Bugünkü
Takvim
  • 25 Ağustos 2019, Pazar

Alkışlık eserler

Atatürk Havalimanı'nın kapanıp tüm uçuşların İstanbul Havalimanı'ndan yapılmasının ardından o kadar çok şey okudum ki...
Bu yaz işlerim nedeniyle İstanbul Havaalanı'nı çok sık kullandım. İlk gidişlerimde okuduklarım yüzünden "Ya uçağı kaçırırsam?", "Ya havaalanı içinde çok yürürsem?", "Uçak kuş sürüsüyle karşılaşırsa?" gibi kafamda deli sorular vardı.
Bir de benim gibi uçak korkusu olan adamın tüm korkularını tetiklediler… Yeni açılan bir yer, aksaklıklar olmuyor mu? Evet oluyor. Taksiyle gidiyorsunuz ve doğal olarak taksici yeni havaalanının iç yerleşimini bilmiyor.
Alanın içinde yerleşimi bilmediğin için zorluk yaşıyorsun. Alıştığın düzen değişiyor; ama her şey zamanla oturuyor. Yıllardır gittiğimiz havaalanı değil. Sabiha Gökçen Havaalanı da açıldığında "Orası çok uzak" ile başlayan bir sürü cümle saf edildi, o kadar iyi hatırlıyorum ki...
Dünyanın en büyük havaalanı, uluslararası bir havaalanı yapılıyor. Peki, burası kafalarına göre mi yapılıyor?
Dünyanın dört bir yerinden uçaklar inip kalkıyor… Sorun sadece bu havaalanının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde yapılmış olması… Tüm eleştiriler bu yüzden… Yıllar önce İstanbul Barbaros Bulvarı'ndan Beşiktaş'a inen yol yapıldığında da "Bu kadar büyük bir caddeye ne ihtiyaç var, uçak pisti mi? Ne gerek var?" diye isyanlar edilmiş. Yıl 2019 ve "Bize o yol yetmiyor" diyoruz. Büyüyen, nüfusu artan bir ulusuz. 20 yıl sonra o havaalanı da küçük gelecek. Transferlerin bir gün bizim havaalanından yapılmayacağını nereden biliyoruz?
Bunu başka bir hükümet yapsaydı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzası olmasaydı fısıltı gazeteleri çalışıyor olmayacaktı.
Temiz, düzenli, işlevi olan bir yeni havaalanıyla gurur duymak, alkışlamak gerekirken yapılan yorumları okuyunca şoka giriyorum.
Aynı şey İstanbul ile İzmir arasındaki 8 saatlik seyahat süresini 3 buçuk saate düşürecek olan İstanbul-İzmir Otoyolu'nun 192 kilometrelik kesimi için de yapılıyor.
Geçiş parası konuşuluyor.
Düşünülmüyor ki İstanbul'dan İzmir'e araçla gitmek maddi ve zaman açısından rahatladı.
Evinizden çıkıyorsunuz, havaalanına gitmek için taksi, havaalanı otobüsü veya aracınıza biniyorsunuz ve bir yol kat ediliyor. Ulaşım ücretini ya da otopark parasını ödüyorsunuz. En az 1 saat önce havaalanında olmak zorundasınız 1 saat de havada uçuyorsunuz. İndiniz, bavulunuz yoksa bile yine ulaşım araçlarından birini kullanıyorsunuz.
Hepsi bir para ve zaman...
Bu yolu da deneyimlemesem gerçekten bir satır yazmazdım.
Gördüğüm tüm eleştirileri "Kim ne der, biri bana tavır alır mı?" demeden hissettiğim gibi yıllardır gönül rahatlığıyla yazıyorum ve yazmaya da devam edeceğim… Benim işim zamanla ve benim için zamanın değeri çok önemli. Biraz önce saydıklarımı yaşayan biri olarak İstanbul'dan İzmir'e 3 buçuk saatte gidip gelmek ve ekipçe gidilen yolda ödediğim paranın yanında İstanbul-İzmir Otobanı geçiş ücretinin 256 lira olması bana hesaplı geliyor.
Bu tek kişi için geçerli… Bir de aile olduğunuzu düşünün. Lütfen parayı öyle hesaplayın. Böyle olunca geçiş ücreti toplam masrafınızdan daha ucuza geliyor.
Geçenlerde 'otoban fiyatları' diye bir paylaşım gördüm ve sizinle de paylaşmak istedim. Avusturya'da 325 km otoban 75 euro. Ben yazımı yazarken 1 euro, 6.429 lira yani 482 liraydı. İtalya'da 402 km'lik Brennero otoyolu 83 euro yani 533 liraya denk geliyor. Bu, kalitenin ve zamandan tasarrufun, kazasız belasız bir yolun fiyatıdır.
