Seçimin üzerinden haftalar geçti ancak yaz mevsiminin de etkisi ile siyaset pek hareketli değil. Şimdiye kadar pek fazla kayda değer gelişme yaşanmadı. CHP'de artık adli vaka sayılan parti içi muhalefet meselesi var. Ekrem İmamoğlu sanki seçim öncesinde korsan "cumhurbaşkanı yardımcısı" ünvanını hiç kullanmamış gibi yapıp, mağlup cumhurbaşkanı adayı olan genel başkanına ufaktan bir bayrak açar gibi oldu. Ancak daha bayrak direğini eline almadan tereddüte düştü. Baktı ki işin ucunda belediye başkanlığından olmak var. Yavaştan almanın daha iyi olacağına karar verdi. Parti içinde başka sesler de çıkıyor ama hiçbiri Kılıçdaroğlu'nun kurduğu mezhepçi delege-belediye-rant tezgahını kıracak güçte değil.
Muhalefetin çoklu masasının diğer partileri de şimdilik mahcup mahcup birbirini eleştirmekle meşgul. Kimse ne ipleri toptan atmaya cesaret edebiliyor ne de çoklu masa fikri pek de iyi değildi demeye. Bir tek Meral Akşener dişe dokunur bir açıklama yaptı ama sanki o da beklenen etkiyi doğurmadı. Hemen herkes Akşener'in açıklamalarının yaklaşmakta olan yerel seçimde pazarlık masasına daha güçlü oturmak için oluşturulan suni bir kriz olduğu konusunda hemfikir. Akşener hatanın büyüğünü partisini kurduğu ilk gün yaptı. Kendini CHP'nin verimsiz ve niteliksiz Erdoğan karşıtı siyasetine öyle bir hapsetti ki şuan ne gidecek başka bir yeri ne de çalacak bir kapısı var. Yerel seçimlerden önce de gerekirse söylene söylene aynı masaya oturacak. HDP şimdiden yerel seçimlerde her yerde kendi adayını çıkartacağını açıkladı. Normalde olsa "ittifak siyasetinin kazandırmadığını anladılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bu yolla yenmenin mümkün olmadığı gördüler, dolayısı ile kendi partilerini tahkim etmeye çalışıyorlar" yorumları yapılabilirdi. Ancak erken konuşmamak lazım. Hele bir Kandil ne diyecek görelim. Malum HDP'li yöneticiler sivil siyasetçiler değil. PKK terör örgütünün siyasi yapılanmasının dağ tarafından atanmış görevlileri. Dolayısı ile sözlerine irade beyanı muamelesi yapıp analiz etmek çok da mantıklı değil. DEVA'ya Gelecek'e gelince… Aslında hiç gelmesek daha iyi. Kılıçdaroğlu'nun basiretsizliği sayesinde kazandıkları 5-10 milletvekili ile ne yapacağını bilmeyen partilerden bahsediyoruz günün sonunda.
Tablo açıkça şunu gösteriyor; muhalefet ne yapacağını bilmiyor. Seçimden önce de bilmiyordu şimdi de bilmiyor. Masa fikri bir yenilik, sıra dışı bir durumdu. Bir miktar heyecan doğurdu. Ancak kötü bir fikir olduğunu herkes gördü. Şimdi masayı dağıtmalı mı, devam mı etmeli kimsenin bir fikri yok. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı nasıl yeneceklerine dair bir yol haritaları yok. Dahası neden siyaset yaptıklarına dair bir amaçları da yok. Sadece Erdoğan'ı yenmek istiyorlar. Ancak "Erdoğan'ı yenmek" gibi bir siyasi amacın mantıksız olduğunu, bir siyasi partinin bu kadar kişisel ve saçma bir temelde siyaset yapamayacağını bilmiyorlar.
Havlar sıcak, sahil şeritleri dolu, siyaset tatilde… Eh muhalifler de tatili seviyor. Hele bir Eylül ayı gelsin, o zaman kaldıkları yerden aynı nakaratı tekrarlamaya devam ederler.