Erken golün rahatlığıyla yelpaze gibi açılıp kapanmaya başlayan Realli oyuncular üst düzeydeki "Pozisyon Bilgileri" sayesinde topu çok iyi yönetti. Galatasaraylı oyuncular topa hakim olduklarında nasıl pozisyon alacakları ve nereye nasıl koşacakları konusunda kararsızlık yaşadıklarından ayağa, araya isabetli pasları yapamadılar. Genel anlamda Real ilk yarıda hem sror hem de oyun olarak üstündü.
* 2. yarıda ne oldu da harika bir Galatasaray izledik?
Hamit-Amrabat değişikliğiyle ikinci yarıya başlayan Galatasaray, oyun anlayışı olarak da Fatih Terim'in, "Kaybetmekten korkma.. Bir şeyi kazanmak için bazı şeyleri kaybetmelisin.
Ve; unutma.. Kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin" sözünü zihinlerine kazıyarak Real'in önüne dikildi. Eboue'nin, Sneijder'in ve Drogba'nın "Jenerik" olacak golleri Real'i bir anda alabora etti. Sneijder eğer boş kaleye gözü kapalı atacağı golü kaçırmasaydı Arena, Mourinho ve yıldızlar topluluğu Real'e cehennem olabilirdi. Galatasaray, Real Madrid bir devi yenerek elenmenin gururunu yaşadı.
* Maçın Fransız hakemi için ne diyeceksiniz?
UEFA'nın geçen yıl ıskaladığı Real Madrid-Barcelona finali Wembley'de oynanacak gibi görünüyor.
UEFA bunun için de tedbiri elden bırakmıyor. Madrid'de iki penaltıyı Norveçli hakem "Pas" geçmişti.
Türk Telekom Arena'da görevi Fransız hakem devraldı. Fransız Lannoy ilk dakikadan itibaren çaldığı düdüklerle "Bu gece ben Real'in yanındayım" dedi. Galatasaraylı oyuncuların tehlike yaratacak pozisyonlarda rakiple girdiği mücadelelerde Fransız hakem Lannoy "Real Madridli oyunculara değemezsin.
Real'e dokunamazsın" kararlılığında düdüğünü çaldı. Tıpkı Madrid'deki gibi Ronaldo ile Real'in 8. dakikada bulduğu gol ofsayttı.
Fransız hakemin düdükleri Galatasaray'ın attığı gollere bahane yaratamadı. Çünkü atılan üç golün üçü de birbirinden temizdi.