Seversin, sevmezsin, fikrin uyuşur, uyuşmaz… Yapılan bir şey varsa bugün için değerini anlamıyor olabiliriz; ama ilerisi için düşünerek klavye kahramanlığı yapmamak, alkışlamak gerek…
Atatürk Havalimanı'nın kapanıp tüm uçuşların İstanbul Havalimanı'ndan yapılmasının ardından o kadar çok şey okudum ki...
Bu yaz işlerim nedeniyle İstanbul Havaalanı'nı çok sık kullandım. İlk gidişlerimde okuduklarım yüzünden "Ya uçağı kaçırırsam?", "Ya havaalanı içinde çok yürürsem?", "Uçak kuş sürüsüyle karşılaşırsa?" gibi kafamda deli sorular vardı.
Bir de benim gibi uçak korkusu olan adamın tüm korkularını tetiklediler… Yeni açılan bir yer, aksaklıklar olmuyor mu? Evet oluyor. Taksiyle gidiyorsunuz ve doğal olarak taksici yeni havaalanının iç yerleşimini bilmiyor.
Alanın içinde yerleşimi bilmediğin için zorluk yaşıyorsun. Alıştığın düzen değişiyor; ama her şey zamanla oturuyor. Yıllardır gittiğimiz havaalanı değil. Sabiha Gökçen Havaalanı da açıldığında "Orası çok uzak" ile başlayan bir sürü cümle saf edildi, o kadar iyi hatırlıyorum ki...
Dünyanın en büyük havaalanı, uluslararası bir havaalanı yapılıyor. Peki, burası kafalarına göre mi yapılıyor?
Dünyanın dört bir yerinden uçaklar inip kalkıyor… Sorun sadece bu havaalanının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde yapılmış olması… Tüm eleştiriler bu yüzden… Yıllar önce İstanbul Barbaros Bulvarı'ndan Beşiktaş'a inen yol yapıldığında da "Bu kadar büyük bir caddeye ne ihtiyaç var, uçak pisti mi? Ne gerek var?" diye isyanlar edilmiş. Yıl 2019 ve "Bize o yol yetmiyor" diyoruz. Büyüyen, nüfusu artan bir ulusuz. 20 yıl sonra o havaalanı da küçük gelecek. Transferlerin bir gün bizim havaalanından yapılmayacağını nereden biliyoruz?
Bunu başka bir hükümet yapsaydı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzası olmasaydı fısıltı gazeteleri çalışıyor olmayacaktı.
Temiz, düzenli, işlevi olan bir yeni havaalanıyla gurur duymak, alkışlamak gerekirken yapılan yorumları okuyunca şoka giriyorum.
Aynı şey İstanbul ile İzmir arasındaki 8 saatlik seyahat süresini 3 buçuk saate düşürecek olan İstanbul-İzmir Otoyolu'nun 192 kilometrelik kesimi için de yapılıyor.
Geçiş parası konuşuluyor.
Düşünülmüyor ki İstanbul'dan İzmir'e araçla gitmek maddi ve zaman açısından rahatladı.
Evinizden çıkıyorsunuz, havaalanına gitmek için taksi, havaalanı otobüsü veya aracınıza biniyorsunuz ve bir yol kat ediliyor. Ulaşım ücretini ya da otopark parasını ödüyorsunuz. En az 1 saat önce havaalanında olmak zorundasınız 1 saat de havada uçuyorsunuz. İndiniz, bavulunuz yoksa bile yine ulaşım araçlarından birini kullanıyorsunuz.
Hepsi bir para ve zaman...
Bu yolu da deneyimlemesem gerçekten bir satır yazmazdım.
Gördüğüm tüm eleştirileri "Kim ne der, biri bana tavır alır mı?" demeden hissettiğim gibi yıllardır gönül rahatlığıyla yazıyorum ve yazmaya da devam edeceğim… Benim işim zamanla ve benim için zamanın değeri çok önemli. Biraz önce saydıklarımı yaşayan biri olarak İstanbul'dan İzmir'e 3 buçuk saatte gidip gelmek ve ekipçe gidilen yolda ödediğim paranın yanında İstanbul-İzmir Otobanı geçiş ücretinin 256 lira olması bana hesaplı geliyor.
Bu tek kişi için geçerli… Bir de aile olduğunuzu düşünün. Lütfen parayı öyle hesaplayın. Böyle olunca geçiş ücreti toplam masrafınızdan daha ucuza geliyor.
Geçenlerde 'otoban fiyatları' diye bir paylaşım gördüm ve sizinle de paylaşmak istedim. Avusturya'da 325 km otoban 75 euro. Ben yazımı yazarken 1 euro, 6.429 lira yani 482 liraydı. İtalya'da 402 km'lik Brennero otoyolu 83 euro yani 533 liraya denk geliyor. Bu, kalitenin ve zamandan tasarrufun, kazasız belasız bir yolun fiyatıdır.
Seversin, sevmezsin, fikrin uyuşur, uyuşmaz… Yapılan bir şey varsa bugün için değerini anlamıyor olabiliriz; ama ilerisi için düşünerek klavye kahramanlığı yapmamak, alkışlamak gerek…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya