasyonda ise sanal medya üzerinden tetikçi aradığı, suç örgütlerini övdüğü veya örgüt propagandası yaptığı tespit edilen 216 şüpheli yakalandı.

Üç operasyonda yakalanan şüpheli sayısı toplam 832'ye ulaştı. Operasyonların ortak noktası; örgütsel faaliyetleri duyurmak, suç örgütleri arasındaki husumeti sanal medyaya taşımak, suçun normal olduğu algısını oluşturmak ve yeni eleman kazanmak için sosyal medya hesaplarının kullanılması oldu.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-7

"BANA YOLUNU KAYBETMİŞ GENÇLER BUL"

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca "Casperlar" suç örgütüne yönelik hazırlanan 839 sayfalık iddianame, sanal medyada başlayan devşirme sürecinin nasıl silahlı eyleme dönüştüğünü gözler önüne serdi.

145'i tutuklu 223 şüphelinin yer aldığı dosyada örgütün 5 il ve 24 ilçede 116 ayrı eyleme karıştığı, bunlar arasında 7 cinayetin bulunduğu belirtildi.

İddianameye giren etkin pişmanlık ifadesinde "Dayı" kod adlı örgüt yöneticisinin, "Paraya ihtiyacın olduğunda bana belirt, sana yardımcı olurum ve bana yolunu kaybetmiş gençler bul" dediği aktarıldı.

Dosyada 15-25 yaş grubundaki çocuk ve gençlerin örgüte katılımında paranın temel motivasyon olarak kullanıldığı; sanal medya üzerinden oluşturulan özenti, motosiklet tutkusu ve güç gösterisinin devşirme aracı hâline getirildiği kaydedildi.

Çocuk ve gençlere "tek hamlelik vurgun" olarak adlandırılan eylemler için 10 bin ila 50 bin lira arasında para vadedildiği de iddianameye yansıdı.

"Casperlar" soruşturmasının çocuklara ilişkin ayrı dosyasında ise 18 yaşından küçük 68 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi. Bunlardan 38'i hakkında tutuklama, 19'u hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-8

"KARDEŞİM" DİYEREK KANDIRIYORLAR

Çetelerin çocuklara yaklaşma yöntemi hemen her dosyada benzer biçimde işliyor. İlk aşamada lüks hayat, pahalı araçlar, silah ve para gösteriliyor. Ardından özellikle ekonomik veya ailevi sorun yaşayan çocuklara "kardeşim" ve "yeğenim" denilerek sahte bir aidiyet duygusu veriliyor.

Çocuk önce propagandaya maruz bırakılıyor. Ardından gerçek bir örgüt elemanı devreye giriyor. Kapalı gruplara alınan çocuğa para, güç, koruma ve statü vadediliyor. Sürecin sonunda silahlı saldırı, tehdit, kurşunlama veya motosikletli eylem talimatı geliyor.

Böylece algoritmanın çocuğun ekranına taşıdığı görüntü, gerçek hayatta bir suç örgütünün devşirme kapısına dönüşüyor.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-9

196 BİN SUÇA SÜRÜKLENME OLAYI

TÜİK'in 2025 verileri, çocukların karşı karşıya bulunduğu tehlikenin büyüklüğünü ortaya koydu. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı 609 bin 959 olay kayda geçti. Bunların 196 bin 308'i suça sürüklenme kapsamında yer aldı.

Suça sürüklenme olaylarının yüzde 41,6'sında yaralama, yüzde 14,7'sinde hırsızlık, yüzde 9,7'sinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak ya da satın almak, yüzde 5,1'inde ise tehdit isnadı bulunuyor.

Bu sayılar tekil çocuk sayısını değil, güvenlik birimlerine yansıyan olayları gösteriyor. TÜİK verileri sanal medyanın olaylar üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koymuyor. Ancak suç örgütlerinin hedef alabileceği geniş ve savunmasız çocuk kitlesinin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-10

SANAL MEDYADAKİ KİRLİ İÇERİKLERLE YAN YANA

Sanal medya platformlarının reklam ekonomisi her geçen yıl büyüyor. WPP Media'nın Haziran 2026 tahminine göre küresel reklam gelirinin, ABD'deki siyasi reklamlar hariç, yıl sonunda 1,3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

eMarketer'ın 2026 tahminlerinde ise Meta'nın net dijital reklam gelirinin 243,46 milyar dolara, Google'ın gelirinin 239,54 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. İki şirketin dünya genelindeki dijital reklam gelirinden alacağı toplam pay yüzde 53'ü aşıyor.

Bu dev ekonomik düzenin temel hammaddesi kullanıcı dikkati. Ekranda geçirilen süre uzadıkça daha fazla reklam gösteriliyor, daha fazla davranışsal veri oluşuyor ve kullanıcının platform açısından ekonomik değeri artıyor.

Dinçer Karaca, reklam gelirleri ile ekranda geçirilen süre arasındaki bağı şöyle anlattı:

"Bu reklam parası dikkat ekonomisini finanse ediyor. Platform ne kadar fazla zamanınızı alırsa o kadar fazla reklam envanteri yaratıyor."

"Ekranda kalışınız uzadıkça çok daha fazla reklam gösterilebiliyor. Daha fazla davranışsal veri oluşuyor. Platform açısından da ekonomik değeriniz artıyor."

Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise kirli içeriklerin ortasında büyüyen reklam ekonomisine dikkat çekti:

"Şiddet var, dolandırıcılık var, bilgi kirliliği var. Suç örgütlerinin kara propagandası ve terör örgütlerinin propagandası var. Bunlarla birlikte çocuklar, gençler, hatta toplumun tamamı hedef alınmış oluyor. Bütün bunların ortasında milyarlarca liralık büyük bir reklam ekonomisi dönüyor."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-11

MARKA GÜVENLİ DAMGASI NE KADAR GÜVENLİ?

Reklamverenlerin zararlı içeriklerden korunmak için kullandığı "marka güvenliği" sistemlerinin ne ölçüde çalıştığı da tartışma konusu.

Dijital reklam denetimi üzerine çalışan Adalytics'in 7 Şubat 2025'te yayımladığı araştırma, programatik reklam zincirindeki ciddi bir açığı gündeme taşıdı.

Adalytics'in raporuna göre ABD Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi NCMEC'in, 2021-2023 döneminde çocuk cinsel istismarı materyalleri nedeniyle onlarca bildirimde bulunduğu belirtilen bir görsel paylaşım sitesinde çok sayıda reklam gösterildi.

Raporda, site üzerindeki reklamları gözlemlenen kurum ve şirketler arasında ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Mastercard, Starbucks, PepsiCo, Honda, Samsung, Adidas ve Domino's Pizza gibi isimlerin bulunduğu aktarıldı.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise reklam güvenliği sistemlerine ilişkin oldu. Adalytics'e göre bazı reklamverenler, söz konusu alan adlarında ölçülen reklam gösterimlerinin yüzde 100'ünün güvenlik şirketleri tarafından "marka güvenli" veya "markaya uygun" olarak sınıflandırıldığını bildirdi.

Buna karşılık bağımsız internet arşivlerinde bazı marka reklamlarının açık cinsel içerik bulunan sayfalarda gösterildiği tespit edildi. Raporda reklamverenlerin çoğunun, reklamlarının tam olarak hangi sayfa adresinde yayımlandığını görmesini sağlayacak ayrıntılı raporlara ulaşamadığı da belirtildi.

Adalytics'in bulguları ABD Senatosuna taşındı. Senatörler Marsha Blackburn ve Richard Blumenthal; Google, Amazon, DoubleVerify, Integral Ad Science, Media Rating Council ve Trustworthy Accountability Group'tan reklam yerleşimleri ve marka güvenliği sistemleri hakkında açıklama istedi.

DoubleVerify ise Adalytics raporunda kendi müşterilerine ait reklamların çocuk istismarı materyalleriyle yan yana gösterildiğini açıkça ortaya koyan bir veri bulunmadığını savundu. Şirket, inceleme devam ederken ilgili alan adlarını engellediğini açıkladı.

Integral Ad Science da söz konusu alan adlarını reklam gösterimine uygun olmayan kategoriye aldığını ve benzer görsel paylaşım sitelerine ilişkin sınıflandırma sistemini yeniden incelemeye başladığını bildirdi.

Ortaya çıkan tablo, markaların yalnızca genel erişim ve gösterim raporlarıyla yetinemeyeceğini gösteriyor. Çünkü "marka güvenli" etiketi, reklamın hangi sayfada ve hangi içeriğin yanında gösterildiğini her durumda ortaya koymayabiliyor.

Bir markanın reklamı doğrudan suç içeriğinin üzerine yerleştirilmese bile reklam bütçesi, zararlı içeriklerin bulunduğu site veya platformun ekonomik faaliyetini sürdürebilmesine katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle reklamverenin sorumluluğu, bütçeyi platforma aktardığı anda sona ermiyor.

REKLAMINIZ GÜVENLİ BİR YERDE Mİ?

Markaların reklam ajanslarından ve platformlardan yalnızca erişim, gösterim ve tıklanma raporu alması artık yeterli değil. Şirketlerin reklamlarının hangi içerik kategorileri içinde gösterildiğini, çocuklara ulaşıp ulaşmadığını ve zararlı içeriklerle yan yana gelip gelmediğini de denetlemesi gerekiyor.

Reklamverenlerin yanıtlaması gereken sorular şunlar:

Reklamınız bir çete propagandasının hemen ardından gösterildi mi? Silahlı görüntülerin veya suç kültürünü öven paylaşımların yanında yer aldı mı? Çocuk kullanıcıların ekranında hangi içerik zincirinin içinde belirdi? Platform, zararlı içerikle yan yana gelen gösterimleri size ayrıca raporladı mı? Reklam bütçenizin dolaştığı içerik ekosistemini bağımsız biçimde denetlediniz mi?

Bir markanın "Reklamı platform yerleştirdi" savunmasına sığınması, itibar ve toplumsal sorumluluk tartışmasını ortadan kaldırmıyor. Çünkü reklamın yayımlandığı alan da markanın tüketiciye verdiği mesajın bir parçasına dönüşüyor.

Dinçer Karaca, sorumluluğun yalnızca platformlara bırakılamayacağını belirtti:

"Bu sanal çukur doldurulabilir mi derseniz, bence doldurulabilir. Platformun da reklam verenin de şeffaflık sorumluluğu olması gerekiyor. Kamu otoritesinin denetim sorumluluğu bulunmalı ve bağımsız araştırmacılar bu sistemleri inceleyebilmeli."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-12

KANUN VAR, ALGORİTMANIN HESABI YOK MU?

Türkiye'de 2022'de yapılan düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılarına algoritma, reklam ve şeffaflık politikaları hakkında BTK'ye rapor sunma yükümlülüğü getirildi.

Platformların önerilerde kullandığı temel parametreleri açıklaması; reklamın içeriği, reklamveren, yayın süresi, hedef kitlesi ve ulaşılan kişi sayısı gibi bilgileri içeren reklam kütüphanesi oluşturması hükme bağlandı. Çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet için gerekli tedbirlerin alınması da zorunlu hâle getirildi.

Ancak kritik sorular hâlâ cevap bekliyor:

Bir suç içeriği kaldırılmadan önce kaç kişiye önerildi? Bu kullanıcıların kaçı çocuktu? İçeriği hangi davranışsal sinyaller büyüttü? İçeriğin çevresinde kaç reklam gösterildi? Hangi markalar bu içeriklerle yan yana geldi? Platform bu hareketlilikten ne kadar gelir elde etti?

Özen Özer, algoritmaların açıklanmasının denetimin ilk adımı olması gerektiğini vurguladı:

"Avrupa ve Amerika'nın yaptığı gibi Türkiye'de de sanal medya platformlarına bu tür yaptırımlar uygulanması planlanıyor. Hatta bu konu konuşuluyor. Çalışmalar yapılarak sanal medya platformlarından öncelikle algoritmalarını açık şekilde paylaşmaları beklenmeli."

Dinçer Karaca ise içeriğin yalnızca kaldırılmasının yeterli olmadığını belirterek platformların cevaplaması gereken soruları sıraladı:

"Bir platform, bir içeriği kaldırdığında yalnızca 'Kaldırdım' dememeli. Şunu da söyleyebilmeli: Bu içerik kaç kişiye önerildi? Bunların kaçı çocuktu? Neden önerildi? Hangi algoritmik mekanizma bunu büyüttü? Suç örgütlerinin çocukları devşirmesinde kullanılan hesaplar nasıl tespit ediliyor? Reklam verenin parası hangi içerik ekosisteminin içinde dolaşıyor? Bunları bilmeden sistemi gerçekten denetlememiz çok zor."

Sosyal medyanın kirli yüzü: Suç içerikleriyle reklamlar aynı ekranda! Şiddet ve sapkınlığı büyüten algoritma ekonomisi!-13

DÜNYA ALGORİTMANIN PEŞİNDE

Çocukları zararlı içeriklerden koruma ve platformları kullandıkları algoritmalardan sorumlu tutma arayışı dünya genelinde de hız kazandı. Ülkelerin uyguladığı yöntemler farklı olsa da düzenlemelerin merkezinde yaş doğrulaması, algoritmik şeffaflık ve çocuklara yönelik güvenli akış oluşturulması bulunuyor.

Avustralya'da 10 Aralık 2025'te yürürlüğe giren düzenlemeyle sosyal medya platformlarına, 16 yaşından küçük kullanıcıların hesap açmasını veya mevcut hesaplarını korumasını engelleyecek makul tedbirleri alma yükümlülüğü getirildi.

Avustralya eSafety Komisyonunun verilerine göre uygulamanın ilk günlerinde çocuklara ait olduğu belirlenen yaklaşık 4,7 milyon hesaba erişim kaldırıldı veya kısıtlandı. Gerekli tedbirleri almayan platformlara mahkeme kararıyla 54,6 milyon Avustralya dolarına kadar para cezası verilebiliyor.

Avrupa Birliği ise doğrudan algoritmik tasarımı hedef aldı. Avrupa Komisyonu, 6 Şubat 2026'da TikTok'un sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, bildirimler ve yoğun biçimde kişiselleştirilmiş öneri sistemi nedeniyle Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal etmiş olabileceğine ilişkin ön bulgusunu açıkladı.

Komisyon, TikTok'un mevcut ekran süresi ve ebeveyn kontrol araçlarının bağımlılık riskini azaltmakta yetersiz kaldığını bildirdi. Platformun çocukların gece saatlerinde geçirdiği süreyi, uygulamayı ne sıklıkla açtığını ve zorlayıcı kullanım işaretlerini yeterince dikkate almadığı belirtildi.

Avrupa Komisyonu, 29 Nisan 2026'da Meta hakkında da Instagram ve Facebook'un 13 yaşından küçük çocukların platformlara erişmesini önlemekte yetersiz kaldığı gerekçesiyle ön ihlal bulgusu yayımladı.

Her iki dosyada da açıklanan kararlar nihai hüküm değil, soruşturma sürecindeki ön bulgular niteliğinde. Ancak Avrupa Birliğinin yalnızca zararlı içeriğin kaldırılmasına değil, içeriği çocuğun önüne taşıyan tasarım ve öneri sistemlerine de müdahale etmeye başladığını gösteriyor.

İngiltere'de Online Safety Act kapsamında Temmuz 2025'ten itibaren çocukların yetişkin içeriklere erişmesini önleyecek etkili yaş doğrulaması zorunlu hâle getirildi.

İngiliz düzenleyici kurum Ofcom, Şubat 2026'da yaş kontrolü uygulamadığı belirlenen bir yetişkin içerik şirketine 1,35 milyon sterlin ceza verdi. Şirkete ayrıca bilgi taleplerine yanıt vermediği gerekçesiyle 50 bin sterlin ek ceza uygulandı.

Fransa'da ise 15 yaşından küçüklerin sosyal medya hizmetlerine erişimini yasaklayan düzenleme hukuk engeline takıldı. Fransa Anayasa Konseyi, 14 Ağustos 2026'da yasanın 15 yaş altı yasağını içeren temel maddesini iptal etti.

Fransa'daki karar, çocukları korumaya yönelik yaş sınırlarının ifade ve iletişim özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması ilkeleri gözetilerek hazırlanması gerektiğini gösterdi.

Dünyadaki uygulamalar tek bir yöntemde birleşmiyor. Avustralya yaş sınırına, İngiltere etkili yaş doğrulamasına, Avrupa Birliği ise algoritmik tasarım ve risk azaltma yükümlülüğüne ağırlık veriyor.

Ortak talep ise aynı noktada buluşuyor: Platformlar yalnızca zararlı içeriği kaldırmakla değil, o içeriğin neden büyüdüğünü, kaç kullanıcıya önerildiğini, bu kullanıcıların kaçının çocuk olduğunu ve çevresinde ne kadar reklam gösterildiğini açıklamakla da sorumlu tutulmalı.

GÜVENLİK Mİ KAR MI?

Sanal medya tekellerinin kurduğu düzende kullanıcı ürüne, dikkat paraya, algoritma ise görünmeyen pazarlamacıya dönüşmüş durumda.

Suç örgütleri bu sistemi çocuk devşirmek için kullanıyor. Marjinal içerikler etkileşim topluyor. Kullanıcı ekranda kaldıkça reklam alanı büyüyor. Dünyaca ünlü markaların bütçeleri ise bu görünmez ekonomik zincir içinde platformların kasasına akıyor.

Reklam parasının doğrudan suç örgütlerine aktarıldığını gösteren genel bir veri bulunmuyor. Ancak bu bütçelerin suç, şiddet ve çete propagandasının dolaştığı platform düzenini ekonomik olarak ayakta tuttuğu gerçeği tartışmanın merkezinde duruyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, algoritmik şeffaflık ve çocuklara yönelik denetim ihtiyacını şu sözlerle dile getirdi:

"Bizim de Türkiye olarak algoritmik şeffaflığı daha fazla gündeme almamız ve daha fazla konuşmamız gerekiyor."

"Özellikle çocuklara yönelik reklam ve içerik önerilerinin çok daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. Kâğıt üzerinde kalan temsilcilik probleminin de artık çözülmesi gerektiğini düşünüyorum."

Dinçer Karaca ise algoritmaların sahip olduğu gücün kamusal sorumluluk doğurduğunu vurguladı:

"Milyonlarca insanın ne göreceğine karar verme gücüne sahip bir algoritmanın, bu gücü kullanırken hiçbir kamusal sorumluluğunun olmaması kabul edilemez."

Çünkü mesele artık yalnızca hangi içeriğin yayımlandığı değil; o içeriği kimin büyüttüğü, çevresine kimin reklam verdiği, bu düzenden kimin para kazandığı ve bedelini hangi çocukların ödediği…

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Yunus Akseki
Yunus Akseki Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler