Bugünkü
Takvim
  • 27 Mayıs 2010, Perşembe

Ölüm de katiller de burnunun dibinde zaten

Aşk ve Ceza izleniyor. Maşallah, her bölüm bir aksiyon. Kavuşmayan aşıklar, herkesin aşık olduğu Savaş, babasından saklanan bir çocuk, Bodrum'da yaşayan melek gibi anneye karşılık siyahlara bürünmüş bir hanım ağa, dayılar, ablalar, reklamcılar… Yok, yok dizide! Biliyor musunuz, aslında çıkışta yok! İlla ki birilerinin canı yanacak. Bu fikir içimizi kemirirken senaristlerin kaleminden neler çıkacağını bekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Yasemin ve Savaş kavuşursa kan gövdeyi götürecek. Arada Çiçek'e yazık olacak, anneannesiyle sakin sakin büyüyen Ömer, cehennemin içine düşecek. Ama yine de bir kavuşma bekliyoruz. Diğer taraftan bu hafta beni benden alan bir diyalog geçti dizide; Mustafa adam öldürdü.
Zaten dizinin başından beri 'problem' bir karakter olacağı belliydi. Yurt dışına yollanan Savaş, ağalık sisteminin 'iyi yüzü' olarak tasarlanmışken Mustafa'nın bütün kötülükleri bünyesinde toplayacağı kesindi.

Neyse, Ahmet Moran'a sığınan Mustafa'yı Pala Dayı alıp eve getirdi. Tabii bu arada bir temiz dövdü. Şahnur Hanım, her zamanki loş ışıkta kabul etti oğlunu makamına ve o cümleyi söyledi; "Vah bana vah! Katil doğurup büyüten Şahnur Ana'ya… Yazıklar olsun!" Mustafa, bu söz üzerine annesinin dizlerine kapandı; "Anne çok pişmanım." Şahnur Ana devam etti; "Can aldıktan sonra pişman olsan ne fayda!"
Benim anlamadığım illa silahla can alınca mı bu üzüntü duyuluyor? Şahnur Ana'nın büyük oğlu, kocası, kardeşi, dünürü uyuşturucuyla can almıyor muydu? Bu aileler uyuşturucu ticaretiyle geçinmiyor muydu? Savaş, bu işe karşı çıkınca Şahnur Ana hop oturup hop kalkmamış mıydı? Aynı Şahnur Ana, Ahmet Moran'ın kızını öldüreceğini düşünmüyor mu? Farkında değil ama Şahnur Baldar'ın zaten dört bir tarafı eli kanlı insanlarla dolu… Şahnur Ana'nınki biraz geç kalınmış bir isyan!

* * *

CADI KAZANI
Melekler Korusun, gayrimeşru çocuk konusunda birinci olmayı başardı. 4 genç karakterden 3'ü evlenmeden hamile kalmayı başardı. Dizide ilk hamile kalan Esin'di. Ardından Eylül daha evlenmeden hamile kalmaya çalıştı. Başardı ama bebeğini düşürdü. Şimdi de İpek hamile! Ehh bir özgür kız Özgür kaldı! Darısı başına Özgürcüm, sizin dizide pek moda nikahsız çocuk yapmak…

* * *

ALKIŞ
Ezel'in adım adım intikamı, Eyşan'la 12 sene sonra tekrar sevişmesi ve her şeyin tadında olması harikaydı. Ancak beni en etkileyen sahne Ezel'in Dayı ile karşılıklı oynadığı satranç tahtasını ayağıyla devirdiği sahne oldu. Ezel, oyunlardan bıktığını, kumpas kurmaktan yorulduğunu böylece anlattı.
İçinden tekrar Ömer hortladı, sevdiğine yaptığını yediremedi belki de. Sözlerle değil, yıkılan satranç sehpasıyla anlattı derdini… Sinemasal bir anlatımdı. Keşke diğer dizilerde de böyle anlatımlara daha çok rastlasak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya